<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerekli Şeyler... &#187; Görmek Gerekli</title>
	<atom:link href="http://www.gerekli.org/kategori/gormek-gerekli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gerekli.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 09:56:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/gormedim-duymadim-bilmiyorum/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/gormedim-duymadim-bilmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 23:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep'den...]]></category>
		<category><![CDATA[Bilmiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Duymadım]]></category>
		<category><![CDATA[Görmedim]]></category>
		<category><![CDATA[Görmedim Duymadım Bilmiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Nereye Kadar]]></category>
		<category><![CDATA[Üç maymun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[Nereye kadar görmezden gelişlerin, Üç maymunu oynayışların &#8220;Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum&#8220; Sorulacak elbet hesabın Yarından da yakın 08.10.09 / Zeynep&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/gormedim-duymadim-bilmiyorum.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-877" title="gormedim-duymadim-bilmiyorum" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/gormedim-duymadim-bilmiyorum.jpg" alt="gormedim-duymadim-bilmiyorum" width="160" height="145" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Nereye kadar görmezden gelişlerin,<br />
Üç maymunu oynayışların</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;<strong>Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum</strong>&#8220;</p>
<p style="text-align: center;">Sorulacak elbet hesabın<br />
Yarından da yakın</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-876"></span><br />
08.10.09 / Zeynep&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/gormedim-duymadim-bilmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biri Güven mi Demişti?!</title>
		<link>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 14:57:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Biri Güven mi Demişti]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir olmak]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[-    Anneciğim bu Cuma arkadaşımın doğum günüymüş. Beni de çağırdı gidebilir miyim? -    Kim bu arkadaşın? -    Aslı tiyatro klubünden bir arkadaşım, evi de okula çok yakın. Gidebilir miyim? -    Arkadaşını tanımıyorum ve ailesini de hem o gün senin kursun yok mu? Ve biz doğum günü kutlamıyoruz biliyorsun gitmemen daha doğru olmaz mı? -    Evet. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/biri-guven-mi-demisti.jpg"><img class="size-medium wp-image-873 aligncenter" title="biri-guven-mi-demisti" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/biri-guven-mi-demisti-257x300.jpg" alt="biri-guven-mi-demisti" width="257" height="300" /></a></p>
<p>-    Anneciğim bu Cuma arkadaşımın doğum günüymüş. Beni de çağırdı gidebilir miyim?</p>
<p>-    Kim bu arkadaşın?</p>
<p>-    Aslı tiyatro klubünden bir arkadaşım, evi de okula çok yakın. Gidebilir miyim?</p>
<p>-    Arkadaşını tanımıyorum ve ailesini de hem o gün senin kursun yok mu? Ve biz doğum günü<br />
kutlamıyoruz biliyorsun gitmemen daha doğru olmaz mı?</p>
<p>-    Evet. Tamam anneciğim haklısın.</p>
<h2>***</h2>
<p>-    Geçen gün bizim birader anlatıyordu. Bu pastaların içine Antep fıstığı diye bezelye öğütüp koyuyorlarmış&#8230;</p>
<p>-    Valla ha mı yaw</p>
<p>-    Ben de biraderin yalancısıyım valla ama bu devirde herkes kendisini düşünüyor. Milletin sağlığını düşünen yok</p>
<p>-    Haklısın valla be&#8230;<span id="more-872"></span></p>
<h2>***</h2>
<p>-    Duydun mu kız?</p>
<p>-    Neyi?!</p>
<p>-    Cevriye anlattıydı geçen. Okulda ailesinin az ilgilendiği, ya da çocuğuna güvenen çocukları tespit ediyorlarmış. Çocuklarına onlarla arkadaşlık yapmalarını söyleyip, evlerine davet ettiriyorlarmış.</p>
<p>-    Eee!</p>
<p>-    Sonrada evlerinde putların olduğu odalarda ağırlayıp, hrıstiyanlıktan bahsediyorlarmış.</p>
<p>-    Hadi canım. Yok daha neler&#8230;   – Kız yaparlar mı dersin.</p>
<p>-    Valla anacım bu devirde kimseye güven olmaz. Camdan baktırmayacaksın çocuğu camdan.</p>
<p>-    Haklısın kız (dehşete kapılmış bi şekilde)</p>
<p>-    Ah anacım ah eskiden biz sokaktan eve girmezdik, böylemiydi zaman.  Hiç kimseye güven olmuyor, arkadaşı diyorsun neler yapıyor. Görüyormusun.</p>
<p>-    &#8230;</p>
<h2>***</h2>
<p>(Okulda andımız öncesi müdür beyin konuşması&#8230;)</p>
<p>-    Sevgili öğrencilerimiz, sayın velilerimiz, okul içinde ve etrafında bilmediğimiz kişilerden yiyecek ve içecek mamuller almayınız. Size verilen ikramları kabul etmeyiniz. Okula geliş gidişlerde çocuklarınıza eşlik ediniz.</p>
<p>(Arka tarafta sırada ki çocuklar&#8230;)</p>
<p>-    Hacım be bundan sonra bana kraker felan verme bak ne diyo müdür bey.</p>
<p>-    He ha ho&#8230; he valla lan! Sende senden su istersem verme sakın.</p>
<p>-    Tamam lan.</p>
<p>-    Söyleyelim yarında annemiz elimizden tutup getirsin okula hacım.</p>
<p>-    Ha ha&#8230;</p>
<p>(Diğer bir grup&#8230;)</p>
<p>-    Yaa şu yaya geçitinde yaya ışıklarının görevini yapan polisler ne işe yapıyor</p>
<p>-    Nasıl yani?!</p>
<p>-    Madem böyle bir korkuları var önce bunun önlemini alsınlar bu ne kardeşim yaa!</p>
<p>-    Evet yaa nerden de geliyor aklına kızım böyle şeyler.</p>
<p>-    Sizin aklınıza nasıl gelmiyor bende buna şaşırıyorum.</p>
<p>-    Hönk &#8230;</p>
<p>(Bahçe dışında bekleşen tedirgin veli topluluğu&#8230;)</p>
<p>-    Evet  evet haklı müdür bey</p>
<p>-    Kesinlikle haklı!</p>
<p>-    Ya eve gitmeyip çocukları burada bekleyip göz kulak mı olsak. Benim kız bilmez öyle şeyler güvenir alır.</p>
<p>-    Aaa Nihan hanım sizde nasıl terbiye veriyorsunuz. Bu devirde ana babaya bile güven olmaz. Hiç kimseye güvenmeyeceksin hiç kimseye..</p>
<p>-    Hönk &#8230;</p>
