uzay_mekikUzay mekiği nasıl gidiyor, nasıl dönüyor biliyor musunuz ? Ya da hiç araştırdınız mı ? Bende bugün okulda katıldığım bir konferansta konuşmacı bu konuya değindi. Dumlupınar Üniversitesi Matematik bölümünün düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mustafa Bayraktar , “Matematik ve Hayat” konulu eğlenceli bir konuşma yaptı. Matematiğin kullanım alanlarından bahsederken Uzay Mekiği ile ilgili bir ayrıntı çok ilgimi çekti. Hani ateşliyorlar, büyük bir güçle fırlatılıyor, oda gidip uzayda istenilen yere düşüyor diye düşündüğümüz uzay mekiği var ya, hiç öyle düşündüğünüz gibi değil. Yine üniversitenin başlarında bir hocamızın dediği gibi “Siz uzay mekiği öyle dimdik atılıyor, sonra öylece geri geliyor mu sanıyorsunuz ?”. Değilmiş öyle. Prof. Dr. Mustafa Bayraktar uzay mekiğindeki matematikten bahsederken bir ayrıntıya değindi.

“Hayatın her noktasında matematik var. Mesela uzay mekiğinin fırlatılmasında atılma hızı, atılma açısı, atmosfere girme(çıkma) hızı, atmosfere girme(çıkma) açısı çok önemlidir. Bir uzay mekiğinin atılması ve geri gelmesi olayında tam 35.000 formül kullanılmaktadır.”

şeklinde konuştuğunda dudaklarım uçukladı. 35.000 formül ne demek, onların birbiriyle bağlantılı olarak kullanılması ne demek insanın aklı almıyor. İnsanın aklı almıyor diyorum ama aynı insan aklı nelere kadir. Bunun üzerine uzay mekiği, fırlatılmasıyla ilgili alıntılarla birlikte bendende bişeyler sunmaya çalışacağım.

Uzay mekiği nedir ?

Uzay mekiği tekrar kullanılabilir şekilde üretilen uzay aracıdır. bu araç uydu yerleştirmek ve uzayla ilgili araştırmalar yapmak için tekrar kullanılabilir. Uzayda yapılacak çalışmaların maliyetini düşürmek için geliştirilmiştir. mekik, delta kanatlı güçlü roket motorları olan bir araçtır. kalkışta iki adet katı yakıt kullanan itici ek motor ve dev bir yakıt tankı düşer. daha sonra bunlar onarılarak tekrar kullanılır. Yörüngede roketin yük bölümü açılarak uyduyu ya da o bölgede çalışacak uzay mürettabatını serbest burakır. Mekik, tıpkı uçaklar gibi bir piste iner.

Bunca formülü insan beynine sığdırabilen güç aklıma geliyor. Dehşet verici, bana göre çok fazla olan onca formül, onlar için bir rutinden ibaret belkide. Bunca hayret verici bir beyne sahip olmamıza rağmen, beynimizin sadece %3 gibi bir kısmını kullanabiliyoruz. Biraz daha fazla kullanabilen alim oluyor. Einstein’in %8 ini kullanabildiği söylentisi net aleminde her yerde yazmakta. Bu harika organın, bu kadar az kısmıyla neler yapıldığının hayreti, O’nu düşünmeye sevkediyor insanı.

Gürültü ses hızı aşılana kadar devam ediyor.  Yerden  yaklaşık 15,000 feet (4,500 metre) yükseklikte ses hızı geçiliyor ve artık sarsıntı ve şok dalgaları geride kalıp, nisbeten sakin bir seyir başlıyor. Atmosferin dışına çıkana kadar ses hızı birkaç kez daha geçilecektir. Katı roket yakıtı taşıyan iki tank, fırlatıştan 2 dakika sonra bitiyor ve mekikten ayrılıyorlar. Sonraki 6.5 dakika süresince atmosferin dışına çıkmak için ana motor çalıştırılıyor. Bu esnada  sürat saate 18,000 mile (yaklaşık 32.400 km) ulaşıyor. Ve fırlatılıştan ağırıksız ortama geçiş, sadece 8.5 dakika sürüyor.

Yukarıda okunduğu üzere, ses hızı atmosfere ulaşana kadar bir kaç defa geçiliyor. Fırlatma anında, yani o ateşin, dumanın falan etrafa yayıldığı andaki hız 180 km civarındadır. Dumana değinmişken neden çıktığını söyleyelim. Ateş olduğu için değil, ısı regülasyonunu sağlamak için fırlatma anıda egzozlara sıkılan su sebebiyledir. Ayrıca sıkılan bu su, dayanılmaz derecede fazla olabilecek sesin etkisini azaltmaktır. Ayrıca bu ses, içeridede çok fazladır. Ancak özel elbise ve kask sayesinde astronotlar zarar görmemektedir. Fitili ateşle, gitsin uzaya değilmiş :) Araştırdıkça hayretler içerisinde kalıyorum.

