<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerekli Şeyler... &#187; Okumak Gerekli</title>
	<atom:link href="http://www.gerekli.org/kategori/okumak-gerekli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gerekli.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 09:56:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Siret-i Meryem</title>
		<link>http://www.gerekli.org/siret-i-meryem/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/siret-i-meryem/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 09:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[cennet kadınlarının sultanı]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[siret-i meryem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=961</guid>
		<description><![CDATA[Siret-i Meryem Cennet Kadınlarının Sultanı Kitap Bilgisi: Yazar : Sibel Eraslan Yayınevi : Elest Yayınları Sayfa Sayısı : 368 Basım Tarihi : Ağustos 2008 Arka Kapak: Meryem hırkasız. Meryem taraksız. Ne sırtını sıvazlayan oldu, ne saçını ören, hem yetim hem öksüz&#8230; Ah üzülme yine de. Rızkı Allah&#8217;tan gelir her yetim gibi Meryem&#8217; in de. Allah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ummandakatre.files.wordpress.com/2010/06/siret-i-meryem-cennet-kadinlarinin-sultani-sibel-eraslan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-548" title="siret-i-meryem-cennet-kadinlarinin-sultani-sibel-eraslan" src="http://ummandakatre.files.wordpress.com/2010/06/siret-i-meryem-cennet-kadinlarinin-sultani-sibel-eraslan.jpg" alt="" width="207" height="327" /></a></p>
<p><strong>Siret-i Meryem<br />
Cennet Kadınlarının Sultanı</strong></p>
<p><strong>Kitap Bilgisi:<span id="more-961"></span></strong></p>
<p>Yazar : Sibel Eraslan<br />
Yayınevi : Elest Yayınları<br />
Sayfa Sayısı : 368<br />
Basım Tarihi : Ağustos 2008<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong><br />
Arka Kapak:</strong></p>
<p>Meryem hırkasız.<br />
Meryem taraksız.<br />
Ne sırtını sıvazlayan oldu, ne saçını ören, hem yetim hem öksüz&#8230;<br />
Ah üzülme yine de. Rızkı Allah&#8217;tan gelir her yetim gibi Meryem&#8217; in de. Allah var ya, ne gam!<br />
Meryem mukarrebtir. Yakınıdır Rabbinin.<br />
Elinde Allah&#8217;ın kartını tutar. Onun imzasıyla açılmayacak kapı elbette yok. Tüm kapılar cümle kilitlerini çözer o mukarrebin karşısında.</p>
<p>Meryem&#8217;in açık alnı kapısızdır.<br />
Meryem nişan&#8217;lıdır. Alnı kınayla nişanlanmış kurbanlık koçlar gibi Rabbi için süslenmiştir.<br />
Meryem süslüdür. Razı olmuş merziyye kul olarak, alnı secde elleri su ile nişanlıdır.<br />
İşaretlidir güllü ağzı. Dualarla mühürlü, zikirlerle rabıtalıdır.<br />
Meryem&#8217;in açık alnı utangaçtır. Hicabından titreyen, kendi kendinden utanan, kendisi olmaktan çekinen, kendi adına istemektense dilsiz toprak olmaya can atan mahcubedir Meryem.</p>
<p>Meryem&#8217;in açık alnı hamdedenlere mahsus hikmetle yükseltilmiştir&#8230;<br />
Meryem&#8217;in açık alnı kelime-i tevhid ile mühürlüdür&#8230;</p>
<p><a href="http://ummandakatre.files.wordpress.com/2010/06/sibel-erarslan.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-553" title="sibel erarslan" src="http://ummandakatre.files.wordpress.com/2010/06/sibel-erarslan.jpg?w=150" alt="" width="150" height="112" /></a></p>
<p><strong>Yazarın Dilinden Siret-i Meryem:</strong></p>
<p><em>“Zeytine ve Tur dağına yemin eden Rabb,<br />
Filistin’in kızlarına en çok yakışan giysi olarak<br />
anneliği işaret ederdi.Zeytin ağacı kadar sabırlı<br />
Ve zeytin ağacı kadar bereketin timsaliydi Filistinli kadınlar”<br />
-ve hep öyle olmaya devam edeceklerdir-</em></p>
<p>Yetim bir seyyahtır Merzanguş. Görevi;şimdiye kadar el değmemiş,sırrının gölgesinde yitip gitmemek adına dile gelmemiş lâl bir hikayenin zor koridorlarında yol almaktır.Peşinen kabul etmiştir oysa, harflerinin “sevgili” olan Meryem’i anlatmakta kifayetsiz kalacağını.Peşinen boyun eğmiştir yazgısına:<strong> “Bu senin Meryem’indir. Göklerden inen değil…”</strong></p>
<p>Filistin kadınlarının sırtını dayadığı,sabrının kaynak suyu,metanetinin anahtarıdır Hz.Meryem.Ki annesi Hanne gibi tüm Filistinli kadınlar yün eğirmekte ustadırlar.<strong> “Onların asırlık sabırlarının alınyazısı gibi”</strong>dir der yazar bu maharetin gizine göndermede bulunurken ve ekler <strong>“sabrın ipini bugün olmuş hala filistinli kadınlar eğiriyor.”<br />
</strong><br />
Uzun yıllar çocuk özlemlerini sabır ve şükürle yoğuran İmran ve Hanne’ye Yaradanın bir hediyesidir Meryem.Kısırlık dedikodularını halkın kulağına fısıldayan<strong> “Beyt-ül Mukaddes’in ulu pirleri”</strong>nin yüzlerine bir tokat gibidir Meryem’in müjdesi;dünya kadınlarının gözdesi ve önderinin gelişi.</p>
<p>Yazgısı baştan zorlu yazılmıştır Meryem’in,yürüyeceği yol bütün alışkanlıkları tersyüz edecek işaretlerle doludur.Beyt-ül Mukaddese adanan ilk kız çocuğu…Kınayıcıların kınamasına karşılık Meryem “adanan”dır.Ve O “hiçbir erkeğin yapamayacağı bir şey yapacaktı;bir çığır açacaktı,sonradan gelen tüm çilekeşlere nur olacaktı”karanlıktan aydınlığa çıkaran bir nur…Hep<strong> “yüzünün bir yanıyla gülerken,diğer yanıyla ağlıyor gibi”</strong> bakacaktı. Bir yanı umudun diğer yanı hüznün adresi olacaktı.</p>
<p>Onun adı Meryem’di:<strong> “İbadet eden,Allah’a kullukta ileri giden,gayretli kişi demekti Meryem.”</strong>Korunmuştu ve hep korunacak olandı.</p>
<p>Kitabın en sarsıcı yeri,kuşkusuz Hz.Meryem’in İnzivasına şahitlik eden yedi kapılı mihrabın hikayesidir.Anlatım öyle coşkulu ve sahicidir ki,sanki her bir kapı açıldığında adımlarınız yüreğinizin hızıyla yarışır,her vuslat bir uçurum kıyısından çekip çıkarır sizi. Dünyanın tüm dağdağasından öteye savuran ve dağıtan bir tablodur karşınızdaki.Hz. Meryem’in kadınlarından olmayı dilediğiniz müstesna bir diz çöküş ayinidir yedi kapılı mihrabın hikayesi.Son kapının, “SIRR”kapısının ardında kaybedersiniz benliğinizi ve “Sevgili” Meryem’inizi.</p>
<p>Mihrapta yeni bir mucize sizi kendinize getirir.Sonradan gelenin habercisi,bir nefes,bir ruh,kutsanmışın içinde büyüyen bir Peygamber : Hz.İsa….</p>
<p>Serüven en çetrefilli mecrasına doğru sürüklenrken “uzak”taki Meryem’in yaşadığı sınavı tek bir cümleyle beyninize nakşeder Eraslan : <strong>“Erlik bir sıfattır,öyle kadınlar vardır ki Er’dir dedirtecek bir sınavdı Meryem’in yaşadığı tarihi sınav.”</strong></p>
<p>İlk olarak bir melek tarafından tebrik edilen bir annedir Meryem,yavrusunun üstüne titreyen tüm annelerin yüreklerinin attığı yerdir Meryem’in kalbi.</p>
<p><strong>“Babasız bir çocuk…”</strong>Üstelik O bir Peygamber…<br />
Kalpleri mühürlenmiş,hayatın cazibesine kapılmış Kudüs’ün ekabirlerine bundan daha ağır bir darbe olabilir mi? <strong>“Neden biz değil de O”</strong> enaniyetine kapılmış ulular bırakır mı yakasını Meryem’in ?Sonunda dile gelen bir çocuk bile kalplerdeki bukağıları sökmeye yetmez.</p>
<p><strong>“Kelime”</strong>sini sımsıkı kucaklayan Meryem,bir daha dizinin dibinden hiç ayırmayacaktır oğlunu.Zira O, <strong>“insanlığın yakasına takılmış bir onur nişanıydı”</strong>der Eraslan.</p>
<p>Şimdiye kadar böyle derinlikli yazılmaya cesaret edilememiş,dile gelip te kalemin gölgesine düşmemiş bir hikaye daha güzel nasıl anlatılabilir ki?&#8230;</p>
<p>Bir yetim seyyahın gözlerinden yüreğe ıpılık akıveren,aktıkça coşturan,şaşırtırken ağlatan,umutlandıran,müjdeleyen ve asla yalnızlığı inanan yüreğe yakıştırmayan muhteşem bir başucu kitabıdır Siret-i Meryem ve yürekten bir teşekkürü hakeden dosdoğru bir kalemdir</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Sibel Eraslan.</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></p>
<p><strong>Acizane: </strong></p>
<p>SibelErarslan&#8217;ın okuduğum ilk kitabı ve tek kelime ile harika&#8230;<br />
Su gibi akıcı, berak ve serinletici&#8230;<br />
İçindekiler bölümü Meryem suresinin ilk ayet-i kerimesi olan &#8220;Huruf-u Mukatta&#8221;[1] harflerine göre &#8220;Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd&#8221; isimlendirilmiş olması çok hoş olmuş.<br />
Cennet kadınlarından biri Hz. Meryem<br />
Hayatı boyunca hep yanında olduğu gibi, Kuran-ı Kerim&#8217;de de oğlu Hz. İsa&#8217;nın hep yanında anılan kadın Hz. Meryem<br />
Tüm müm&#8217;min hanımların kendisine örnek alması gereken bir hanımefendi O<br />
Okurken içine alıp götüren bir kitap, Kimi yerde tebessüme kimi yerde göz yaşlarına boğan bir kitap&#8230;<br />
Ayrıcan bu kitabı okurken yıldızlar ve burçlar ilmi, gök bilimciliği gibi konular dikkatimi celbetti. Bu konularda araştırma yapmak istiyorum inşallah (:<br />
Okunmaması eksiklik diye düşündüğüm kitaplardan acizane&#8230;</p>
<p>İyi okumalar diliyorum (:</p>
<p><span style="color: #888888;"><strong>[1]</strong> “Mukattaa” kelimesi Arapça bir isimdir. Kat’edilmiş,<br />
kesilmiş; kesik, ayrı manalarına gelir. “Hurûfu Mukatta”<br />
mürekkep/birleşik bir isimdir; ayrı ayrı yazılmış, bitişik olmayan harfler demektir.<br />
Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin ilk ayeti olarak gelen Elif Lâm Mîm,<br />
Elif Lâm Râ, Hâ Mîm, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf gibi birkaç harften oluşan,<br />
bazen de Sâd, Kaaf, Nûn gibi bir harften meydana gelen bağımsız harflere<br />
“Hurûfu Mukattaa” denir.</span></p>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/siret-i-meryem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizliğe Türk Usulü Çözümler</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 12:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlanma değil merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[gariban]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizliğe Türk Usulü Çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk usulü çözümler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Bu yazımda, Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar” kitabının tahliline her şeye bir çözüm bulan Türklerin usulüyle çözümlerini yazarın yorumlarıyla sizlerle paylaşacağım&#8230; Bazı insanlar her şeyin ‘milli’sini sever. Müessesemizde ‘okur memnuniyeti’ esas olduğu için öğrenilmiş çaresizliğe Türk usulü çözümleri de araştırdım. Yalnız bu çözümler öğrenilmiş çaresizlikten çıkmayı sağlamıyor, onunla birlikte nasıl mutlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-89" title="1116-her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/1116-her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="1116-her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Bu yazımda, Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitabının tahliline her şeye bir çözüm bulan Türklerin usulüyle çözümlerini yazarın yorumlarıyla sizlerle paylaşacağım&#8230;</p>