<h2>***</h2>
<p><em>Güvenilir insan ol ama güvenme!<br />
Herkes seni güvenilir bilsin, emin bilsin ama sen kimseye güvenme!<br />
Bu çağda, bu zamanda kimseye güven olmuyor be kardeşim!<br />
Güven duygusu aşılanmayan bir toplumdan güvenilir olunmak nasıl beklenir ki<br />
Güvenmeyen güvenilirse olmaz. Güvenmiyorsa kendisine de güvenilmesini nasıl bekler ki&#8230;</em></p>
<p><strong>Sonrada&#8230;</strong></p>
<p>-    Nasılsa güvenmiyorlar kardeşim, neden güvenilir olmaya çalışayım ki. Battı balık yan gider.</p>
<p>-    Hem demiyorlar mı bu devir böyle diye. O halde çağa ayak uydurmak lazım. Sonra taş devrinden mi kaldın demesinler&#8230;</p>
<p>-    Haklısın hacım yaa..</p>
<p>-    Olum lan bu devirde hele hacı hocaya hiç güven olmaz. Hacıyım ayağına yatıp yemedikleri halt kalmıyor.</p>
<p>-    Haha! Valla lan bizde mi gitsek hacca</p>
<p>-    Nasıl yani olum</p>
<p>-    O zaman güvenilenler kategorisine girer saman altından su yürütürüz bizde. İş bitince çıksa da yüzümüz ortaya. Biz işimizi görmüş ortadan tüymüş oluruz çoktan.</p>
<p>-    Valla lan. Olum sende bu zeka olduktan sonra daha neler yaparız biz seninle</p>
<p>-    Hehe&#8230;</p>
<p><strong>***</strong><br />
-    Kız Ayten bu gece için izin aldın dimi?</p>
<p>-    Tabi kızım ne sandın sen arkadaşını? Almaz mıyım! Bir hafta önceden düşündüm ne yalan söylesem de süphelenmesinler diye.</p>
<p>-    Hihi. Ne dedin kız. Yediler mi?</p>
<p>-    Yediler kızım. Bana güvenleri sonsuz ne dersem inanıyor bizimkiler. Bi bilseler onları işlettiğimi &#8230; &#8230;</p>
<p>-    Aman kız şeytan kulağına kurşun. Tahtaya vur tahtaya..</p>
<h2>***</h2>
<p><em>Biri güven mi demişti?<br />
Güvenmek mi? güvenilir olmak mı?<br />
İyi evlat yetiştirmek mi? güvenilen, sadık&#8230;</em></p>
<p><em>Her gün aynaya kaç kere bakıyorsunuz?<br />
Bu sefer kendinize gerçekten bakın aynada.<br />
Ama kaşınıza, gözünüze değil, kalbinize, gönlünüze..</em></p>
<p><em>Ne kadar güvenilirseniz o kadar güvenirsiniz<br />
Ne kadar güvenirseniz o kadar güvenilirsiniz</em></p>
<p><em>Ahir zaman hastalıkları bir değil bin çeşit<br />
Yaralar bir çeşit değil bin çeşit<br />
Ve aslında hepsinin şifası, reçetesi bir<br />
<strong>Kuran ve Sünnetullah&#8230;</strong></em></p>
<p> <br />
10.11.09 / Zeynep&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seyreyle Dost Kendini&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/seyreyle-dost-kendini/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/seyreyle-dost-kendini/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 22:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep'den...]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Seyreyle dost kendini]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=836</guid>
		<description><![CDATA[Seyreyle dost kendini, Vakt-i &#8220;Duha&#8221; ile eş değer olan şu Dünya da Seyreyle dost kendini, Kimselerin görmediği, bilmediği iç Dünyanda Seyreyle dost kendini, &#8220;Ayna, ayna söyle bana benden güzeli var mı şu Dünya da&#8221; Her geçen sene yüzüme eklenen çizgileri aşikâr eyle bana /Dünya da Seyreyle dost kendini, Şu saymakla bitmeyen nimetlerinle &#8220;ten&#8221; Dünyanda Seyreyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/10/seyreyle-dost-kendini.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-837" title="seyreyle-dost-kendini" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/10/seyreyle-dost-kendini.jpg" alt="seyreyle-dost-kendini" width="378" height="316" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Vakt-i &#8220;Duha&#8221; ile eş değer olan şu Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Kimselerin görmediği, bilmediği iç Dünyanda</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
&#8220;Ayna, ayna söyle bana benden güzeli var mı şu Dünya da&#8221;<br />
Her geçen sene yüzüme eklenen çizgileri aşikâr eyle bana /Dünya da<span id="more-836"></span></p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Şu saymakla bitmeyen nimetlerinle &#8220;ten&#8221; Dünyanda</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Ahir zaman da hangi roldesin şu Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Kuş bakışı gördüğün karıncalarmışcasına Dünya da<br />
Nerede, ne oluyor, ne yapıyorsun şu Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Neden! Niçin! Nasıl! Ne zaman! varsın fani Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Her nefeste yeniden can bulduğun Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Her uykunun ölüm/ün, her uyanışının yeniden diriliş/in olduğu Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Nazar-ı İlahi&#8217;nin muhabbetle bir defa bile uğramadığı Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini,<br />
Ahiretteki hesabına hazır mısın Dünya da</p>
<p style="text-align: center;">Seyreyle dost kendini<br />
&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">12.10.09 / Zeynep&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/seyreyle-dost-kendini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 14:39:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş başarı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[olayları yorumlama]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar,                  Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar&#8221; kitap tahlilinde geçen yazımdan itibaren yeni bir konuya geçmiştik, çaresizlikle başa çıkmanın yolları, bu yazımda da başarısızlığa sebep olan olayları yorumlama biçimlerini inceleyeceğiz inşallah&#8230;                Öğrenilmiş çaresizlik başımıza gelen olayları yorumlama biçimimizden doğar. Aynı durumun iki farklı yorumu, insanı öğrenilmiş çaresizliğe veya öğrenilmiş başarıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p> <br />
               Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>&#8221; kitap tahlilinde geçen yazımdan itibaren yeni bir konuya geçmiştik, çaresizlikle başa çıkmanın yolları, bu yazımda da başarısızlığa sebep olan olayları yorumlama biçimlerini inceleyeceğiz inşallah&#8230;</p>