Uzay mekiği başlıca 4 bölümden oluşur :

1.Katı Yakıt İticiler ( Solid Rocket Booster’s SRB)
Bunlar yandaki resimde uzay mekiğinin iki yanında bulunan roketlerdir. Kalkışta kullanılırlar; çünkü kalkış sırasında ilk hareketin verilmesi için büyük bir itme gerekir ve bu da katı yakıtlı roketlerle yapılabilir. Roketler bırakıldıktan sonra baş kısımlarında bulunan paraşüt açılır ve yavaşça okyanusa düşerler. Okyanustan alınıp tekrar kullanılırlar.

2.Dış Yakıt Tankı ( External Tank ET)
Bu da resimde kırmızı olarak görünen objedir. İçerisinde mekiğin belli bir hız ve yüksekliğe ulaşıncaya kadar kullandığı hidrojen bulunur. Mekik atmosferden çıkıncaya ve yörüngeye oturma hızına gelinceye kadar kendi içindeki yakıtı kullanmaz. Hidrojen tankı roketler gibi tekrar kullanılmaz. Düştüğü yerde parçalanır.

3.Yörüngeci (Orbiter)
Uzay mekiğinin kullanılma amacı sadece uydu taşımak değildir. Aynı zamanda içerisinde bulunan laboratuarlarda yerçekimsiz ortamda deneyler yapılır. Ayrıca mekiklerin sıradan roketlere üstünlüğü uzaktan kumandalı kol ile kargosunda bulunan bir yükü istediği yüksekliğe bırakabilmesidir.

4.Ana Motorlar (SSME’s)
Uzay mekiklerinin 3 adet ana motoru vardır. Bunlar dış yakıt tankından gelen hidrojeni oksijen ile yakmaktadır ve uzay mekiğinin atmosferden çıkmasına yardımcı olmaktadır. Bugüne kadar tasarlanan en verimli motorlardır. Bir ana motorum ömrü 7 saattir ve her bir görevde yaklaşık 8 dakika kullanılırlar.

Bu dünyanın sırrı daha beynimin sınırlarını zorlarken, adamlar uzaya neler yolluyor. “Adamlar aşmış abi” demek geliyor içimden ama demeyeceğim :)

Bir matematik konferansından alakasız bir uzay mekiği konusu çıkarabilmekte benim %3 lük beynime yakışan bir hareket oldu. Asıl gelmek istediğim noktaya geleyim artık. Düşündükte aklımın almadığı bu basit uzay mekiği yollama olayı benim beynimi bu kadar zorlarken, onlar için bir iş adeta. Bundan daha ilginci, insan beyninin sadece %3 ünün neler yapabileceği, neleri ortaya çıkarabileceği. Ben şurada sıradan bir teoreme bile akıl erdiremezken, insan sadece bir giriş(çıkış) için 35.000 formülü belli bir düzene oturtup neler yapabilmekte. Düşünüyorum, (o halde varım) bu sadece insanın bir şeyi ne kadar istediği, ne kadar hayal edebildiğine bağlı. Aynı beyin bizdede var önemli olan kullanabilmek.

Her işte olması gerektiği gibi sebebi ve sonucu O’na bağlamadan geçemeyiz. Görüldüğü üzere, ne kadar karışık gelen bir sistemi, beynimizin küçücük bir kısmına sığdırabiliyoruz. Bizim görüş açımızla insan beyninin yapabilecekleride sınırsız. Yani, sınırlı bir kısımda sınırsız bir kapasite denilebilir. O bize böyle bir beyin verdi, sebebi ise kullanmamızı istemesi. Sebep O’ndandır. İnsan beynini kullandı ve nice akıl almaz sonuçlar ortaya çıktı. Sonuç O’nun sayesindedir. O isterse olur, istemezse olmaz. Ancak insan kendi aciz iradesiyle neler yapabilmekte. Durup düşünmek lazım, verilenleri düşünmek lazım. Ne kadar kullandığımız düşünmek lazım. Unutmamak lazım, bu sadece sayılamaz nimetlerden sadece biri.

Birkaç sözden hareketle aklıma gelenleri yazmaya çalıştım. İnşallah canınızı sıkmamışımdır. Ayrıca bu yazıyı yazarken çok yakın bir tanıdığımın teyzesini kaybettiğimiz haberini aldım. Bu yazıyı okuyanlar, rahmetlinin ruhunada bir fatiha okur sanırım. Şimdiden Allah razı olsun.

Vesselam.

Veysel KALENDER – 30.04.2009

Kaynaklar

http://uzaygezgini.blogcu.com/uzay-mekigi-nedir_24779211.html

http://www.tayyareci.com/makaleler/mekik/mekik1.htm

http://www.msxlabs.org/forum/uzay-bilimleri/99938-uzay-mekigi.html

1 Yorum Yapılmış

  • Zeynep diyor ki:

    Bir matematik konferansından uzay mekiği konusunu çıkarıp, ondan ibret almanız tefekkürünüzün genişliğini gösteriyor.. Gerçekten çok güzel bir yazı olsun ellerinize, yüreğinize sağlık..
    Bu bir manzara resmine bakmak gibi sizin dikkatinizi uzay mekiği çekmiş ve tefekkürünüze sebep olmuş..

    Allah razı olsun…
    vesselam…

Yorum Yap