<blockquote><p>Bazı insanlar her şeyin ‘milli’sini sever. Müessesemizde ‘okur memnuniyeti’ esas olduğu için öğrenilmiş çaresizliğe Türk usulü çözümleri de araştırdım. Yalnız bu çözümler öğrenilmiş çaresizlikten çıkmayı sağlamıyor, onunla birlikte nasıl mutlu mesut yaşanacağını gösteriyor!<span id="more-598"></span></p>
<p>İnsanlar öğrenilmiş çaresizlik içinde uzun süre yaşayınca onu normalleştirmenin kendince yollarını üretirler. Hayallerine göre yaşayamayan insanlar, gerçeklerini kendilerine öyle teorilerle açıklarlar ki, kaybetmenin acısını kendi içlerinde daha hafif yaşarlar.</p>
<p>Tespit edebildiğim kadarıyla yurdum insanının öğrenilmiş çaresizlik içinde huzurlu yaşamak için bulduğu 6 eşsiz yol bulunmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong> Suç ortaklığı sistemi;</strong>  Prof. Dr. Mehmet Altan’a göre Doğu toplumlarında bireyler Batılılardan farklı olarak karar alırken çevresine danışır, böylece başarısızlık durumunda suçluluk duygusu yaşamaz. Ortak başarısızlık olur! Birey iç ve dış saygınlığını korur. ‘istişare’ edin, çevreni de suç ortağınız olsun!</li>
<li> <strong>Mazeret Dayanışması;</strong> Malum ülkemizde, “ Sen benim mazeretimi hoş gör, bende senin mazeretini,” anlayışı yaygındır. Açıklamalara, mazeretlere, özürlere gösterilen hoşgörü Batı toplumuna göre daha fazladır. Başarısız ama mazereti sahibi insanlara gösterdiğiniz hoşgörü, ileride sizin başarısızlıklarınızın görmezden gelinmesini başkalarının başarısızlıklarını görmezden geçer.</li>
<li> <strong>Dert yarıştırma;</strong> Yurdum insanının beni en çok şaşıran tarafı, problemleri çözmekten daha çok, problemlerini çözmekten daha çok, problemleri üzerine konuşmayı (dertleşmek) sevmesidir. Bu garip dert yarıştırma hali yaygın bir terapi geleneğidir. Arabesk müzikte, “Senin derdin dert midir/benim derdim yanında/böyle dert gördün mü/söyle sen hayatında,” şeklinde ifadesini bulur. Dertleşme davranışı, “Demek ki, herkes dertli, o zaman ben de normalim!” duygusu, insanı çaresiz ama huzurlu yapar!</li>
<li><strong>Gariban yücelticilik;</strong> Türk kültürü kaybedenleri kazanlardan daha fazla yücelten nadir toplumlardandır. Garibanlar bu ülkenin kutsal çocuklarıdır. Türk filmlerinde gariban kötü adam yoktur, çünkü gariban kötülük yapsa da onun garibanlığı yanlışını aklar. Garibanlık öyle güçlü bir doğrudur ki, kırk yanlışı götürür! Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük ideolojik hareketi ‘garibanizm’dir batı toplumu az sayıdaki başarılı insan kaybeden çoğunluktan korur ve yüceltir. Bizde garibanlar ‘güçlü ama kötü’ kazananlardan korunur ve yüceltilir. Kişi başarısız bir gariban olduğu için kendini kötü hissetmez, aksine ‘özel’ hisseder. Garibanlıktan çıkmak için çaba harcamaz. Garibanı sev ve koru bir gün sen de kaybeder, gariban olursan itibarın kazananlardan daha fazla olur!</li>
<li><strong>Dış güçler teorisi;</strong> Başarısızlık ve problemlerinden dolayı başkalarını suçlamak, insanı yerinde saydırsa da, insan, ruhunu ‘serinleten’ bir davranıştır. Geri kalmışlığımızdan, onlarca siyasi sorunumuzdan kendimizi sorumlu tutup bunalıma gireceğimize, dış güçleri suçlayıp kendimize saygımızı koruruz. Politik başarısızlıklarının sonucunda çıkan problemleri ‘dış güçlerin oyunu’ diye açıklamak iç güçlerin çok iyi bir oyunudur! İleride öğreneceksiniz, her başarısızlıktan kendini suçlayanlar, başkalarını suçlayanlardan daha fazla bunalıma giriyor!</li>
<li><strong> Arabesk müzik;</strong> arabesk müzik Türk insanının öğrenilmiş çaresizliğini huşu içinde yaşaması için icat edilmiştir. Daha çok dertli müzik dinleyerek derdinden kurtulmak bize özgü orijinal bir çözümdür. Arabesk müzik neden ‘bütün duyguları ağır yaralı’ insanlarımıza ‘ilaç gibi’ geliyor? Çünkü yurdum garibanı ‘<a href="http://www.netkitap.com/kitap/50546/aydinlanma_degil_merhamet_.htm">aydınlanma değil merhamet</a>’ ister! [1] İnsanlar neden sorunları hakkında aydınlanmak değil acınmak ister? Bilmem!</li>
</ol>
</blockquote>
<p>Bu konu ile kitabın yarısına gelmiş bulunuyoruz. Buraya kadar başarısızlığı nasıl öğrendiğimiz anlatıldı. Bundan sonrada başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceğini inceleyeceğiz.<br />
Pozitif başarı eğitimi başlıyor.</p>
<blockquote><p>Bundan sonraki ilk adım neyi nasıl başarmak istediğinizi kesinleştirmek. Bir sonraki adım ataleti tanımak ve yenmek! Sonra amaçlarımıza giderken karşılaştığımız engelleri aşmak ve sonuç almak üzerine düşüneceğiz. Özgüveni kazanmak bir sonraki adım. Daha sonra zorluk içerisinden yaşasalar da öğrenilmiş çaresizlik ve atalet tuzağına düşmeden sonuç almış başarı örneklerini konuşacağız. Son adım kişisel kurtuluş savaşını başlatmak&#8230;</p></blockquote>
<p> </p>
<p>Takipte kalın <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Vesselam</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>[1]Alev Alatlı&#8217;nın bir romanının adıdır.</p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<p> </p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar…</a>  </li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/">Garantili Bir Şekilde Bunalıma Girip Başarısız Olmanın Yolları…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/">Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 09:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır]]></category>
		<category><![CDATA[çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar” kitabını tahlil etmeye devam ediyoruz. Bir önceki yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine nasıl kapılacağımızı öğrenilmiş çaresizliğe nasıl kapılabilirizi yani olaya düğüm atarak değil çözerek bakmıştık. Bu yazımda da yine öğrenilmiş çaresizlikle baş etmenin diğer yollarını inceleyerek devam edeceğim inşallah&#8230; Bu yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olup olmadığımızı nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitabını tahlil etmeye devam ediyoruz. Bir önceki yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine nasıl kapılacağımızı öğrenilmiş çaresizliğe nasıl kapılabilirizi yani olaya düğüm atarak değil çözerek bakmıştık. Bu yazımda da yine öğrenilmiş çaresizlikle baş etmenin diğer yollarını inceleyerek devam edeceğim inşallah&#8230;</p>
<p>Bu yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olup olmadığımızı nasıl anlayacağımızı da göreceğiz.<span id="more-590"></span></p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmanın önündeki en büyük engel onun farkında olmamaktır. Balık nasıl içinde yüzükleri suyu göremiyorsa, pireler nasıl kafalarını çarptıkları camı göremiyorlarsa, insanlar da kafalarının içindeki öğrenilmiş çaresizlik paradigmasını kendi başlarına göremiyorlar.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet halinin içimizde oluşma şeklini anlamak, onunla başa çıkmanın da ilk adımıdır.<br />
Artık çaresizlik yaşadığınızda bunun ‘farkında’ olacaksınız. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisini tanıyorsunuz. Beyninize yerleşirken onu yakalayabilir, yılanın başını küçükken ezebilirsiniz!<br />
Daha önce bilmediklerini öğrenen bir beyin, yeni bir düzeye gelmiştir ve ilk baştaki kör noktasına geri gitmez.</p>
<p>Eğer yazı dizisini başından beri takip ediyorsanız. Artık öğrenilmiş çaresizliği tanıdınız ve neler yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Şimdi önünüzde iki şık var çözmeyi tercih etmek ya da etmemek.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar başarısızlığa uğradıkları alanlarda kendilerini geliştirmeye de kapalıdırlar. “Dün yapamadıysam bugün kendimi geliştirerek yapabilir hale gelebilirim.” Diye düşünemezler. Bir işi yapmanız gerekiyorsa ancak yapamayacağınızı düşünüyorsanız, “Onun nasıl yapılacağını öğrensem, bende yapabilirim,” diye düşünün.</p>
<p>Buraya kadar anlatılan öğrenilmiş çaresizlik öykülerinin, ‘yapamam’ inancının aslında çoğu kez, geçersiz olduğunu ve insanı ne kadar gülünç duruma düşürdüğünü görmüş olmalısınız. Fark etmiş olduğunuz gibi, öğrenilmiş çaresizlik psikolojik ofsayt pozisyonuna düşmektir.</p>
<p>İnsanlar aptal durumuna düşmemek için başarısız oldukları şeyleri daha sonra denemezler. Oysa ki sonraki denemede şartlar değişmiştir ve bu yüzden deneylerdeki hayvanların yaptığı gibi, denedikleri için değil denemedikleri için aptal durumuna düşerler.</p>
<p>The Health Center’in öğrenilmiş çaresizlikle ilgili bir raporunda içimizdeki ‘ezik’ çocuğa dikkat çekiliyor: “Öğrenilmiş çaresizliğin temelinde incinmiş bir çocukluk vardır. Ancak içinizdeki bu incinmiş çocuk bugün duygusal problemlerinizi çözebilecek donanımda değildir. Hatta sizin daha fazla incinmenize neden olabilmektedir. Bu konuda atılabilecek ilk adım, olaylara verdiğiniz reaksiyonların mantığınız tarafından kontrol edilmesini sağlamaktır.”</p>
<p>Aynı raporda sınırlayıcı kişisel tabuların gücü vurgulanıyor. “Kendinizle ilgili olumsuz yargılayıcı ifadelerden uzak durun.</p>
<p>“Ben çok popüler biri değilimdir.”, “Ben biraz utangacımdır.”, “Kompozisyon yeteneğim iyi değildir” gibi kişisel tabuların çoğu uzun vadede değiştirilebilir şeylerdir.  Kendinizin bilinç sahibi biri olarak denek hayvanlarından farklı olduğunu unutmayın. Onlar öğrenilmiş çaresizliğin ne olduğunu öğrenemezler bile!</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlikte iç yorumlar kadar çevreden alınan dış tepkilerde önemlidir. Çevrenin bir başarısızlık durumunda gösterdiği hatalı tepkiler insanda çaresizlik psikolojisi oluşturabilir. Başarısız olunca çok aşağılanan insanlar, bir daha başarıyı denemeye korkacaktır. Anne, baba ve öğretmenlerin çocukların hata ve başarısızlıkları karşısında gösterdiği tavırlar bu nedenle çok önemlidir.</p></blockquote>