<p>               Öğrenilmiş çaresizlik başımıza gelen olayları yorumlama biçimimizden doğar. Aynı durumun iki farklı yorumu, insanı öğrenilmiş çaresizliğe veya öğrenilmiş başarıya götürebilir. <span id="more-526"></span>İnsanların başlarına gelen aynı olayı farklı şekilde yorumladıklarını gösteren çok sayıda örnek vardır.</p>
<blockquote><p>Afrika’ya iki ayakkabı pazarlamacısı gönderilir. Hiç kimsenin ayakkabı giymediğini görürler.<br />
          Kötümser: “Burada hiç kimse ayakkabı giymiyor, ayakkabı satılamaz.”<br />
          İyimser: “Burada hiç kimseni ayakkabısı yok, herkese ayakkabı satabiliriz!”</p>
<p>               Öğrenilmiş çaresizliğe düşmeyenlerin bakış açısına güçlü bir örnek Edison perspektifidir. Ünlü mucit, ampulün içindeki teli bulmak için yüzlerce kez başarısız olduğunda, başarısızlığını ‘başarıya götürmeyen yolları elemek’ olarak görüp, “Her denememde başarısız olmaya götüren yolları buluyorum,” diyebilmiştir. Edison felsefesine göre, başarısızlığa götüren bütün yollar bitince geriye başarıya götüren yol kalır!</p>
<p> <br />
               Öğrenilmiş çaresizliği bir bilgisayar programına benzetebiliriz. Beyninize yüklendiğinde ondan sonra, yüklenen tüm yeni programları ve yapılan tüm işleri yavaşlatan bir iç program. Bu programın en kritik fonksiyonu başımıza gelen olaylara verdiğimiz tepkileri etkilemesidir.</p></blockquote>
<p>               Bulunduğu kaba göre şekil alan su misali, insanların hayal dünyaları da kendilerinin verdikleri şekilleri alıyor, olaylara nasıl bakmak, nasıl görmek istiyorlar öyle görüyorlar ve bunu neticesinde ya çaresizliği öğrenip hayallerine verdikleri şekle bürünüyorlar, yada başarıya ulaşıp yine hayallerinde verdikleri şekle bürünüyorlar.</p>
<p> <br />
               Peki başarısızlığı nasıl yorumlarsak, hayalimize, yapacaklarımıza nasıl şekil verir, hangi bakış açısından bakarsak başarıyı yakalarız? Başarısızlığı nasıl yorumlarsak öğrenilmiş çaresizlik yaşamaktan kendimizi koruyabiliriz? Bunları inceleyelim şimdide&#8230;</p>
<p> </p>
<p>               Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır demiş atalarımız.<br />
               Başarısız olmamız değil de, başarısızlığı yüklediğimiz anlam önemlidir. Başarısızlığımıza yüklediğimiz anlam bir sonraki başarısızlığımızda neler yapacağımızı gösterir.</p>
<p> <br />
               Yazarın başarısızlığı yorumlama biçimleri üzerine yaptığı araştırmalara ve yorumlarına göz atalım..</p>
<blockquote><p>               Hayatta bir insanın başına gelebilecek çeşitli başarısızlık örnekleri düşünün. Latin danslarına gittiniz ama gösterilen hiçbir hareketi yapamadınız! Halı saha maçında çok güzel bir gol pozisyonu kaçırdınız! Çok çalışmanıza rağmen matematikten sınıfta kaldınız! İş mülakatında kendinizle ilgili bir soruya çok aptalca bir cevap verdiniz! Sizi istemeye gelenlerin üzerine kahve döktünüz! Milletvekili yeminini ederken 18 kere okuduklarınızı karıştırdınız!</p>
<p>               Büyük bir çuvallamadan sonra yaptığımız ilk iş ona bir açıklama getirmektir. Bu açıklamaları önce kendinize yapar, sonra kabul edilebilir olanlarını başkalarına da söyleriz! Ne gibi açıklamalardır bunlar?</p>
<p> <br />
1. Ben aptalın tekiyim.<br />
2. O gün çok şansızdım.<br />
3. Başkaları bana tuzak kurduğu için olmadı.<br />
4. Başka işlerde iyiyim ama bu işten anlamıyorum.<br />
5. Özenmedim, olmadı.<br />
6. Bir anlık dikkatsizliğime geldi.<br />
7. Eğitimini almadan yaptım olmadı.</p>
<p> <br />
               Bu açıklamaların oluşturulma biçimi, öğrenilmiş çaresizlik kavramını bulan Martin Seligman ve arkadaşları tarafından çeşitli kriterlerle analiz edilmiştir. Bu kriterleri temek alarak, yaşadığımız bir başarısızlığı 4 soruyla yorumlayabiliriz.</p>
<p> <br />
1. Süreklilik: Geçici mi, kalıcı mı?<br />
2. Kişisellik: Bireysel mi, evrensel mi?<br />
3. Kapsam: Lokal mi, global mi?<br />
4. Kaynak: İçsel mi, dışsal mı?</p></blockquote>
<p>               Bu dört soruyu yazar şu şekilde yorumlamış;</p>
<p> </p>
<blockquote><p><strong>Süreklilik: Geçici mi, Kalıcı mı?</strong><br />
               Başımıza gelen başarısızlığı yorumlarken birinci önemli nokta, bu durumun geçici mi, yoksa kalıcı mı olduğunu düşündüğümüzdür.  Kendimize sorarız: “Her zaman mı yapamam, yoksa defalık mı yapamadım?”<br />
               Araştırma bulgularıma göre, kişi başarısızlığını ya da engellenmişliğini geçici olarak görüyorsa, kalıcı olarak görenlere göre daha az olumsuz etkilenmektedir. “ bu defa yapamadım ama geçmişte yapmıştım, gelecekte daha iyisini yapabilirim,” demek doğrudur. Bir atış basket olmadıysa, “Bu atışta anlık psikolojim nedeniyle başarısız oldum, bir sonraki denememde yaparım,” diye düşünmek kişiyi öğrenilmiş çaresizlikten korur. “Ben hep kötü basket atarım zaten ise öğrenilmiş çaresizliğe kesilmiş biletir. Depresyona yatkın kişiler, başarısızlığın sürekli olduğunu düşünürler.</p>
<p> </p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kişisellik: Bireysel mi, Evrensel mi?</strong></p>
<p>               İkinci önemli nokta, başarısız olduğumuz işi sadece kendimizin mi yoksa herkesin mi yapamadığıdır. Bir işte başarısız olunca hemen kendimize sorarız: “Bunu sadece ben mi başaramıyorum, yoksa herkes mi yapamıyor?”<br />
               Araştırma sonuçlarına göre, kişi eğer başarısız olduğu şeyi sadece kendisinin başaramadığını düşünüyorsa özgüvenini kaybedip derin bunalıma girebiliyorken, başkalarının da yapamadığını gördüğünde kendisine olan saygısını koruyabilmektedir. Herkesi kaldığı bir matematik sınavında kalan üzülse kendini aşağılanmış hissetmez.<br />
