her-sey-seninle-baslarSelamun aleyküm arkadaşlar,
Son hızla kitap tahliline devam ediyorum :) bir önceki “Böyle Gelmiş, Böyle Gider! “ başlıklı yazıdaki örneğe, yazarın toplumumuzda ki çaresizliklere genelleme yaparak, yapmış olduğu yorumu olarak düşündüğüm alıntıyla yazıma başlamak istiyorum.

Kanaatimce Doğu kültüründeki çaresizlik anlayışını en iyi ´öğretilmiş çaresizlik´kavramı anlatır. Prof. Dr. Martin Seligman Türk olsaydı, bulduğu kavrama ´öğretilmiş çaresizlik´ derdi!
Öğrenilmiş çaresizlik teorisinde bireyler deneme yanılma sonunda çaresizliği öğrenir. Öğretilmiş çaresizlik ise, kişi herhangi bir ‘deneme yanılma’ yaşamasa da, toplum tarafından bireye çaresizlik kültürü ‘yüklenir’. Mesela arabesk müzik güçlü bir öğreniliş çaresizlik aşılamasıdır.
Öğretilmiş çaresizlik kültüründe, bireyler neleri yapmamaları gerektiği o kadar güçlü bir şekilde öğretilir ki, o kişi o alanda bir denemede bulunmayı aklından bile geçirmez. Kişi deneyip yanılmadan ´doğuştan´ kaybetmeyi kabul eder! Batılılar deneyip, yanılıp çaresizliği öğrenir, bizim toplumumuz çaresizliği doğar doğmaz bize öğretir ki, deneyip yanılmayalım! Bu kadar ‘iyi kalpli’ olduğumuz halde bu kadar çaresizlik içerisinde yaşamamızın temel sebebi budur!
Koca bulmaktan, iş aramaya, üniversite sınavını kazanmaktan vize başvurusuna hayatımızın pek çok unvan maçına kaybetmeye hazırlanmış şekilde çıkarız. Çünkü daha önce deneyip kaybeden birileri sınırlayıcı ön yargılarını beynimize doldurmuştur. Öğretilmiş çaresizliğe ´bulaştırılmış başarısızlık bilgisi´de diyebiliriz…

Son paragrafta örnekler az verilmiş, eş bulmak dese daha geniş kapsamlı olurdu ama neyse :) şaka bir yana Batı kültüründe insanlar ‘özgürlük’ görüşünde ve 3 yaşındaki çocuğun fikrini alıp ona göre işlerine şekil veriyorlar. Filmlerden görme bir örnek değil şahit olduğum olaylar olduğu için rahatlıkla anlatıyorum. Ama bir iki aileyle de Batılılar böyle denilemez tabiî ki de aynı şekilde de bir iki aileye bakılarak Doğulular böyle denilemeyeceği gibi.. ama genel itibari ile böyledir. Bizde 3 yaşındaki  veya 40 yaşındaki kişiye fikri sorulur ama sonuçta kendi bildiği yapılır. Buda yine öğretilmeye çalışılan bir çaresizliktir. Sana sorsam da ben yine kendi bildiğimi uygularım veya sen konuş ben kendi bildiğimden şaşmam demektir, hal dili ile, bazen de direk kendi dili ile :) hatta “adam yerine koyduk fikrini aldık buna şükretsin” diyenler bile olur. Dediğinin yapılmaması değil fikrinin alınması bile büyük şereftir  de farkında değildir o kimse :) bunun kıymetini bilmediği için bir dahakine fikri bile alınmaz…
Böyle olaylar o kadar çoktur ki yazmaya sayfalar kalemler dayansa da parmaklar dayanır mı bilmem.  Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi bu yönde şeyleri anlatmaktan başka bir şey yapmıyorsak yani sadece konuşmaktan ibaretse yaptığımız susmak daha hayırlıdır hiç değilse boş konuşmamız oluruz.
Eğer bir şey yapmaya karar verdiysek o zaman konuşmaya başlayabiliriz. İşte o zaman susmadan konuşabiliriz. Hakkı, doğruyu son gücümüzle son nefesimize kadar savunabiliriz. Yeter ki neye niçin karar verdiğimizi bilelim. Doğuştan elimize verilen bayrağı cebimizden çıkarıp canla başla Hak olan davamız için hiç durmadan konuşalım, koşalım…
Çaresizlik babadan oğla, dayıdan kuzene, teyzeden yeğene tokmakla vurulur gibi öğretildiği gibi sadece görülerek de öğreniliyor. Aslında hiç kimse ona yapma, yaparsan yanarsın demediği halde birileri birilerine yapma yanarsın dediği için uyarılmadan, yanmadan yanabilirim belki diyerek vazgeçiyor. Böyle insanlarda çok fazla, hayata doğuştan küsmüş ya da tembel kimseler…
Bu tarz insanlara bak bir dene deseniz de boşuna kendinizi yormuş olursunuz. Çünkü size fikrinizi sormazlar, kendilerini yapılamaza odakladıkları için çıkış kapılarını görmez gözleri. At gözlüğü takmış gibi odaklandıkları veya odaklatıldıkları yola doğru amaçsızca yürürler.. bu düşüncede olan insanlara hiç anlam verememişimdir. Neden bu kadar dar bakıyorlar, kendilerini ispatlamak, doğru olanı yapmaktan, yanlıştan kaçar gibi kaçıyorlar…
Ülkemizde tarz edinilen çaresizliği öğretme sanatı hiç fark ettirilmeden işleniyor, temiz dimağlara, biz bunun kurbanı olmuş olabiliriz belki ama biz kurban etmeyelim başkalarını, ve insanlar için, HAK olan için bir şey yapmak istiyorsak sadece kendimiz için değil tüm toplumumuz için bir şey yapmaya çalışmalıyız.

 

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum, gözlerinize sağlık.

 

 

 
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?
Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…
Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?
Böyle Gelmiş, Böyle Gider!

4 Yorum Yapılmış

Yorum Yap