<p>Çocukların ve gençlerin başarısızlığına gösterilen hatalı tepkiler, onlarda yetersizlik duygusu oluşturur ve öğrenilmiş çaresizliğe iter. Bu tür çocuklar başarısız olduklarına inanır ve ders çalışmayı ve ya yaptıkları işi yapmaktan vazgeçerler ve bu psikolojideki çocuklar ve gençler dikkat çekmek için koyulan kuralları çiğner, şımarır, aksi ve inatçı olurlar. Bu durum kendini yetişkinlerde şuça yönelme şeklinde gösterir.</p>
<blockquote><p>Çocuğunuz başarısız olunca daha pozitif olun. Çocuğunuzun yanlışlarını değil doğrularını görmeye çalışın. Andre Maurois’e göre “Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata güvenlerini koruyabilen iyimse insanla, daha çok iyi anne tarafından büyütülmüş olanlardır.”</p></blockquote>
<p>Gördüğümüz bir hata veya başarısızlık karışında aklımıza o anda o kimsenin daha önce yaptığı hata ve başarısızlıklarda gelir ve tüm öfkemizle o kişinin üzerine gideriz hatta başkalarına olan öfkemizi bile o kimseden çıkarabilir bu tür olaylara maruz kalanlarda genellikle en yakınlarımız olur, çocuklarımız olur bunda çocuğumuza çaresizliği ve yeteneksizliği öğreten en iyi yoldur! “Öfkeyle kalkan zarar oturur” atasözünü ve Peygamber efendimizin “Gerçek pehlivan öfkesini yenedir” hadisini kendimize düstur edinip böyle durumlarda olaylara ve kişilere daha sakin ve pozitif yaklaşarak ileride daha psikolojik büyük zararların oluşmamasını ve yaşanmamasını sağlamış oluruz.</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmakta kendi potansiyeline inanmak, “daha iyisini yapabilirim” diye düşünebilmek de çok önemlidir. Gelebileceğiniz en iyi yer bulunduğunuz yer değildir.</p>
<p>Başarısızlıktan çok korkuyorsanız iki katı daha fazla hazırlık yapın. Başarısızlık kaygısı yetersi hazırlıktan doğar. Başarısızlık korkusunu yenmek için başarısızlığa ihtimal vermeyecek kadar başarıya hazır olmak gerekir. Tersinden düşünürsek başarıya yeterince hazırlanmadıysanız, başarısız olmaya hazırsınız demektir!</p>
<p>Zihinsel arşiv kayıtlarınızı yeniden düzenleyin. Geçmişte başarısız olduğunuz bir durum ile şu anda karşınızda olan bir durum birbirine benziyor diye hemen başarısız olacağınızı düşünmek, Temel’in 5 metre ileride muzu gördüğünde, “Yine ayağım kayacak, düşeceğim,” demesine benzer. Geçmişteki başarısızlıklarınıza odaklanarak değil, gelecekteki muhtemel başarılarınıza odaklanarak yaşayın. Dikiz aynasına bakarak ilerlemeye çalışmayın. Gözlerimiz geçmişe takılıp kalmayalım diye ensemizde değil yüzümüzdedir.. Ofisimdeki panomdan bir söz: “Geçmişten ders al, bugün için çalış, geleceği için hayal kur!”</p>
<p>“Amaçlar her zaman bir beden büyük olmalıdır ki ona göre gelişelim,” der Josie Bisset. Hayallerinizi bir beden büyütmekle işe başlayın. Hayallerimiz çocukluk elbiselerimize benzer. Gerçek bedenimizden bir boy büyük olmalıdır ki, onun içini dolduracak şekilde büyüyelim. Ayrıca büyük boy hayaller insanı daha zengin gösterir!</p>
<p>Büyük hayallerin bir yararı daha vardır, hayalleriniz suya düşüp çektiğinde, ruhunuzu sıkmaz!</p></blockquote>
<p> </p>
<p>Kimi zamanda öyle hayaller kurarız ki.. Yolun başına gelmeden çevremizdekilerin “yapamasın ki” deyip birde hayalinizle dalga geçerek gülmeleri hayallerinizi söndürür. Şişmiş bir balona iğne batırmak gibi..</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #ff0000;">“Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uzanırsanız hidayet bulursunuz.”</span> {Beyhaki}<br />
Her konuda kendimize örnek alarak kalbimizi mutmain edebileceğimiz tek kişi var oda Peygamber efendimiz (sav).<br />
Daha önceki yazılarımda yazmıştım. İnsanların mizaçları ve karakterleri değişmez. Hatta bir söz vardır ya” yedisinde neyse yetmişinde de odur” diye tasavvufta bu yedisinde de yetmişinde de değişmez olan mizaç ve karakteri sıratı müstakime yani doğru yola sokmak içindir. Başımıza gelen kötü veya iyi olaylar karşısında Rasulullah efendimizi örnek alırsak sıratı müstakimden de şaşmamış oluruz bi-iznillah. İnsanlar mizacına yakın mizaçlı, kendisiyle aynı şeylerden hoşlanan ve aynı şeyleri düşünen insanlarla daha rahat anlar ve kendisine benzettiği insanları kendisine örnek alması da daha kolaydır. “o yapabildiyse bende yapabilirim” mi daha kolay söyler.<br />
Stres, sıkıntı, depresyon gibi ruhsal hastalıklar imanın zayıflığından kaynaklanır. O halde imanımızı kuvvetlendirmek. Açılan gedikleri kapamak, kalbimize düşen kara lekeleri temizleyerek ruhumuzun sağlığını da yerine getirmiş oluruz. Peygamber efendimizin (sav) buyurduğu gibi ashaptan birisine uzanırsak hidayete ermiş oluruz. İmanımızı tamamlamış ve ruhumuzu sıhhatine kavuşturmuş oluruz Allah’ın izniyle.</p>
<p>Yazıma, yazarın kitapta “Bir hedefe giden yol, gökteki yıldızların sayısı kadardır” başlığında alıntılar yaparak son vereceğim inşallah&#8230;</p>
<blockquote><p>Bu kitaptan alınacak tek ders, “sonuç almak için, ne kadar sürerse sürsün aynı yolu ısrarla deneyin,” değildir. Bir kapıyı kırk kez çaldığınızda açılmadıysa, diğer kırk kapıyı birer kez çalın. Kararlılık çok şeydir ama her şey değildir. Esneklik gösterin. Aynı yöndeki yeni yolları arayın.<br />
Hedefinize ulaşamıyorsanız önünüzde dört yol vardır:</p>
<ol>
<li>Aynı kişiye aynı şekilde yaklaşarak bir daha denersiniz.</li>
<li>Aynı kişiye farklı şekillerde yaklaşarak bir daha denersiniz.</li>
<li>Farklı kişilere aynı şekilde yaklaşabilirsiniz.</li>
<li>Farklı kişilere farklı şekillerde yaklaşabilirsiniz.</li>
</ol>
<p>Birinci yol, ısrar yani kararlılık yoludur. Bazen işe yarar bezen yaramaz. İkinci yol, yenilikçi olmaktır. Hedef aynıdır, yaklaşım farklıdır. Üçüncü yolda, yaklaşım aynı hedef farklıdır. Dördüncüde, hedefte yaklaşımda farklıdır. En yüksek enselik bu yoldadır.<br />
Esneklik, sonuç almak için diğer seçenekleri yoklamaktır. Esnek olabilmek yaratıcı düşünceye başlıdır. Her zaman aklınıza gelmeyen ama sizi amacınıza götürebilecek bir yol vardır. Yaratıcılık bu yolu bulmaktır.<br />
İşe yaramayan her deneme sizin bir noktadaki eksikliğinizi gösterir. Yaşadığınız her başarısızlık, eğer onu doğru okursanız, size kendinizi hangi noktada geliştirmeniz gerektiğini gösterir. Sadece kararlı olmak her şeyi halletmeye çalışmak yerine, sonuca etki eden her unsurla tek tek ilgilenin. Ürün bilgisi zayıf, kişisel imajı kötü, sattığı mal bozuk bir satıcı istediği kadar ısrar etsin, kararlı olsun, başarısız denemelerden yılmasın sonuç fazla değişmeyecektir.</p>
<p>Bir kere denediniz ama sonuç olumsuz, kişisel imajınızı değiştirip tekrar deneyin. Tekrar denediniz, gene olmadı, ürün bilginizi geliştirip tekrar deneyin. Tekrar denediniz gene olmadı, bu defa ürün sunuş şeklinizi değiştirip tekrar deneyin. Gene mi olmadı? Sattığınız ürünü ve şirketi değiştirip tekrar deneyin. Kendinizi, ürününüzü, şirketinizi, satış tarzınızı değiştirdiniz gene mi olmadı? Sizin ruhunuz satıcılığa uygun değil, karakteriniz ile kariyeriniz uyuşmuyor, başka bir iş bakın. İlla ki satış alanında kariyer yapacağım diyorsanız, en iyisi gidip üniversitede pazarlama profesörü olun!</p></blockquote>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar…</a>  </li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/">Garantili Bir Şekilde Bunalıma Girip Başarısız Olmanın Yolları… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garantili Bir Şekilde Bunalıma Girip Başarısız Olmanın Yolları&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 09:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[başarısız olmak]]></category>
		<category><![CDATA[bunalıma girmek]]></category>
		<category><![CDATA[çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[deresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Garantili bir şekilde bunalıma girip başarısız olmanın yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[iç konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki ses]]></category>
		<category><![CDATA[içten konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendimize konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[olayları yorumlama]]></category>
		<category><![CDATA[olayları yorumlama biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=569</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar.. Çaresizlikle nasıl başa çıkacağımızı incelemeye devam ediyoruz. Bir düğümün nasıl atıldığı çözerken daha iyi anlaşılır, bir önceki yazımızın devamı nitelinden olan bu yazıda yazar çaresizliğin yolarını bize tarif ederek bu yollara girmememizi söylüyor.. “Garantili bir şekilde bunalıma girip başarısız olmanın yolları” başlıklı yazıdan alıntı yaparak bu yazıma başlayacağım inşallah.. Bir önceki yazıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar..</p>
<p>Çaresizlikle nasıl başa çıkacağımızı incelemeye devam ediyoruz. Bir düğümün nasıl atıldığı çözerken daha iyi anlaşılır, bir önceki yazımızın devamı nitelinden olan bu yazıda yazar çaresizliğin yolarını bize tarif ederek bu yollara girmememizi söylüyor..</p>
<p>“Garantili bir şekilde bunalıma girip başarısız olmanın yolları” başlıklı yazıdan alıntı yaparak bu yazıma başlayacağım inşallah..<span id="more-569"></span></p>
<blockquote><p>Bir <a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">önceki yazıda</a> kriterleri toplu olarak ele alalım ve ‘garantili bir şekilde başarısız olmak’ için başımıza gelenleri nasıl yorumlamamız gerektiğini belirleyelim. Aşağıda önereceğim yolu kullananlar ‘bonus’ olarak, başkalarını bunalıma sokma imkanı da kazanacaktır! Yorum biçimi bir seçimdir. İster depresyonu seçersiniz, ister motivasyonu.</p>
<p>Garantili bunalım için, istediğiniz sonucu alamadığınız her denemenizde “Ben hiçbir şeyi beceremem zaten,” diye kendinize açıklayabilirsiniz! Böylece başarısızlığı geçici değil kalıcı, dışsal değil içsel, değişebilir değil değişemez nedenlere bağlayarak kendinizi başarıya bloke edebilirsiniz.</p></blockquote>
<p>Garantili bir şekilde bunalıma girmek için başınıza gelen olayları olumsuz ve moralinizi bozucu bir şekilde yorumlamanız yeterli..<br />