               Öğrenilmiş çaresizlik araştırmacılarına göre, çocuğu kanser olan bir baba onu iyileştirmek için her yolu dener ama sonunda çocuğu iyileşmez ve ölür. Bu baba üzülür ama özsaygısını kaybetmez, çünkü kansere kimse çare bulamamıştır. Bu tür çaresizliklere evrensel çaresizlik denmektedir. Hiç kimsenin yapamadığı bir şeyi başaramamış olmak evrensel çaresizlik halidir ve insanın özgüvenine olumsuz etkisi daha düşüktür. Başka insanların yapamadığını yapamamış olmak kişisel çaresizlik ve insanın kendisine olan saygısını ve özgüvenini kaybetmesine, depresyona girmesine neden olur. ‘Evde kalmak’ neden kötüdür? Başkaları evlenemediği için!</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kapsam: Lokal mi, Global mi?</strong></p>
<p>               Başarısızlığı yorumlamada üçüncü önemli nokta, sadece bir noktada mı yoksa her alanda mı başarısız olduğumuzu düşündüğümüzdür. Bir işte başarısız olunca kendimize sorarız: “Sadece bu işte/durumda mı başarısızım, yoksa her işte mi başarısızım?”<br />
               Başarısız olunan durumun ne kadar ‘genellendiği’ çok önemlidir. İnsanlar başarısızlıklarını çok büyütüp gözlerini başarıdan korkutabilirler. Attığınız top basket olmadıysa, bu başarısızlığınızı nasıl yorumlayabilirsiniz? Küçükten büyüğe doğru abartılı yorumlama şekiller;<br />
                “Bu atışım kötüydü”, “Bugün iyi oynayamıyorum”, “Basketbolda iyi değilim”, “Hayatta hiçbir şeyde iyi değilim”, “Ben aslında aptalın biriyim”, “Ben bu dünyada fazlalık biriyim”. Bir durumda başarısız oldunuz diye onu genelleyip başarısızlığı, kaybeden olmayı bir kimlik olarak benimserseniz bu kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir.</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Kaynak: İçsel mi, Dışsal mı?</strong></p>
<p>               Başımıza gelen bir başarısızlığı yorumlamada dördüncü önemli kriter, başarısızlığın kaynağını içimizde mi yoksa dışımızda mı aradığımızdır. Başarısızlık halinde hemen düşünmeye başlarız: “İçten kaynaklanan(elimde olan) nedenlerden dolayı mı yoksa dıştan kaynaklanan (erlimde olmayan) nedenlerden dolayı mı başarısız oldum?”<br />
               Şans, sonucu etkileyen ama kontrolü bizde olmaya bir dış faktördür. Çalışma ise sonucu etkileyene be kontrolü bizde olan bir iç nedendir. Dış faktörler kendi ellerimizde değildir ama iç faktörler kendi ellerimizdedir. Başarısız olduğumuz bir durumu yoksa kendimize ya da başkalarına açıklarken iç nedenlere mi yoksa dış nedenlere mi bağlandığımız çok önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Mesela attığınız top basket olmasıysa önünüzde iki şık var:<br />
1. “Top girmedi,” diyerek (şanssızlık) diyerek dış faktörleri suçlayabilirsiniz.<br />
2. “Ben atamadım” diyerek (yeteneksizlik) kendinize bağlayabilirsiniz.<br />
               Bazı insanlar her başarısızlıkta dış faktörleri suçlar. En büyük rakiplerine yenilince, ‘saha çamurluydu’, ‘hakem kötüydü’, ‘rüzgar karşıdan esiyordu’ edebiyatı yapan takımlar bu gruba örnektir. Böyle düşünenler kendi yeteneksizliklerini göremediklerinden kendilerini de geliştiremezler.<br />
               İkinci bir grup ise her olumsuz sonuçta kendini suçlar. Dikkat edin, “Kendi sorumluluğunu görür,” demiyorum, kendisini suçlar. “Ben aptalım,” der. “Bizim takımdan bir şey olmaz,” der. Böyle düşünenlerde her başarısızlıktan ders alıp onu başarıya çeviremez.</p>
<p> </p></blockquote>
<blockquote><p><strong>İdeal durum nedir?</strong></p>
<p><strong></strong></p></blockquote>
<blockquote><p>
               Başkalarını da kendini suçlamadan, sonucun nasıl ortaya çıktığını akılla analiz etmek ve bir sonraki teşebbüste başarısız olmamak için neler yapmak gerektiğini konuşarak işe başlamak gerekir. Sürekli çevrenizi suçlamanız kişisel eksiklilerinizi ve başınıza gelene katkınızı görmenizi engeller. ‘Dış güçleri’ suçlayarak başarısızlıklarınızı kendinizden bile gizleyebilirsiniz ama bu sizi başarılı yapmaz! Şunu unutmayın, başkasını iyi suçlayabildiğiniz ölçüde hızlı yükselebileceğiniz bir tek meslek vardır: Ana muhalefet partisi liderliği!</p></blockquote>
<p>               Bir olaya bakış açısı o olayın sonucunu tamamen değiştirebilir. Ya da dıştan gözlem yapan birisi isek olaya bakış açımızla o olayı ve olayı gerçekleştiren kişilerin durumlarını değiştirebiliriz.</p>
<p> <br />
               Yazarın konulara verdiği bence çok basit şeyler insanların duygusal yönden, maddi değil manevi yönden öğrendiği birçok çaresizlik var ve bunların onarımı görünenler, maddi olanlardan daha zor. Tabiî ki bu basit örneği genişleterek ve büyüterek kendi bakış açımızla kendimize göre veya etrafımızdaki kişilere göre değerlendirebiliriz.</p>
<p> <br />
               Unutmamalıyız ki bir insanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur yeter ki istesin!&#8230;</p>
<p> </p>
<p> <br />
Vesselam</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>03.05.2009 / Zeynep</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 21:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230; Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım. Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230;<span id="more-499"></span></p>
<p>Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım.</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. Martin Seligman “Learned Optimism” adlı kitabında bunun cevabını veriyor: “Steve Maier’le birlikte öğrenilmişi çaresizliği yapabileceğimiz/oluşturabileceğimizi(kitapta yaratmak olarak geçiyor) bulmuştuk. Peki, bunu tedavi edebilecek miydik? Çaresiz olmayı öğrenmiş bir grup köpeği aldık ve bu zavallı, isteksiz hayvanları kutunun içinde ileri geri götürdük. Bölmeyi(çıtayı) tekrar tekrar aşırttık. Sonunda kendi kendilerine hareket etmeye başladılar ve tam anlamıyla tedavi oldular.”</p></blockquote>
<p>Peki bizler öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için neler yapabilir, yada öğrenilmiş çaresizlik psikoloji içerisinde olan yakınlarımızı bu çaresizlikten kurtarmak için neler yapardık?</p>
<p>Kişilerin karakteristik özelliklerine göre tedavi şeklide değişir. Kimisi şefkatle tedavi olur, kimileri ceza ile, kimileri de acı çekerek. Genel olarak ise insanlar şefkatten hoşlanır. Hele ki çaresizlik psikolojisinde olan, ruhen yorulmuş, atalete kapılmış kimseler kendileri şefkatli kollara atıvermek isterler.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik psikolojik bir hastalık çeşididir. Biyolojik hastalıklar gibi kişiden kişiye tedavi şekilleri de değişir. Her bünyeye her ilaç iyi gelmediği gibi, her karakteri de aynı şekilde öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak mümkün değildir. Birisini öğrenilmiş çaresizlik kurtaran tedavi yolu bir başkasını öğrenilmiş çaresizliğin uçurum kenarından aşağı atlamasına sebep olabilir.</p>
<p>Tasavvufta da manevi eğitim kişilerin karakteristik özelliklerine göre belirlenir. Çünkü insanın huyu, karakteri, mizacı asla değişmez, amaç insanda bulunan mizacı doğru yöne yönlendirmektir. Yani nefsi eğitip Hak yola sokup, dünya maratonunda bariyerlere çarptırmadan ömrün sonuna kadar sıratı müstakim üzerek yaşatmaktır.</p>
<p>Bariyerlere çarpın at sersemler ve çaresizliğe kapılır, o halde öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine kapılmış kimseler açık havada başına güneç geçip dengesini bir anlık kaybeden kimseler gibidir. Tedavisi de yok değildir. Yeter ki tedavi olup yola sağlıklı bir şekilde devam etmek istesin. Daha önceki konularda da bahsettiğim gibi bu psikoloji içerisinde olan birçok kimse bu psikolojiden çıkmaktan korkar ve hallerine razı stres ve sıkıntı içinde yaşarlar. Tansiyon hastası olup da tedavisi olmasına rağmen o hastalıkla yaşamayı kabul edip tedavi olmayı reddeden kimse gibidir. Gözü kararmış, topallayarak devam eder dünya maratonuna.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik bir insanda zuhur ettiğinde eğer insan bu psikolojiden kurtulmak istemezse beraberinde birçok hastalıkta getirir. Manevi ve maddi&#8230; Bunun bilincinde olarak etrafımızda veya kendimizde hasıl olan bu dertten kurtulmanın yollarına bakılmalıdır&#8230;</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi kişiden kişiye değiştiği gibi zaman içerisinde aynı kişide de tedavi şekilleri değişebilir.</p>
<p>Kimisi bir işe bir yoldan ulaşamayınca farklı yolar dener ve inatla yapmaya çalışır bazen başaramaz bazen de başarır. Eğer başaramayan gruptansa öğrenilmiş çaresizliğe tutulur eğer psikolojikman da zayıf bir kişiliğe sahipse rüzgar da kalan kimse gibi tutulur kalır.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğe bu şekilde yakalanan ve çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahipse de bu tür kimse ancak dış etkenler tarafından kurtulabilir. Düştüğü kuyuya bir ip atılmasını, seslenilmesini bekler, ne seslenir nede tırmanmayı dener.<br />
Eğer çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahip değilse defalarca demesine rağmen yapamadıysa içinde halen ufakta olan bir kıvılcım vardır ve etrafına bakarak gözlemleriyle o kıvılcıma yön verip tekrar alevlendirip,  bulunduğu psikoloji içerisinden kendiside kurtulabilir. Düştüğü kuyudan ya dışarı seslenir ya da tırmanmayı dener&#8230;</p>
<p>Kimileride yapacağı işin önceden yapılabilirlik durum analizini çıkarır, gözlem ve deneyimli insanlardan gördükleriyle. Böyle kimselerde bazen daha işe başlamadan yaptığı gözlemler karşısında olmayan rüzgardan nem kapar başlamadan yapılamayacağı kanısına varır. Kimileride etrafının  “sen yaparsın”,”biz yapamadık ama sen becerirsin”  destekleriyle analize gerek duymadan yapabileceğine inanır ve istediği, inandığı şeyi yapmak için gerekli olan yer yola başvurur.</p>
<p>Kısaca öğrenilmiş çaresizlik psikolojisiyle başa çıkmak için kuvvetli bir motivasyona ihtiyaç vardır, kendi kendisine verdiği motivasyon veya çevresinden aldığı veya çevresine verdiği motivasyon. Ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine tutulmuş insanlardan uzak durmak veya onları da bu halden kurtarıp hayata kazandırmak lazımdır. Böylece hem gelecekte insanları öğrenilmiş çaresizliğe itecek insanların sayısı azalır hem de insanların gerçekten neleri başarabildiklerini görmelerine vesile olur.</p>
<p>Bir kere yapamadığı işte hemen pes etmemek diğer çıkış yolarını denemek ya da aynı kapıyı çalmakta ısrar etmek gereklidir.</p>
<p> <br />
Son olarak da kitaptan alıntı yaptığım bir konuya değinerek bu yazıma son vermek istiyorum. İnsan psikolojisi üzerine araştırmalar yapmış doktorların dediği o söz çok dikkatimi çekti “çaresizliği öğretebilir miyiz ve öğrettiğimiz çaresizliği tedavi edebilir miyiz.” Öğrenilmiş çaresizliğe bir hastalık olarak ya da bir bakteri, bir mikrop olarak bakarsak önce zehri oluşturuyor sonrada panzehirini buluyorlar ve çaresizliği öğretmek istediklerine bu mikrobu aşılayıp etkisiz bırakıyorlar. İnsanları bitkisel yaşama itmek bir nevi.  Yaşayan ama hiçbir eylem hiçbir başarı sergilemeyen toplumların oluşmasını sağlıyorlar. İnsanları içeriden, ruhlarından fethedip isteklerine ulaşmaya çalışıyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olan insanı uyutulmuş bir insan olarak düşünürsek istedikleri bilgileri yükleyip çaresizliğin panzehirini aşılayıp insanlara uyurken yükledikleri yani kendi isteklerine göre programlandırdıkları ölçüde özgür bırakıyorlar. Evet insanlar öğrenilmiş çaresizlikten kurtuluyor ama kendi özgür iradeleriyle oynanılmış bir özgürlüğe kavuşuyorlar&#8230;<br />
Toplumların, insan nüfusunun azalmasını, ya da kendi ırklarının çoğalıp diğer ırkların yok olmasını istiyorlar&#8230;<br />
Domuz gribi, tavuk gribi, gibi öğrenilmiş çaresizlik mikrobunun da önüne geçilemiyor&#8230;<br />
Bu biyolojik mikroplardan daha kuvvetli olan bir mikrop ve seneler hatta asırlar öncesinden aşılanmış bir mikrop&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar</p>
<blockquote>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 09:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamyon arkası yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;   Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “Düşenin Dostu Olmaz!” Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `<a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik </a>başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;</p>
<p> </p>
<blockquote>