“Ben beceriksizin tekiyim.”, “Zaten yapamayacağım en başından belliydi.” Gibi gibi kendinizi hem kendi gözünüzde hem de çevrenizdeki insanların gözünde küçük duruma düşürerek garantili bir şekilde bunalıma girebilir olmayan çaresizliği kendinize öğretebilirsiniz&#8230;</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlik belli bir tarzda düşünmenin sonucudur, bu yüzden ancak düşünme biçimi değiştirilerek ortadan kaldırılabilir. Öğrenilmiş çaresizliği üren düşünme biçimini(paradigma) görmek, ondan kurtulmanın ilk adımıdır.</p></blockquote>
<p>Geçmişte yaşadığımız olaylardan ötürü kapıldığımız çaresizliklerden kurtulmak için tüm gücümüzü toplayarak o olayları yeniden yorumlayarak çaresizlikler kuyusundan kurtulabiliriz. Şimdi öğrendiğimiz teknikleri “ben yapamam”, “ne yapsam da olmuyor”, “dışıma gülüyorum ama içimdeki sesi susturamıyorum” baskılarına kulak tıkayıp. Çaresizliği berteraf edebiliriz&#8230;</p>
<p>Psikolojik bunalımda olan kimseler genel olarak üçe ayırabiliriz.</p>
<p> <br />
<strong>1.</strong> Depresyonda olduğunu kabul edip, kabuğuna çekilenler ve o kabukla yaşamaya and içmişçesine çıkma çabasında da bulunmayanlar.</p>
<p> <br />
<strong>2.</strong> Depresyonda olup da bunalımda olduğunu kabul etmeyip günden güne eriyenler. İçlerinden kendilerini kemirip bitiren ama dışarı yansıtmamaya çalışanlar.</p>
<p> <br />
<strong>3.</strong> Depresyonda olmadığı halde etrafındakilerin ilgisini çekmek için depresyondaymış gibi görünenler.</p>
<p> <br />
Kişinin kalbi yüzüne yansıdığı gibi, içinden konuşmaları da haline yansır. Belki farkında değildir ama etrafına çok itici hallerde bulunabilir. Bu yüzden kendimizi içimizdeki sese çok fazla kaptırmamalıyız.</p>
<p> <br />
Peki içimizde olumsuz konuşmaları yönetmek için neler yapmalıyız&#8230;</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlik en çok kendi kendimizle konuştuğumuz iç iletişime(iç konuşma) bağlıdır. Her insan kendi kendisiyle konuşur. Bu yolla başına gelenler yorumlar. Mesela, “Kendi kendime dedim ki,” derken bir iç konuşmamızdan alıntı yaparız. Şu anda içinizden, “Ben deli miyim ki, kendi kendime konuşayım,” diyorsanız, üzgünüm ama yakalandınız, işte bu bir iç konuşma! Şimdide içinizden” Güzel espriydi,” dediyseniz buda bir iç konuşma! “Bakalım bunu nereye kadar uzatabilecek?” diye diye düşündüyseniz buda bi iç konuşma! Şu anda iç konuşma yoluyla düşünüyor, size yaptığım ‘akıl okuma’ şakasını yorumluyorum.</p>
<p>Sokrat, “Düşünmek, ruhun kendi kendisiyle konuşmasıdır,” der.  İç konuşmalarımızla kendimizi motive edip güçlenebileceğimiz gibi, zihnimizde çaresizliğin örümcek ağlarını da örebiliriz. Araştırmalara göre aklımızdan günde ortalama 60.000 ile 80.000 arasında düşünceler geçmektedir. Başka bir araştırmada iç konuşmalarımızın %75’inin kötümser, üzüntü verici, güçsüzleştirici olduğu bulunmuştur. Bunun anlamı, içimizden konuşuruz ama bir derdimiz olduğunda!<br />
Aynı olayları yaşayan kişilerden öğrenilmiş çaresizliğe yatkın olanların hemen olumsuz sonuçlara teslim olduğu, diğer bir grubun ise aynı şartlarda ve aynı sayıda başarısızlığa rağmen direnmeye, denemeye devam ettikleri gözlenmiştir. Farklı oluşturan iç konuşmalardır. Peki iç konuşmalar arasındaki farkı oluşturan faktör nedir? Kişilik, geçmiş deneyimler, anlık psikoloji, beklentiler, vs.</p></blockquote>
<blockquote><p>İç konuşmayı yönetmek için birkaç teknik anlatmak istiyorum.</p>
<ul>
<li>1. Bir düşünceyi içinizden beşten fazla tekrarladığınızda beyin onu gerçek olarak algılar. Kendinize kırk kez, “Deliyim,” derseniz, gerçekten delirebilirsiniz! Olumsuz iç konuşmaları kafanızın içinde çok tekrarlamayın. Kendinizle konuşmanıza engel olamıyorsanız gidip başkalarıyla, konuyla ilgisiz şeyler konuşabilirsiniz! Dış konuşma yaptığınızda olumsuz iç konuşma yapamazsınız.</li>
<li>2. Bir düşünceyi içinizde çok duygusal bir ses tonuyla söylerseniz, beyin daha az tekrarda daha kolay inanır. “Ben aptalım” ya da “Kesin olmayacak” gibi negatif ve sınırlayıcı düşüncelerinizi ‘buğulu’ bir ses tonuyla içinizden çok sık tekrarlamayın! Bu tür cümlelerinizle gücünüzü bağladığınızın farkında olun. Aptalsanız bırakın bunu başkaları söylesin. Bir karar verin, kimden yanasınız.<br />
İnsanlar içlerinden konuşarak kendilerini kötülediklerinde buna çabucak alışır ve onaylarlar. Ama dışarıdan birisi dediğinde kendilerini müdafaya geçerler&#8230;.</li>
<li>3. İç konuşma yaparken bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma yanlışına çok düşülür. Arkadaşımız randevumuza biraz geç gelince, onu beklerken hemen bunu niye yaptığına dair iç konuşmaya başlarız. Cep telefonu kapalıdır, niye geciktiği hakkında bilgimiz yoktur ama niye gelmediğine dair fikir üretmende çok cesur davranırız. Bizi önemsememesine bağlarız oysa kaza geçirmiştir ya da tersine kaza geçirdi sanırız; önemsemediği için gelmemiştir. Zihnimizde kendi kendimize varsayımlar kurar, kendi kendimize inanırız. Kendi akıl oyunlarımıza kanarız. Başımıza geleni içimizde olana göre yorumlarız. Bilgi sahibi değilseniz, fikir üretmeye çalışıp aklınızı boşuna yormayın. Uğur Mumcu’nun deyişiyle, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.”</li>
</ul>
</blockquote>
<p> </p>
<p>İçimizdeki çaresizlik çemberi nasıl çalışır?</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğin ‘içimizdeki mekanizması’ nasıl çalışır?</p>
<blockquote><p>Önce başımıza bir olay gelir. Bu olayın içinde aşamadığımız bazı olaylarla karşılaşırız. Böyle bir durumda hemen içimizden konuşarak olayı yorumlamaya başlarız. Kendimize, “Ne yaparsam yapayım bunların üstesinden gelemeyeceğim,” gibi şeyler söyleriz. Bu iç konuşma bize çaresizlik, üzüntü, bitkinlik gibi duygusal durumlar oluşturur. Bu duygusal durumdan doğan davranış ise eylemsizliktir.</p>
<p>Olaylara verdiğiniz anlam her şeydir. Başımıza gelen olayı biz seçemeyiz ama olayları yorumlama şeklini biz seçebiliriz. Kaderimizi kontrol altında tutabilme noktamız burasıdır. Evrenin bizim üzerimizdeki etkisini buradan seçebiliriz. Özgür irademiz ve seçimlerimiz bu noktada kendini gösterir. Algılarımızın pasaport kontrol noktası burasıdır.</p></blockquote>
<p>En basit ve genel örnek olarak, dünyaya gönderilmeyi, insan olmayı ve Müslüman olmayı seçmediğimiz gibi başımıza gelen olayları da seçebilme yetkimiz yok ama başımıza gelen olayları yönetebilme irademiz var. Allahın vermiş olduğu cüz’İ irade ile&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Vesselam</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar… </a> </li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 14:39:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş başarı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[olayları yorumlama]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar,                  Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar&#8221; kitap tahlilinde geçen yazımdan itibaren yeni bir konuya geçmiştik, çaresizlikle başa çıkmanın yolları, bu yazımda da başarısızlığa sebep olan olayları yorumlama biçimlerini inceleyeceğiz inşallah&#8230;                Öğrenilmiş çaresizlik başımıza gelen olayları yorumlama biçimimizden doğar. Aynı durumun iki farklı yorumu, insanı öğrenilmiş çaresizliğe veya öğrenilmiş başarıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p> <br />
               Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>&#8221; kitap tahlilinde geçen yazımdan itibaren yeni bir konuya geçmiştik, çaresizlikle başa çıkmanın yolları, bu yazımda da başarısızlığa sebep olan olayları yorumlama biçimlerini inceleyeceğiz inşallah&#8230;</p>
<p>               Öğrenilmiş çaresizlik başımıza gelen olayları yorumlama biçimimizden doğar. Aynı durumun iki farklı yorumu, insanı öğrenilmiş çaresizliğe veya öğrenilmiş başarıya götürebilir. <span id="more-526"></span>İnsanların başlarına gelen aynı olayı farklı şekilde yorumladıklarını gösteren çok sayıda örnek vardır.</p>
<blockquote><p>Afrika’ya iki ayakkabı pazarlamacısı gönderilir. Hiç kimsenin ayakkabı giymediğini görürler.<br />
          Kötümser: “Burada hiç kimse ayakkabı giymiyor, ayakkabı satılamaz.”<br />
          İyimser: “Burada hiç kimseni ayakkabısı yok, herkese ayakkabı satabiliriz!”</p>
<p>               Öğrenilmiş çaresizliğe düşmeyenlerin bakış açısına güçlü bir örnek Edison perspektifidir. Ünlü mucit, ampulün içindeki teli bulmak için yüzlerce kez başarısız olduğunda, başarısızlığını ‘başarıya götürmeyen yolları elemek’ olarak görüp, “Her denememde başarısız olmaya götüren yolları buluyorum,” diyebilmiştir. Edison felsefesine göre, başarısızlığa götüren bütün yollar bitince geriye başarıya götüren yol kalır!</p>
<p> <br />
               Öğrenilmiş çaresizliği bir bilgisayar programına benzetebiliriz. Beyninize yüklendiğinde ondan sonra, yüklenen tüm yeni programları ve yapılan tüm işleri yavaşlatan bir iç program. Bu programın en kritik fonksiyonu başımıza gelen olaylara verdiğimiz tepkileri etkilemesidir.</p></blockquote>
<p>               Bulunduğu kaba göre şekil alan su misali, insanların hayal dünyaları da kendilerinin verdikleri şekilleri alıyor, olaylara nasıl bakmak, nasıl görmek istiyorlar öyle görüyorlar ve bunu neticesinde ya çaresizliği öğrenip hayallerine verdikleri şekle bürünüyorlar, yada başarıya ulaşıp yine hayallerinde verdikleri şekle bürünüyorlar.</p>
<p> <br />
               Peki başarısızlığı nasıl yorumlarsak, hayalimize, yapacaklarımıza nasıl şekil verir, hangi bakış açısından bakarsak başarıyı yakalarız? Başarısızlığı nasıl yorumlarsak öğrenilmiş çaresizlik yaşamaktan kendimizi koruyabiliriz? Bunları inceleyelim şimdide&#8230;</p>
<p> </p>
<p>               Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır demiş atalarımız.<br />
               Başarısız olmamız değil de, başarısızlığı yüklediğimiz anlam önemlidir. Başarısızlığımıza yüklediğimiz anlam bir sonraki başarısızlığımızda neler yapacağımızı gösterir.</p>
<p> <br />
               Yazarın başarısızlığı yorumlama biçimleri üzerine yaptığı araştırmalara ve yorumlarına göz atalım..</p>