<ul>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “<strong>Düşenin Dostu Olmaz!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “<strong>Bu Alemin İnsanları Bana Müsaade!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar başlarına gelene anlam vermekte zorlanır, yaşam şaşkınıdır: “<strong>Hayat Sen Ne Çabuk Harcadın Beni!</strong>”<span id="more-460"></span></li>
<li>Öğrenilmiş çaresizler, sık sık hak etmedikleri bir hayat yaşamaktan söylenirler: “<strong>Zalim Dünya Aslanı Kediye Boğdurdun!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar kısa vadede çözüm beklentisinde değillerdir: “<strong>Garibin Çilesi Ölünce Biter!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatları üzerinde denetimleri olmadığına inandıklarından, kendilerini, `havada savrulan yaprak`gibi metaforlarla ifade ederler: “<strong>Yaprak Dalından Kopmuş Bir Kere, Rüzgâra Gerek Yok!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlarda kolay vazgeçme eğilimi yüksektir: “<strong>Yaşamak Buysa Eğer, Bırak Üstü Kalsın!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanların zihni iklimine egemen olan duygu `hüzünlü bir veda`halidir: “<strong>İşte Geldik Gidiyoruz, Şen Olasın Halep Şehri!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatı arabesk yorumladıkları için, `sevdi mi tam seven, sildi mi bir kalemde silen`, sevgileri de nefretleri de oldukça yoğun insanlardır: “<strong>Vur Hançeri Sineme, Bırak Yaram Kanası, Fazla İnme Derine, Çünkü Orada Sen Varsın!”</strong></li>
<li>Kamyon arkası yazılarında reddedilmelere ve acılara rağmen , yaşama sevincini kaybetmeyenler de yok değildir: “<strong>Gönlünde Yer Yoksa Fark Etmez Güzelim, Ben Ayakta Giderim!</strong>”, “<strong>Hasretinden Ne Lastikler Eskittim!</strong>”</li>
</ul>
</blockquote>
<p> </p>
<p>Okuduğumda genellikle güldüğüm kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizlikten dolayı yazıldığını kitabı okuyunca daha iyi anlamış oldum : ) Hayat insanlara neleri söyletiyor, neleri yapmaya mecbur kılıyor, istemeden veya isteyerek, bilerek veya bilmeyerek neleri ne için yapıyoruz kendimizi bir sınamamız gerekli bu konuda&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Gülsek mi, ağlasak mı, halimize?</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu&#8230;</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilip de Bilmezden Geldiklerimiz&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/bilip-de-bilmezden-geldiklerimiz/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/bilip-de-bilmezden-geldiklerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 11:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Bilip de Bilmezden Geldiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[bunları biliyor muydunuz]]></category>
		<category><![CDATA[görmezden gelmek]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[Nedir bilip de bilmezden geldiklerimiz? Görüp de görmezden geldiklerimiz? Duyup da duymazdan geldiklerimiz? Bugün bir arkadaşım mail atmış yazımın sonunda sizlerle de paylaşacağım inşallah. Meili okuduktan sonra bize bu 1400 küsür sene önce söylenmiş ama biz bildiğimiz halde unutmuşuz, biz bildiğimiz halde bilmez den gelmişiz bunu fark ettim.  Ve sizlerle de paylaşmak istedim bildiğimiz halde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-456" title="400" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/05/400-150x150.jpg" alt="400" width="150" height="150" />Nedir bilip de bilmezden geldiklerimiz?<br />
Görüp de görmezden geldiklerimiz?<br />
Duyup da duymazdan geldiklerimiz?<br />
Bugün bir arkadaşım mail atmış yazımın sonunda sizlerle de paylaşacağım inşallah.<br />
Meili okuduktan sonra bize bu 1400 küsür sene önce söylenmiş ama biz bildiğimiz halde unutmuşuz, biz bildiğimiz halde bilmez den gelmişiz bunu fark ettim.  Ve sizlerle de paylaşmak istedim bildiğimiz halde yapmadıklarımızın hesabını O gün geldiğinde çok acı bir şekilde vereceğimizi hatırlayalım diye inşallah..</p>
<p>Çoğu zaman duymazdan geliriz işimize gelmeyen şeyleri, ya da kızdırmak için birilerini kulağımızın üzerine yatarız.  Meili okuduktan sonra düşünelim istiyorum. Kimi kızdırmak için bilmezden geliyoruz? Hangisi işimize gelmiyor da kulağımızın üzerine yatıyoruz? Yada neden işimiz düştüğünde görüyoruz? Peki meildekileri kimi kızdırmak için bilmezden geliyoruz, hangisi işimize gelmiyor da duymazdan geliyoruz? <span id="more-455"></span>Neden sağlığımızı kaybettiğimizde kıymetini daha iyi anlayıp yediğimize ,içtiğimize, giydiğimize, hareketlerimize dikkat ediyoruz? Saçlarımız dökülene kadar onlara zalimlik ediyoruz, sesleri çıkmadığı için her şeyi yapıyoruz ya da hiç ilgilenmiyoruz da dökülmeye başladığında vah vah, tüh tüh diyoruz? Gibi bir çok örnek verebiliriz. Sünnetlerden bahsediyorum. Rasulullah efendimizin sünnetlerinden, hadislerinden..</p>
<p>Nefsimiz kendisine ağır gelen görevleri dünyalık şeylerin sesiyle bastırmaya çalışıyor ve başarıyor da&#8230;<br />
Ameller niyetlere göredir. O halde yaptığımız eylemlerde niyetlerimiz de Allah rızası olsun da belki rızasını kazanmamıza vesile olur. Yaptığımız eylemleri Rasulullah efendimizin sünnetini yerine getirmek için yapalım da şefaatine nail, ümmetliğine layık olalım inşallah&#8230;</p>
<p>Öğlen 12:19’da gelen meilim. Yazıma vesile olduğu için, uyuyan kalplerimize “uyanın” dercesine seslendiği için arkadaşıma teşekkür ediyorum.</p>
<p> </p>
<p>Vesselam&#8230;</p>
<blockquote><p>BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ?</p>
<p>• Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…</p>
<p>• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…</p>
<p> <br />
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…</p>
<p> <br />
• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..</p>
<p> <br />
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…<br />
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..</p>
<p> <br />
• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…</p>
<p> <br />