<blockquote><p>               Hayatta bir insanın başına gelebilecek çeşitli başarısızlık örnekleri düşünün. Latin danslarına gittiniz ama gösterilen hiçbir hareketi yapamadınız! Halı saha maçında çok güzel bir gol pozisyonu kaçırdınız! Çok çalışmanıza rağmen matematikten sınıfta kaldınız! İş mülakatında kendinizle ilgili bir soruya çok aptalca bir cevap verdiniz! Sizi istemeye gelenlerin üzerine kahve döktünüz! Milletvekili yeminini ederken 18 kere okuduklarınızı karıştırdınız!</p>
<p>               Büyük bir çuvallamadan sonra yaptığımız ilk iş ona bir açıklama getirmektir. Bu açıklamaları önce kendinize yapar, sonra kabul edilebilir olanlarını başkalarına da söyleriz! Ne gibi açıklamalardır bunlar?</p>
<p> <br />
1. Ben aptalın tekiyim.<br />
2. O gün çok şansızdım.<br />
3. Başkaları bana tuzak kurduğu için olmadı.<br />
4. Başka işlerde iyiyim ama bu işten anlamıyorum.<br />
5. Özenmedim, olmadı.<br />
6. Bir anlık dikkatsizliğime geldi.<br />
7. Eğitimini almadan yaptım olmadı.</p>
<p> <br />
               Bu açıklamaların oluşturulma biçimi, öğrenilmiş çaresizlik kavramını bulan Martin Seligman ve arkadaşları tarafından çeşitli kriterlerle analiz edilmiştir. Bu kriterleri temek alarak, yaşadığımız bir başarısızlığı 4 soruyla yorumlayabiliriz.</p>
<p> <br />
1. Süreklilik: Geçici mi, kalıcı mı?<br />
2. Kişisellik: Bireysel mi, evrensel mi?<br />
3. Kapsam: Lokal mi, global mi?<br />
4. Kaynak: İçsel mi, dışsal mı?</p></blockquote>
<p>               Bu dört soruyu yazar şu şekilde yorumlamış;</p>
<p> </p>
<blockquote><p><strong>Süreklilik: Geçici mi, Kalıcı mı?</strong><br />
               Başımıza gelen başarısızlığı yorumlarken birinci önemli nokta, bu durumun geçici mi, yoksa kalıcı mı olduğunu düşündüğümüzdür.  Kendimize sorarız: “Her zaman mı yapamam, yoksa defalık mı yapamadım?”<br />
               Araştırma bulgularıma göre, kişi başarısızlığını ya da engellenmişliğini geçici olarak görüyorsa, kalıcı olarak görenlere göre daha az olumsuz etkilenmektedir. “ bu defa yapamadım ama geçmişte yapmıştım, gelecekte daha iyisini yapabilirim,” demek doğrudur. Bir atış basket olmadıysa, “Bu atışta anlık psikolojim nedeniyle başarısız oldum, bir sonraki denememde yaparım,” diye düşünmek kişiyi öğrenilmiş çaresizlikten korur. “Ben hep kötü basket atarım zaten ise öğrenilmiş çaresizliğe kesilmiş biletir. Depresyona yatkın kişiler, başarısızlığın sürekli olduğunu düşünürler.</p>
<p> </p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kişisellik: Bireysel mi, Evrensel mi?</strong></p>
<p>               İkinci önemli nokta, başarısız olduğumuz işi sadece kendimizin mi yoksa herkesin mi yapamadığıdır. Bir işte başarısız olunca hemen kendimize sorarız: “Bunu sadece ben mi başaramıyorum, yoksa herkes mi yapamıyor?”<br />
               Araştırma sonuçlarına göre, kişi eğer başarısız olduğu şeyi sadece kendisinin başaramadığını düşünüyorsa özgüvenini kaybedip derin bunalıma girebiliyorken, başkalarının da yapamadığını gördüğünde kendisine olan saygısını koruyabilmektedir. Herkesi kaldığı bir matematik sınavında kalan üzülse kendini aşağılanmış hissetmez.<br />
               Öğrenilmiş çaresizlik araştırmacılarına göre, çocuğu kanser olan bir baba onu iyileştirmek için her yolu dener ama sonunda çocuğu iyileşmez ve ölür. Bu baba üzülür ama özsaygısını kaybetmez, çünkü kansere kimse çare bulamamıştır. Bu tür çaresizliklere evrensel çaresizlik denmektedir. Hiç kimsenin yapamadığı bir şeyi başaramamış olmak evrensel çaresizlik halidir ve insanın özgüvenine olumsuz etkisi daha düşüktür. Başka insanların yapamadığını yapamamış olmak kişisel çaresizlik ve insanın kendisine olan saygısını ve özgüvenini kaybetmesine, depresyona girmesine neden olur. ‘Evde kalmak’ neden kötüdür? Başkaları evlenemediği için!</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kapsam: Lokal mi, Global mi?</strong></p>
<p>               Başarısızlığı yorumlamada üçüncü önemli nokta, sadece bir noktada mı yoksa her alanda mı başarısız olduğumuzu düşündüğümüzdür. Bir işte başarısız olunca kendimize sorarız: “Sadece bu işte/durumda mı başarısızım, yoksa her işte mi başarısızım?”<br />
               Başarısız olunan durumun ne kadar ‘genellendiği’ çok önemlidir. İnsanlar başarısızlıklarını çok büyütüp gözlerini başarıdan korkutabilirler. Attığınız top basket olmadıysa, bu başarısızlığınızı nasıl yorumlayabilirsiniz? Küçükten büyüğe doğru abartılı yorumlama şekiller;<br />
                “Bu atışım kötüydü”, “Bugün iyi oynayamıyorum”, “Basketbolda iyi değilim”, “Hayatta hiçbir şeyde iyi değilim”, “Ben aslında aptalın biriyim”, “Ben bu dünyada fazlalık biriyim”. Bir durumda başarısız oldunuz diye onu genelleyip başarısızlığı, kaybeden olmayı bir kimlik olarak benimserseniz bu kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir.</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kaynak: İçsel mi, Dışsal mı?</strong></p>
<p>               Başımıza gelen bir başarısızlığı yorumlamada dördüncü önemli kriter, başarısızlığın kaynağını içimizde mi yoksa dışımızda mı aradığımızdır. Başarısızlık halinde hemen düşünmeye başlarız: “İçten kaynaklanan(elimde olan) nedenlerden dolayı mı yoksa dıştan kaynaklanan (erlimde olmayan) nedenlerden dolayı mı başarısız oldum?”<br />
               Şans, sonucu etkileyen ama kontrolü bizde olmaya bir dış faktördür. Çalışma ise sonucu etkileyene be kontrolü bizde olan bir iç nedendir. Dış faktörler kendi ellerimizde değildir ama iç faktörler kendi ellerimizdedir. Başarısız olduğumuz bir durumu yoksa kendimize ya da başkalarına açıklarken iç nedenlere mi yoksa dış nedenlere mi bağlandığımız çok önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Mesela attığınız top basket olmasıysa önünüzde iki şık var:<br />
1. “Top girmedi,” diyerek (şanssızlık) diyerek dış faktörleri suçlayabilirsiniz.<br />
2. “Ben atamadım” diyerek (yeteneksizlik) kendinize bağlayabilirsiniz.<br />
               Bazı insanlar her başarısızlıkta dış faktörleri suçlar. En büyük rakiplerine yenilince, ‘saha çamurluydu’, ‘hakem kötüydü’, ‘rüzgar karşıdan esiyordu’ edebiyatı yapan takımlar bu gruba örnektir. Böyle düşünenler kendi yeteneksizliklerini göremediklerinden kendilerini de geliştiremezler.<br />
               İkinci bir grup ise her olumsuz sonuçta kendini suçlar. Dikkat edin, “Kendi sorumluluğunu görür,” demiyorum, kendisini suçlar. “Ben aptalım,” der. “Bizim takımdan bir şey olmaz,” der. Böyle düşünenlerde her başarısızlıktan ders alıp onu başarıya çeviremez.</p>
<p> </p></blockquote>
<blockquote><p><strong>İdeal durum nedir?</strong></p>
<p><strong></strong></p></blockquote>
<blockquote><p>
               Başkalarını da kendini suçlamadan, sonucun nasıl ortaya çıktığını akılla analiz etmek ve bir sonraki teşebbüste başarısız olmamak için neler yapmak gerektiğini konuşarak işe başlamak gerekir. Sürekli çevrenizi suçlamanız kişisel eksiklilerinizi ve başınıza gelene katkınızı görmenizi engeller. ‘Dış güçleri’ suçlayarak başarısızlıklarınızı kendinizden bile gizleyebilirsiniz ama bu sizi başarılı yapmaz! Şunu unutmayın, başkasını iyi suçlayabildiğiniz ölçüde hızlı yükselebileceğiniz bir tek meslek vardır: Ana muhalefet partisi liderliği!</p></blockquote>
<p>               Bir olaya bakış açısı o olayın sonucunu tamamen değiştirebilir. Ya da dıştan gözlem yapan birisi isek olaya bakış açımızla o olayı ve olayı gerçekleştiren kişilerin durumlarını değiştirebiliriz.</p>
<p> <br />
               Yazarın konulara verdiği bence çok basit şeyler insanların duygusal yönden, maddi değil manevi yönden öğrendiği birçok çaresizlik var ve bunların onarımı görünenler, maddi olanlardan daha zor. Tabiî ki bu basit örneği genişleterek ve büyüterek kendi bakış açımızla kendimize göre veya etrafımızdaki kişilere göre değerlendirebiliriz.</p>
<p> <br />
               Unutmamalıyız ki bir insanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur yeter ki istesin!&#8230;</p>
<p> </p>
<p> <br />
Vesselam</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>03.05.2009 / Zeynep</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 21:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230; Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım. Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230;<span id="more-499"></span></p>
<p>Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım.</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. Martin Seligman “Learned Optimism” adlı kitabında bunun cevabını veriyor: “Steve Maier’le birlikte öğrenilmişi çaresizliği yapabileceğimiz/oluşturabileceğimizi(kitapta yaratmak olarak geçiyor) bulmuştuk. Peki, bunu tedavi edebilecek miydik? Çaresiz olmayı öğrenmiş bir grup köpeği aldık ve bu zavallı, isteksiz hayvanları kutunun içinde ileri geri götürdük. Bölmeyi(çıtayı) tekrar tekrar aşırttık. Sonunda kendi kendilerine hareket etmeye başladılar ve tam anlamıyla tedavi oldular.”</p></blockquote>
<p>Peki bizler öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için neler yapabilir, yada öğrenilmiş çaresizlik psikoloji içerisinde olan yakınlarımızı bu çaresizlikten kurtarmak için neler yapardık?</p>
<p>Kişilerin karakteristik özelliklerine göre tedavi şeklide değişir. Kimisi şefkatle tedavi olur, kimileri ceza ile, kimileri de acı çekerek. Genel olarak ise insanlar şefkatten hoşlanır. Hele ki çaresizlik psikolojisinde olan, ruhen yorulmuş, atalete kapılmış kimseler kendileri şefkatli kollara atıvermek isterler.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik psikolojik bir hastalık çeşididir. Biyolojik hastalıklar gibi kişiden kişiye tedavi şekilleri de değişir. Her bünyeye her ilaç iyi gelmediği gibi, her karakteri de aynı şekilde öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak mümkün değildir. Birisini öğrenilmiş çaresizlik kurtaran tedavi yolu bir başkasını öğrenilmiş çaresizliğin uçurum kenarından aşağı atlamasına sebep olabilir.</p>
<p>Tasavvufta da manevi eğitim kişilerin karakteristik özelliklerine göre belirlenir. Çünkü insanın huyu, karakteri, mizacı asla değişmez, amaç insanda bulunan mizacı doğru yöne yönlendirmektir. Yani nefsi eğitip Hak yola sokup, dünya maratonunda bariyerlere çarptırmadan ömrün sonuna kadar sıratı müstakim üzerek yaşatmaktır.</p>
<p>Bariyerlere çarpın at sersemler ve çaresizliğe kapılır, o halde öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine kapılmış kimseler açık havada başına güneç geçip dengesini bir anlık kaybeden kimseler gibidir. Tedavisi de yok değildir. Yeter ki tedavi olup yola sağlıklı bir şekilde devam etmek istesin. Daha önceki konularda da bahsettiğim gibi bu psikoloji içerisinde olan birçok kimse bu psikolojiden çıkmaktan korkar ve hallerine razı stres ve sıkıntı içinde yaşarlar. Tansiyon hastası olup da tedavisi olmasına rağmen o hastalıkla yaşamayı kabul edip tedavi olmayı reddeden kimse gibidir. Gözü kararmış, topallayarak devam eder dünya maratonuna.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik bir insanda zuhur ettiğinde eğer insan bu psikolojiden kurtulmak istemezse beraberinde birçok hastalıkta getirir. Manevi ve maddi&#8230; Bunun bilincinde olarak etrafımızda veya kendimizde hasıl olan bu dertten kurtulmanın yollarına bakılmalıdır&#8230;</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi kişiden kişiye değiştiği gibi zaman içerisinde aynı kişide de tedavi şekilleri değişebilir.</p>
<p>Kimisi bir işe bir yoldan ulaşamayınca farklı yolar dener ve inatla yapmaya çalışır bazen başaramaz bazen de başarır. Eğer başaramayan gruptansa öğrenilmiş çaresizliğe tutulur eğer psikolojikman da zayıf bir kişiliğe sahipse rüzgar da kalan kimse gibi tutulur kalır.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğe bu şekilde yakalanan ve çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahipse de bu tür kimse ancak dış etkenler tarafından kurtulabilir. Düştüğü kuyuya bir ip atılmasını, seslenilmesini bekler, ne seslenir nede tırmanmayı dener.<br />
Eğer çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahip değilse defalarca demesine rağmen yapamadıysa içinde halen ufakta olan bir kıvılcım vardır ve etrafına bakarak gözlemleriyle o kıvılcıma yön verip tekrar alevlendirip,  bulunduğu psikoloji içerisinden kendiside kurtulabilir. Düştüğü kuyudan ya dışarı seslenir ya da tırmanmayı dener&#8230;</p>
<p>Kimileride yapacağı işin önceden yapılabilirlik durum analizini çıkarır, gözlem ve deneyimli insanlardan gördükleriyle. Böyle kimselerde bazen daha işe başlamadan yaptığı gözlemler karşısında olmayan rüzgardan nem kapar başlamadan yapılamayacağı kanısına varır. Kimileride etrafının  “sen yaparsın”,”biz yapamadık ama sen becerirsin”  destekleriyle analize gerek duymadan yapabileceğine inanır ve istediği, inandığı şeyi yapmak için gerekli olan yer yola başvurur.</p>
<p>Kısaca öğrenilmiş çaresizlik psikolojisiyle başa çıkmak için kuvvetli bir motivasyona ihtiyaç vardır, kendi kendisine verdiği motivasyon veya çevresinden aldığı veya çevresine verdiği motivasyon. Ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine tutulmuş insanlardan uzak durmak veya onları da bu halden kurtarıp hayata kazandırmak lazımdır. Böylece hem gelecekte insanları öğrenilmiş çaresizliğe itecek insanların sayısı azalır hem de insanların gerçekten neleri başarabildiklerini görmelerine vesile olur.</p>
<p>Bir kere yapamadığı işte hemen pes etmemek diğer çıkış yolarını denemek ya da aynı kapıyı çalmakta ısrar etmek gereklidir.</p>
<p> <br />
Son olarak da kitaptan alıntı yaptığım bir konuya değinerek bu yazıma son vermek istiyorum. İnsan psikolojisi üzerine araştırmalar yapmış doktorların dediği o söz çok dikkatimi çekti “çaresizliği öğretebilir miyiz ve öğrettiğimiz çaresizliği tedavi edebilir miyiz.” Öğrenilmiş çaresizliğe bir hastalık olarak ya da bir bakteri, bir mikrop olarak bakarsak önce zehri oluşturuyor sonrada panzehirini buluyorlar ve çaresizliği öğretmek istediklerine bu mikrobu aşılayıp etkisiz bırakıyorlar. İnsanları bitkisel yaşama itmek bir nevi.  Yaşayan ama hiçbir eylem hiçbir başarı sergilemeyen toplumların oluşmasını sağlıyorlar. İnsanları içeriden, ruhlarından fethedip isteklerine ulaşmaya çalışıyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olan insanı uyutulmuş bir insan olarak düşünürsek istedikleri bilgileri yükleyip çaresizliğin panzehirini aşılayıp insanlara uyurken yükledikleri yani kendi isteklerine göre programlandırdıkları ölçüde özgür bırakıyorlar. Evet insanlar öğrenilmiş çaresizlikten kurtuluyor ama kendi özgür iradeleriyle oynanılmış bir özgürlüğe kavuşuyorlar&#8230;<br />
Toplumların, insan nüfusunun azalmasını, ya da kendi ırklarının çoğalıp diğer ırkların yok olmasını istiyorlar&#8230;<br />
Domuz gribi, tavuk gribi, gibi öğrenilmiş çaresizlik mikrobunun da önüne geçilemiyor&#8230;<br />
Bu biyolojik mikroplardan daha kuvvetli olan bir mikrop ve seneler hatta asırlar öncesinden aşılanmış bir mikrop&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar</p>
<blockquote>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 10:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=494</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Bu yazımda daha önceki yazılarımda paylaştığım deneylere örnekler vererek öğrenilmiş çaresizlikten korunma biçimlerini paylaşacağım inşallah. Şimdiye kadar çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir veya öğretilir ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanların psikolojilerini inceledik. Bu yazımdan sonra öğrenilmiş çaresizlikle nasıl başa çıkılır, neler yapılmalıdır konularını inceleyeceğiz inşallah&#8230; &#8220;Çaresizlik Nasıl Öğrenilir&#8221; başlığında verdiğimiz köpekler üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" /></a>Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Bu yazımda daha önceki yazılarımda paylaştığım deneylere örnekler vererek öğrenilmiş çaresizlikten korunma biçimlerini paylaşacağım inşallah.<br />
Şimdiye kadar çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir veya öğretilir ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanların psikolojilerini inceledik. Bu yazımdan sonra öğrenilmiş çaresizlikle nasıl başa çıkılır, neler yapılmalıdır konularını inceleyeceğiz inşallah&#8230;</p>
<blockquote><p>&#8220;<a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir</a>&#8221; başlığında verdiğimiz köpekler üzerinde yapılmış deneyin ikinci aşamasında çaresizler grubundaki köpeklerin yanına yeni bir köpek gönderilseydi ‘eskiler’ ona ne derlerdi? “Boşuna kaçmaya çalışma, bu elektrik şokundan kurtuluş yok!” Öğrenilmiş çaresizliklerini hararetle yeni köpeğe öğretirlerdi. Yeni köpek eskileri değiştirebilir miydi? Zor ama imkânsız değil! Bir Amerikan atasözüdür: “Yaşlı köpeğe yeni numara öğretilmez.” <span id="more-494"></span></p>
<p>Başarı(sızlık) hakkından yaygın ve yanlış o kadar çok ‘batıl inanç’ var ki, seminerlerde bile başarı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmekten yanlış bilinen doğruları anlatmaya zaman kalmıyor.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliği unutmak zor olduğundan, çaresizliği hiç öğrenmemek en iyisidir. Eğer ileri düzey öğrenilmiş çaresizlik yaşıyorsanız, çaresizlik ve başarısızlık hakkında bildiklerinizi unutun! Hatta hayatın anlamı hakkında bildiklerinizi de unutursanız iyi olur! Beyninizi boşaltın, <em>boş bir arsa, içinde harabe bulunan bir arsadan daha değerlidir!</em></p>
<p>Farkında olmak, her zaman çözüme giden ilk adımdır. Kendi hayatınızı gözlemleyin. Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan insanlar içinde mi yaşıyorsunuz? Bu insanları bu duygudan çıkarmak için bu kitabı nasıl kullanabilirsiniz? Onları değiştiremeyecekseniz, kendinize bir yaşam çevresi nasıl kurabilirsiniz?</p>
<p>Önde kendi içinizdeki öğrenilmiş çaresizlik virüsünü temizleyin. Sonrada çevrenizdekilerin size ‘<em>hayat dersleri’</em> diye kendi öğrenilmiş çaresizliklerini yüklemelerine izin vermeyin. Tanıdıklarınızı ikiye ayırın; <em>Çaresizlik savarlar ve çaresizlik yayarlar!</em> Zamanınızı neyin niçin yapılamayacağını değil, neyin nasıl yapılabileceğini anlatan insanlarla geçirin.</p>
<p>İçinde yaşadığınız çevrenin size öğrenilmiş çaresizlik yüklemesine karşı uğraşmaktan bıktıysanız, <em>“Savunmanın en iyi biçimi saldırıdır,”</em> diyerek siz onların ‘beynini yıkamayı’ deneyin. Bu kitabı onların kafasındaki virüsleri temizleme programı olarak kullanabilirsiniz!</p>
<p>İçinde yaşadığınız toplumu değiştiremeyebilirsiniz ama birlikte yaşadığınız toplumu değiştirebilirsiniz. Dünyayı değiştiremeyebilirsiniz ama dünyanızı değiştirebilirsiniz. Kendinize yeni bir yaşam çevresi seçebilirsiniz. Her ruh kendine benzer ruhlarla dünyaya gönderilir. Onu bulması zaman alır ama kişinin çabası ölçüsünde bu süre kısalır. Sizin gibi düşünen, yaşayan, hisseden insanlar var. Onları bulmak için yollar da var. İnsanı istediğine götüren yolların sayısı, gökteki yıldızlar kadardır. <span style="color: #ff0000;"><strong>Yeter ki sen iste! Her şey seninle başlar!</strong> </span></p></blockquote>
<p>Öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için sadece bir kıvılcım kadar cesaret gereklidir. Onu çaktık mı Allah’ın izniyle o büyür büyür koskocaman bir yangına dönüşür. Elbette bunun içinde öncelikle istemek gereklidir. Hiçbir insan istemediği bir şeyi yapmaz, gerçekten istemedikçe hiçbir şeyi yapmaz! İstemenin de ölçüsü vardır bu konumda istiyormuş gibi görünmek değil, yada bir kere çakmağı çakınca yanmıyorsa ikinciyi denemeden pes etmek değildir istemek. Bu ve bu tür şeyler istiyormuş gibi görünmektir ya da denedim ama olmadı diyerek işin içinden kendini güya çıkarmaya çalışmaktır. Öğrenilmiş çaresizliğin diğer bir tanımı da ataletti yani tembellik.</p>
<p>İleri derecede öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olan insanlar tembelliklerinde ve yenilme korkusunda o hallerine razı olarak yaşarlar. Bunun örnekleri hem çevremizde çok mevcuttur hem de daha önce verdiğimiz deneylerle de ispatlanmıştır.</p>
<p>O halde öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak istiyorsak veya çevremizde bu psikoloji içinde olan insanları bu durumdan kurtarmak istiyorsak sadece istemek ve minicik bir kıvılcım yeterlidir başlamak için. Bir yola baş koyduktan sonrada gelir evvelAllah <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> </p>