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodila tasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…</p>
<p> <br />
• Bütün bunların, 1400 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu&#8230;</p>
<p>BİLİYOR MUYDUNUZ?</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/bilip-de-bilmezden-geldiklerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</title>
		<link>http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 15:50:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[gizli öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğretilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kitap yorumuna kitaptaki “ `gizli öğrenme´ yoluyla edinilmiş çaresizlik” devam edeceğiz inşallah.  Bu yazımda kitaptan direk alıntılar yerine yazarın yazılarıyla kendi yorumlarımı birleştirip bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bir önceki yazımda doğuda çaresizliğin öğretildiğinden, batıda ise öğrenildiğinde bahsetmiştik. Yani batı da ki insanlar bir şeyleri deneme yanılma yöntemi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap yorumuna kitaptaki “ `gizli öğrenme´ yoluyla edinilmiş çaresizlik” devam edeceğiz inşallah.  Bu yazımda kitaptan direk alıntılar yerine yazarın yazılarıyla kendi yorumlarımı birleştirip bir yazı yazmayı düşünüyorum.</p>
<p><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">Bir önceki yazımda </a>doğuda çaresizliğin öğretildiğinden, batıda ise öğrenildiğinde bahsetmiştik. Yani batı da ki insanlar bir şeyleri deneme yanılma yöntemi ile öğreniyor ve çaresizliği veya o şeyi yapıp yapamayacağını kendi kendine öğreniyorlar. Doğuda ise çaresizlik daha bir işi yapabilme kabiliyeti veya  bir işi yapmayı henüz düşünmeden yapamayacağı, asla başaramayacağı, “<a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">böyle gelmiş böyle gider</a>” kanunuyla çaresizliği öreniyor/öğretiyorlar.</p>
<p>Bu yazıma ise çaresizliğin, daha çok gizli olarak öğretildiğinden ya da öğrenildiğinde bahsedeceğim.<br />
Gizli öğrenme nasıl olur? Görerek ve duyarak. Çocuklar çok iyi bir seyircidirler. Olayları dışarıdan seyreder ve kendi iç alemlerin de kendilerine göre yorumlayarak o işi kendilerinin yapıp yapamayacağına karar verirler.<span id="more-448"></span><br />
Yetişkinler ise genel olarak bir işe başlamadan önce o işin zorluklarını, nasıl yapıldığını araştırır ve etrafından zor olduğuna dair veya yapamayacağına dair sözler duyarsa vazgeçip yenilirler. Tabi bu örneklerle herkesi bir tutamayız çaresizliğe kapılmış ya da bünyesi buna zayıf olan kimselerden bahsediyorum. Biz çaresiz değilsek ya da bizde öğrenilmiş çaresizlik yok ise etrafımızda, en yakınlarımızda olabilir. Ve ilk yazılarımda da bahsetmiştim. Çoğu kimse “öğrenilmiş çaresizlik” içinde olduğunu bilmez. Bunu batı ve doğu insanları olarak yazar ayırsa da her toplumda her çeşit insanın vardır. Ama gelenek ve kültürler açısında öğrenilmiş çaresizlik doğu kültüründe öğretilmiş çaresizlik olarak isim değişikliğine uğruyor. Ve kendi toplumumuzu örnek alarak konuya devam edersek çaresizlikler içerine doğan bir bebek doğar doğmaz öğreniyor çaresizliği, onunla yaşıyor, bir top tan bez bebeğe, eğitim öğretimden işe bir çok alanda çaresizlik içerinde yaşıyor. Hayalindekileri sadece hayalinde kalıyor ve orada yaşıyor. Kuru ekmek yerken döner yediğini hayal ediyor mesela, ya da hukuk okumak isterken işletme okumak zorunda kalıyor. El sanatları gelişmiş bir haldeyken bir çok modacıdan, tasarımcıdan daha güzel şeyler oluşturabilirken kimse bilmiyor onun adını. Ve bunlar yaşamış olduğu kültür, toplum ve imkanlar koşulunda şekil alıyor. Yapmak istedikleri değil yapmak zorunda olduklarını yapıyor ve buda doğal olarak çaresizliği öğretiyor.</p>
<p> <br />
 İnsan, en üstün özelliklerle muazzam bir şekilde yaratılmış bir varlık ve hayal dünyasında bi o kadar geniş ve büyük belki gerçekten hiç yapamayacağı uçarı şeyleri bile hayal edebiliyor. İnsanın yaratılış amacı tek bir kelime ile “kulluk” <a href="http://www.gerekli.org/allahin-halifesi-olmak-demek/">bu konu hakkında başka bir yazımda</a> bahsetmiştim. Çok basite indirgeyerek anlatırsak. Kulluğa programlanış bir robot. Ama hayalleri programlandığı şeylerin dışına taşabiliyor çoğu zaman ve kendisine verilen cüz’i iradesi ile bunu yerine getirebilme özgürlüğü var. Birçok insan ise manevi yönden zayıf olduğu için programladığı formattan çıkıp hayallerinin peşine düşüp kendisine verilen özgüveni başka şeylerde kullanıp yaratanına kulluk yapması gerekirken kulluk için programlanmışlara kulluk etmeye başlıyor ve çaresizliği öğrenmeye kendi ayaklarıyla gidiyor. Programladığı yoldan, düzlemden çıkınca düzenekte kısa devre oluyor ve artık yaratanına kulluk yapmasını öğütleyen tarafı yanıyor. Böyle olunca alabildiğine kula kul olup çaresizliği öğretmeye, kendisine kul arayanlara kaptırıyor kendini ve bunalımlardan, depresyonlardan çıkamıyor.<br />
Oysaki programlandığı düzenek üzerinde sınırları aşmadan ilerlese ona hayalindekinin beklide binlerce katı verilecek. Ve kendisi için çizilmiş yoldan çıkmadığı için de özgürce yaşayacak. Ama bir çok kimse için bu kendilerine çizilmiş yol, yani kulluk çaresizlikmiş gibi geliyor ne yazık ki. Kendilerine verilmiş olan cüz’i iradeyi kullanıp sınırları dışına çıkıp “dünya”da hayallerine kavuşmak varken kendileri için belirlenmiş yasaklar ve emirler nefislerine ağır gelip çaresizlik duygusuna itiyor. Beslememiş olan manevi değerleri yüzünden. Basit bir örnekle toplumumuzun çöküş sebebini kısaca kendimce anlatmaya çalıştım. Sürçi lisan ettimse affola.</p>
<p> </p>