<p>Rabbim yar ve yardımcımız olsun&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Dğer Başlıklar</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 08:48:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[geliş]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[öğren]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[T.H.Y]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin başarısı da senine başlar]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar,   “Her şey seninle başlar” kitap tahlilinin bu başlığında öğrenilmiş çaresizlik ve atalet kültüründe uzun süre yaşayan insanların davranışlarında göze çarpan bazı karakteristik özellikleri inceleyeceğiz.  Yazar bu tespiti yaparken “Türk Usulü Başarı” kitabında yaptığı araştırmaların verilerini de kullanmış.   Türk insanının başarıya ulaşmasına engel olan bazı olumsuz özellikleri ile öğrenmiş çaresizlerin özellikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p> <br />
“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap tahlilinin bu başlığında öğrenilmiş çaresizlik ve atalet kültüründe uzun süre yaşayan insanların davranışlarında göze çarpan bazı karakteristik özellikleri inceleyeceğiz.  Yazar bu tespiti yaparken “<a href="http://www.kidap.com.tr/turk-usulu-basari-mumin-sekman-k21051.html">Türk Usulü Başarı</a>” kitabında yaptığı araştırmaların verilerini de kullanmış.</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Türk insanının başarıya ulaşmasına engel olan bazı olumsuz özellikleri ile öğrenmiş çaresizlerin özellikleri arasındaki benzerlik bakalım dikkatinizi çekecek mi?</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe –<a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Beş maymun öyküsü</a>nde ki gibi- ‘kendi yapamadığını başkalarına da yaptırmama’ davranışı çok yaygındır. Aynı şekilde düşündüğünü yapmama (fiziksel atalet) ve yaptığı üzerine düşmeme (zihinsel atalet) hali sık görülür.</p>
<p><span id="more-475"></span></p>
<p>Hayatındaki eksik ve yetersizliklerden dolayı başkalarını suçlama eğilimi bir diğer özelliktir. Pozitif yerine negatif düşünme eğilimi baskındır. Kişiler bir mum yakmak yerine karanlığa küfretmeyi, çözüme dönük düşünmek yerine sorunu köpürtmeyi tercih ederler.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe kurtarıcı bekleme eğilimi yaygındır. Genç kızlar beyaz atlı prens, dindarları kurtarıcı(mehdi), erkekleri kendisine ‘babalık’ yapacak politikacı ya da patron bekler.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe komplo teorilerine dayanan düşünme biçimi yaygındır. Sonuçlara değil, gizli niyetlere bakılarak yorumlar yapılır. Sosyal olaylar akılla analiz edilmez, ‘provokasyon’ ve ‘dış güçlerin oyunu’ gibi laflarla açıklamaya çalışır.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe bilimsel düşünmek, neden-sonuç ilişkilerine inanmak yerine şansa ve tesadüfe inanma eğilimi fazladır. Bu kültürde insanlar geleceklerini bu gün yaptıklarıyla şekillendirdiklerine inanmadıkları içi, falcılar gelecek bilimcilerden daha makbuldür.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe geçmiş merkezli yaşama anlayışı yaygındır. Dikiz aynasına bakarak ileri doğru gidilmeye çalışılır! Geçmiş merkezli yaşamak yüzünden düşmanların süresi daha uzun olur. Ülkeyi canlılar değil, ölüler yönetir! Geleceğe hazırlanmak yerine geçmişin problemlerini tartışmak tercih edilir.50 yıl önce Afrikalıklar da Avrupalılar da savaşıyorlardı. Afrikalılar hala ‘dedenin kanını yerde koma oğul’ anlayışıyla savaşmaya devam ediyor. Avrupalılar ise geçmişi unutmuş, birlikte (AB) geleceği inşa ediyorlar. Geçmişi ne unut, ne büyüt.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe başarının kişinin kendi ellerinde olduğuna inanılmaz. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, kişiler yetenek yerine ilişkilerine dayanarak yükselmeye çalışır. Bu da bağımlı başarılara neden olur. İkincisi, başarılı kişiler takdir edilmek yerine kıskançlıkla karşılanır. Başarını şans ve bazı ilişkilerle geldiğine inanıldığı için kişinin onu hak etmediği düşünülür.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik toplumlarında insanlar enerjilerini gerçekleşmesi kendi ellerinde olan hedeflere harcamazlar. Kendi işlerini iyi yapmak yerine, başkalarının neyi iyi yapamadığını görür, eleştirirler. İnşaat işçileri iyi evler yapmak yerine memleketi kurtarmaya çalışır, politikacılar ülkeyi en iyi şekilde yönetmek yerine inşaat işleri yapmaya çalışırlar!</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe günlük konuşmalarda sık sık, “Böyle gelmiş, böyle gider”, “Bunu yapsan ne değişecek ki” gibi sınırlayıcı genellemeler kullanılır. Kendini küçük görme, özgüven düşüklüğü ve buna bağlı olarak elinden gelenin en iyisini yapmama eğilimi yüksektir.</p>
<p> <br />
Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe deneyime dersten daha fazla değer verilir. “Biz babadan böyle gördük” anlayışı egemendir. Yenilik ve öğrenme yerine, mevcut alışkanlıkları tekrarlama eğilimi yaygındır. Babadan öğrenilmiş sınırlayıcı genellemelere sadakatle bağlanılır, akademik çalışmalar ‘en iyi yaşayan bilir’ denilere önemsenmez, okulda öğrenilenler küçümsenir.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe paranoya psikolojisi egemen olduğundan dünya dost-düşman ekseninde algılanır. Tarihten alınan dersler dahi düşmanlık ve intikam doludur. Korku kültürü egemendir. İnsanları pozitif idealler değil, negatif korkular ‘birlik ve beraberlik’ içinde tutar.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe imalı iletişim ve ‘karından konuşma’ çok yaygındır. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde yaşayanlar arasında alınganlık çok yaygındır. Kişiler demek istediklerini açıkça söylemek yerine, ‘O kendini biliyor,’ imalarına yönelir, kızına bir şeyler söyleyerek gelinine bir şeyler anlatmaya çalışır. Ahmet Haşim “Türk söylemez, söylenir,” deyişiyle bunu anlatmaya çalışır.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde proaktif motivasyon yerine reaktif motivasyon tarzı egemendir. Birçok iş pozitif düşünce gücüyle değil, nefret edilen birinin ‘inadına’ başarılır. Kişiler, birileri tarafından aşağıladığı için yükselir. Komşuya kızılıp ev sahibi olunur. Öfkenin enerjisiyle ‘hır yaparak’ başarıya ulaşır. İçten değil, dıştan motive etmeli insanlar çoğunluktadır. Aynı şekilde iç disiplin değil, dış disiplinle iş görme anlayışı egemendir. Başta çavuş olmadan iş yapılmaz.</p>
<p> </p>
<p>Eğer bu ülkede yaşıyorsanız, kariyerinizi bu topraklar üzerinde kuruyorsanız, bu ‘acı’ gerçekleri bilmeli ama teslim olmamalısınız. Bu ülkeden hayat ‘Türk Usulü’ çalışıyor. ‘Türk usulü iş yapma’ ile ilgili yaptığım esprili tespitlere ve bazı ‘acı gerçeklerimizi’ anlatmama bakıp benim bu ülkeye inanmadığımı düşünürseniz yanılırsınız.</p>
<p> </p></blockquote>
<p> <br />
Yazarın kendi araştırmalarıyla atalet ve çaresizliği öğrenenlerin, bir iş yaptığında başaramayan kişilerle aralarında ki benzerlikleri inceledik. Yalnız benim tam olarak katılamadığım bir yer var belki de çok fazla bir siyasi bilgimin olmayışından katılmamış olabilirim sizlerinde bu konuda ki fikirlerini merak ediyorum? Takıldığım yer ise;</p>
<blockquote><p> <br />
Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe geçmiş merkezli yaşama anlayışı yaygındır. Dikiz aynasına bakarak ileri doğru gidilmeye çalışılır! Geçmiş merkezli yaşamak yüzünden düşmanların süresi daha uzun olur. Ülkeyi canlılar değil, ölüler yönetir! Geleceğe hazırlanmak yerine geçmişin problemlerini tartışmak tercih edilir.50 yıl önce Afrikalıklar da Avrupalılar da savaşıyorlardı. Afrikalılar hala ‘dedenin kanını yerde koma oğul’ anlayışıyla savaşmaya devam ediyor. <span style="color: #ff0000;">Avrupalılar ise geçmişi unutmuş, birlikte (AB) geleceği inşa ediyorlar.</span> Geçmişi ne unut, ne büyüt.</p>
<p> </p></blockquote>
<p>Bu satırlardaki kırmızı renkle işaretlenmiş yerler. Avrupalılar ya da Dünyaya hakim olmak isteyenler diyelim, gerçekten de geçmişlerini unutmuş ve geleceği yani dünyanın geleceğini “Dünya insanları” için daha güzel ve yaşanabilir bir yer yapmak için mi, çalışıp birlikte geleceği inşa ediyorlar. Yoksa kendi rahatları ve kendi gelecekleri için mi???</p>
<p> <br />
Yazarın konunun sonunda;</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Eğer bu ülkede yaşıyorsanız, kariyerinizi bu topraklar üzerinde kuruyorsanız, bu ‘acı’ gerçekleri bilmeli ama teslim olmamalısınız. Bu ülkeden hayat ‘Türk Usulü’ çalışıyor. ‘Türk usulü iş yapma’ ile ilgili yaptığım esprili tespitlere ve bazı ‘acı gerçeklerimizi’ anlatmama bakıp benim bu ülkeye inanmadığımı düşünürseniz yanılırsınız.</p></blockquote>
<p> <br />
Cümlelerine karşılık yazmış olduğu başlığı da sizlerle paylaşıp yazıma son vereceğim inşallah. Kendi ülkesine güvenmeyen bir insan toplumunun psikolojik sorunlarını araştırıp çözüm yolları sunmazdı elbette&#8230;</p>
<blockquote><p> <br />
<strong>Türk, öğren, geliş, güven!</strong></p>
<p>Ben bu ülkeye inananlardanım. Yanlışlarımızı söylemem, doğrularımızı görmemi engellemiyor. Ben de bir Türk olduğum için, yaptığım espri yada eleştiride kendimi gösteriyorum! Kendi hatalarımıza gülebilmemiz kendimize güvenmemizi gösteriyor. Dünyayı gezdim, kararımı verdim,Türk olmak güzel şey!</p>
<p>Ben de sizin gibi inanıyorum ki, Türkiye şuanda dünya liginde gelebileceği en iyi yerde değil. Ataletimizi ve öğrenilmiş çaresizliğimizi yendiğimiz de sıralamadaki yerimizin değişeceğine eminim. Biz bu alt sıralara ait değiliz, daha üst liglerde asırlarca yaşadık. Onlarca farklı milleti yüzyıllarca yönettik. Bir kez yapabilen, bir kez daha yapabilir. Tarihin tahterevallisinden yükselme sırası bir gün tekara bize gelecek!</p>
<p>Galatasaray’ın UEFA kupasını kazandığı maçlarını evimde değil gidip varoş kıraathanelerinde izledim. Yabancılar karşısında elde edilen başarıların psikolojisini ‘doğal ortamında’ gözlemek istedim. Gördüm ki, Türk insanının içindeki başarılı olma isteğinin şiddeti en büyük sermayemiz.</p>
<p>Yükselmek için T.H.Y (Tutku, Hedef, Yetenek) şarttır. Tutkumuz yeterli, şimdi bu tutkuya bir hedef göstermek gerek. Bir de işlerini dünya standardında iyi yapan yetenekte insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Bu rüyaya inanıyorsanız, kendinizi başarılı yapmakla işe başlayın. <span style="text-decoration: underline;">Türkiye’nin başarısı da senine başlar!</span></p>
<p>Son dönemde Türkiye’den sık sık ‘Dünya çapında’ işler başaran insanlar çıkmaya başladı. Başarılı insanlar üzerindeki ‘Dünya çapında başarılı değilsen, başarılı değilsin’ baskısı bile gelecekteki ilerlemenin işaretidir.</p></blockquote>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p> <br />
Konuyla İlgili Dğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu….<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 09:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[antoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi Selamun aleyküm arkadaşlar, &#8220;Her şey seninle başlar&#8221; kitap tahlilimiz de Kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olduğunu inceledikten sonra toplumumuzda kendi iç alemimizin derinliklerinde olan öğrenilmiş çaresizlikler arşivine inelim birazda, denediğimiz ve başarısız olduğumuz, bir kez daha deneyip tekrar başarısız olduğumuz, son biz kez daha şans verip yine denediğimiz ve yine yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler <a href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Antoloji">Antolojisi</a></strong></p>
<p>Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>&#8220;<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>&#8221; kitap tahlilimiz de Kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olduğunu inceledikten sonra toplumumuzda kendi iç alemimizin derinliklerinde olan öğrenilmiş çaresizlikler arşivine inelim birazda, denediğimiz ve başarısız olduğumuz, bir kez daha deneyip tekrar başarısız olduğumuz, son biz kez daha şans verip yine denediğimiz ve yine yine yine başarısız olduğumuz ve sonunda vazgeçtiğimiz şeylerden bahsediyorum, yani öğrendiğimiz çaresizliklerimizden..</p>
<p>Şimdide farklı kesimlerden, farklı kesitlerle hayatımızdaki bazı öğrenilmiş çaresizlik hallerine göz atalım&#8230;<span id="more-466"></span> </p>
<blockquote>
<ul>
<li><em>Yabancı dil kursuna yeni başlamışızdır.</em> Yeni kelimeleri ve kuralları öğrenir, unuturuz. Bir daha ezberleriz, bir daha unuturuz. Sonunda “Kafama Girmiyor,” deyip, çaresizlik marşını okumaya başlarız! Bu aşamayı geçenlerin bazıları da ilk bir ayda öğrendiği 100 kelime ile New York Times okumaya kalkar. Hiçbir şey anlamayınca, “Yok bu iş olmuyor!” diyerek vazgeçer.</li>
<li><em>Genç çiftlerimiz yeni evlenmiştir.</em> Kadın hemen kocasını kafasındaki ideal erkek modeline göre yeniden biçimlendirmek için harekete geçer! Ona çoraplarını yere atmamasını, ve işlerine yardım etmesini ,mutfakta salatadan daha fazlasını yapmasını ve özel günlerinde hediyeler almasını öğretecektir. Defalarca uğraşır, karşısındaki `taşfırın erkeği`nin direnişiyle sonuç alamaz. Sonunda kadın kaderine küsüp onu olduğu gibi kabul eder!</li>
<li><em>Bazen fazla kilolardan kurtulmuş halimizi hayal eder, sıkı bir rejim kararı alırız.</em> Çoğumuz kararı aldığıyla kalır, hiç başlamaz. Bazılarımız birkaç gün diyet yaparız. Sonuç alamayız. Başka bir diyet deneriz. Yine sonuç alamayız. Sonunda niyetsizliğimizi değil diyetçileri suçlar, “İşe yaramıyorlar, para tuzağı bunlar,” deyip eski alışkanlıklarımıza aynen devam ederiz.</li>
<li><em>İşsiz kalınca iş aramaya karar veririz.</em> Yedinci görüşmeden de istediğimiz sonuç çıkmayınca, hemen olayı değiştirilmesi kendi elinizde olmayan makro ekonomik değerlere bağlarız, “Ülkede %3 işsizlik var! Ekonomi durgun,” deriz. Ülkede 2milyon işsizin olduğu doğrudur ama o gün iki bin kişinin yeni bir iş bulduğu da doğrudur!</li>
<li><em>Üniversite öğrencisi iken harçlığımızı çıkarmak için pazarlamacılık yaparız.</em> Elimize bir ürün verirler, üçüncü, beşinci, on yedinci, “Hayır, almıyorum!” cevabından sonra satıcılık kariyerimiz biter. “Millet bu malı almıyor kardeşim!” Oysa başka bir satıcı, aynı günde aynı üründen çok sayıda satış yapmıştır. Biz yapamadıysak ‘yapılamaz’dır, öyle kendi eksiğimizi görebileceğimiz `performans değerlendirme`gibi ince hesaplara gelemeyiz!</li>
<li><em>Sosyal demokratızdır.</em> ‘Solda birlik’ kurmak için, 567. Denemeyi yaparız. Bu da yeni bir bölünmeye neden olur! Eksisi artısını götürür, CHP’nin imajı <strong>Ç</strong>aresiziz <strong>H</strong>epimiz <strong>P</strong>artisi olup çıkar!</li>
<li><em>Üniversite öğrencisiyken sık sık ‘memleketi kurtaracak’ bir fikir gelir aklımıza. İdealist bir tavırla fikrimizi yaymaya başlarız.</em> 117. Kişinin de, “Boş ve abi ya, memleketi sen mi kurtaracaksın?” demesiyle, başka bir fikir bulur, onu bırakırız! Oysa Samsun’a çıktığında Mustafa Kemal’e de beraber ve solo söylenmeler korosu, “Boş ve abi ya, kaç bin kişi denedi olmadı, bu memleketi sen mi kurtaracaksın!” demişlerdi.</li>
<li><em>Bazen siyasi ‘eylem’ yaparak ‘tavır koymak’, aktif bir yurttaş olmak isteriz.</em> Bir gösteriye katılırız, biraz ıslanırız, cop yeriz. İkinci, üçüncü gösteriden sonra hiçbir şeyi değiştiremediğimizi görür, pasif hayatımıza geri döneriz. Birisi hakkımızı yer, hakkımızı aramak için mahkemeye gideriz. Mahkeme üç yıl sonrasına gün verir. Hoş geldin öğrenilmiş çaresizlik!</li>
<li><em>En büyük öğrenilmiş çaresizliğimiz kendi milletimizi ‘düzeltme’ girişimlerinde defalarca başarısız olup, “Biz adam olmayız,” diye havlu atmamızdır.</em> Bu konuda en son tartışmamız ‘denize donla girilir mi, girilmez mi?’ konusuydu. Türk’ün Türk’ü modernleştirme projesi  en büyük öğrenilmiş çaresizlik örneklerimizdendir.</li>
<li><em>Çoğu kişinin kendi hayatını düzenleme çabası da öğrenilmiş çaresizlikle biter.</em> Her yılbaşında irade gücümüzü daha fazla kullanmaya, hayatı planlı yaşamaya, önce düşünüp sonra harekete geçmeye, öfkelendiğimizde tepki vermeden önce içimizden yirmi üçe kadar saymaya karar veririz. Yalan yok birkaç kez de aldığımız kararlara uyarız ama bir süre sonra iç disiplinimiz çözülür, kararlarımız unutulur,  eski halimize döneriz.</li>
</ul>
</blockquote>
<p>Dikkat ederseniz birçoğu tembellikten ve özgüvensizlikten kaynaklanıyor. İşimize gelmediğimiz çaresizim ayaklarına yatıveriyoruz. Ne yapayım olmuyor diyoruz. Dün akşam eski bir arkadaşımın söylediği söz çok hoşuma gitti <strong>“zor diye bir şey yoktur, imkânsız da zaman alır.”</strong></p>
<p>Alıntının üçüncü şıkkında <strong>“Sonunda niyetsizliğimizi değil diyetçileri suçlarız”</strong> cümlesi de birçoğumuzun yaptığı şey. Hiçbir zaman kendimize bir hata biçmeyiz her zaman haksız olan, yanlış iş yapan karşı taraftır. Bu bencilliğin diğer bir görüntüsüdür aslında ve kimilerine çaresizliği öğretir.</p>
<p>Beşinci örnekte ki “<strong>Biz yapamadıysak ‘yapılamaz’dır, öyle kendi eksiğimizi görebileceğimiz `performans değerlendirme`gibi ince hesaplara gelemeyiz!”</strong> kısmı da yine hemen hemen hepimizin yaptığı bir şeydir. Hem çaresizliği öğreniriz hem de öğretiriz. Ben yapamadım sende yapamasın der kendi önümüze koyduğumuz taşı yakınlarımızın da önüne koyarız&#8230; ve yine insanın fıtratında kaynaklanan bu “ben” duygusu kendimizde ki hataları örten en büyük taştır.</p>
<p>Kendi kendimize koyduğumuz taşlar yüzünden, engeller, tepeler ve yolumuza serdiğimiz dikenler yüzünden kendimizi çaresizliğe itiyoruz çoğu zaman fark etmeden ve kendi kuyumuzu kendimizin kazdığını görmediğimizden hep başkalarını suçluyoruz. Sadece bir kez kendi elimize baksak kendi kuyumuzu kazdığımız baltayı elimizde göreceğiz aslında&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 09:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamyon arkası yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;   Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “Düşenin Dostu Olmaz!” Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `<a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik </a>başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;</p>
<p> </p>
<blockquote>
<ul>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “<strong>Düşenin Dostu Olmaz!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “<strong>Bu Alemin İnsanları Bana Müsaade!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar başlarına gelene anlam vermekte zorlanır, yaşam şaşkınıdır: “<strong>Hayat Sen Ne Çabuk Harcadın Beni!</strong>”<span id="more-460"></span></li>
<li>Öğrenilmiş çaresizler, sık sık hak etmedikleri bir hayat yaşamaktan söylenirler: “<strong>Zalim Dünya Aslanı Kediye Boğdurdun!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar kısa vadede çözüm beklentisinde değillerdir: “<strong>Garibin Çilesi Ölünce Biter!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatları üzerinde denetimleri olmadığına inandıklarından, kendilerini, `havada savrulan yaprak`gibi metaforlarla ifade ederler: “<strong>Yaprak Dalından Kopmuş Bir Kere, Rüzgâra Gerek Yok!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlarda kolay vazgeçme eğilimi yüksektir: “<strong>Yaşamak Buysa Eğer, Bırak Üstü Kalsın!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanların zihni iklimine egemen olan duygu `hüzünlü bir veda`halidir: “<strong>İşte Geldik Gidiyoruz, Şen Olasın Halep Şehri!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatı arabesk yorumladıkları için, `sevdi mi tam seven, sildi mi bir kalemde silen`, sevgileri de nefretleri de oldukça yoğun insanlardır: “<strong>Vur Hançeri Sineme, Bırak Yaram Kanası, Fazla İnme Derine, Çünkü Orada Sen Varsın!”</strong></li>
<li>Kamyon arkası yazılarında reddedilmelere ve acılara rağmen , yaşama sevincini kaybetmeyenler de yok değildir: “<strong>Gönlünde Yer Yoksa Fark Etmez Güzelim, Ben Ayakta Giderim!</strong>”, “<strong>Hasretinden Ne Lastikler Eskittim!</strong>”</li>
</ul>
</blockquote>
<p> </p>
<p>Okuduğumda genellikle güldüğüm kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizlikten dolayı yazıldığını kitabı okuyunca daha iyi anlamış oldum : ) Hayat insanlara neleri söyletiyor, neleri yapmaya mecbur kılıyor, istemeden veya isteyerek, bilerek veya bilmeyerek neleri ne için yapıyoruz kendimizi bir sınamamız gerekli bu konuda&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Gülsek mi, ağlasak mı, halimize?</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu&#8230;</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