<p>Kitabın dairesi içerisine girerek konumuza devam edelim. Bazı insanlar çaresizlik kundağına doğuyor ve o kundağı üzerinden atmaya korkuyor onsuz kendisi eksik hissedeceğini, yapamayacağını sanıyor.  Öğrendiği çaresizlikle mutlu mesut yaşayıp gittiğini, halinden mutlu olduğu söylese de dili, içinden bir ses aslında mutlu olmadığını, daha güzellerini yapabileceğini, babasının yapamadığını, annesinin yapamadığını kendisinin başarabileceğini, onda bu kabiliyetin olduğunu söylüyor. Ama çaresizliğinden memnun olan kimseye bu çok zor görünüyor. “ ya yapamazsam” düşüncesi sürekli adım atmasını engelliyor. Tam adım atmak için ayağını kaldırmışken ya içindeki diğer ses indir diyor onu ya da etrafında ki insanlar&#8230;  Bu kişiler kimsesiz değiller elbet etrafında onu çaresizliğe itenler olduğu kadar çaresizliğinin farkında olan ve onu bu kuyudan kurtarmaya çalışanlar da var. Ama çaresizlik kundağına doğmuş bu kimse kendisine uzatılan elleri itip kuyuda yaşamına devam etmek istiyor. Gecelerce karın ağrısı çekse de, soğuk betonlar hasta etse de yinede öğrendiği çaresizliği bırakmak istemiyor. </p>
<p> </p>
<p>Dışarında kendisinde bu tür psikolojik sorunlar olmayan kimselere garip ve beklide komik gelebilir bu durum ama gerçekten bu durumda olan bir çok kişi tanıyorum. Evet çaresizlik içerisinde olduğunu biliyor. Yaptığının yanlış olduğunu biliyor. Başarabileceğini biliyor. Ama yapamam ben diyor. Ve bunu başaranları hayranlıkla seyredip, çaresizliğine daha sıkı sarılarak keşke bende yapabilsem diyor.<br />
Ve çaresizliğin kucağında olduğunu bilenler bilmeyenlere göre daha büyük psikolojik sorunlar yaşıyor. Ruhi hastalıkları bedenlerine de sıçrıyor. Çaresizliğin içinde olduğunu bilmeyenler ise kat kat kundak içine sarılmış bir mücevher gibi yapabileceklerini, yeteneklerini görmeden, varlığından bi’haber yapamayacağını sanıp körelmeye terk ediyor ve bunu bilmediği için fark etmeden yapıyor.</p>
<p>Bir müslüman’ın etrafında gördüğü yanlışları düzeltmesi üzerine görev olduğu gibi çaresizlik kuyularına düşmüş yakınlarını veya yakını olmayan insanları bulundukları çaresizlikten kurtulmalarına yardım etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sadaka ve zekatların önce fakir olan akraba ve yakınlara daha sonra ise etraflarına verilmesi gerektiği gibi etraflarında ki özgüven fakirlerine, çaresizlik kundağına sarınıp çaresizce oturanlara yardım elinin uzatılması gerekiyor</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p><strong>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…. </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</title>
		<link>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 14:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[bencillik]]></category>
		<category><![CDATA[Beş Maymunun Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle Gelmiş Böyle Gider!]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar “Her şey seninle başlar” isimli kitap tahlilimin dördüncü bölümüne başlıyoruz. Kitabın 3. Bölümün de “Ahh bir elimden tutan olsa?” başlığında verilmiş çok güzel bir örnekle tahlilime devam etmek istiyorum. İnsanların hayat tarzı olmuş hemen hemen her aile de, her tolumda yaşanan bir örnek: Beş Maymunun Öyküsü Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar<br />
“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” isimli kitap tahlilimin dördüncü bölümüne başlıyoruz.<br />
Kitabın 3. Bölümün de “Ahh bir elimden tutan olsa?” başlığında verilmiş çok güzel bir örnekle tahlilime devam etmek istiyorum. İnsanların hayat tarzı olmuş hemen hemen her aile de, her tolumda yaşanan bir örnek:</p>
<blockquote><p><strong>Beş Maymunun Öyküsü</strong><br />
Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bi merdiven kurarlar. Kafesin tepesine de iple muzlar asarlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Sadece merdivenleri çıkmaya çalışan maymunlar değil, diğerleri de bu soğuk sudan nasibini alır.<br />
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara doğru hareketlenen maymun diğerleri tarafında engellenmeye başlanır.<br />
Sonra maymunlardan biri dışarı alınıp ,yerine yeni bir maymun(adı `A´olsun) konulur. A´nın ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler!<span id="more-385"></span><br />
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla (adı`B´olsun) değiştirilir. B’ de merdivene yaptığı ilk atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu (B) en şiddetli ve istekli döven sonradan kafese giren ilk yeni maymun A’ dır!!!<br />
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun (adı  `C´olsun) da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan ikisinin (sonradan gelen A ve B) en yeni gelen maymunu ( C ) niye dövdüklerini konusunda bir fikirleri yoktur! Yine de şiddetle onu döverler!<br />
Son olarak en başta ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle ( D ve E ) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.  Neden mi ? çünkü burada işler böyle gelmiştir ve böyle gitmelidir.<br />
Bu olay size çok iyi tanıdığınız bir ülkeyi, şirketi ya da aileyi hatırlattı mı?<br />
Tipik bir ´öğrenilmiş çaresizlik´ durumu ile karşı karşıyayız. Maymunlar çaresizliği öğrendi ve kendisinden sonra gelenlere de zorla ´öğrettiler´.<br />
Maymunlar ´birlik ve beraberlik içinde başarısız olmanın´iki kutsal şartını yerine getirdiler: düşündüklerini birbirlerine yaptırdılar ve yaptıkları üzerine düşünmediler!</p></blockquote>
<p>Bu deneyi okuduğumda sizinde aklınıza belirdiği gibi benimde aklımda bir çok örnek belirdi. Ve benim ilk aklıma gelenler en çok yakından şahit olduklarım çocuklar ve çocuklara karşı gösterilen tavırlar oldu. Zaten insanlar çaresizliği çocukluktan öğrenmiyor mu?  Büyüdüğünde de öğrendiğini öğretmiyor mu? Kendisine uygulananı “<strong>böyle gelmiş böyle gider</strong>” psikolojisiyle uyguluyor”</p>
<p>Tabiî ki herkesi bu örnekle bir tutmamalıyız. Kimileride neden? Diyerek dövülseler de. “böyle gelmiş böyle gider” psikolojisine inat doğru bildiğini ispatlama yolunda ısrarla ilerliyor ve sonunda haklı olduğunu gösterip bir devrim gerçekleştiriyor. Sadece büyükler değil çocuklar bile inatlarıyla ebeveynlerine, ebeveynlerinden öğrendikleri “böyle gelmiş böyle gider” psikolojisinin hatalı olduğunu gösterebiliyor.</p>
<p>“<strong>Böyle gelmiş böyle gider</strong>” psikolojine rakip “<strong>yeni nesil</strong>” “<strong>yeni çağ</strong>” “<strong>artık devir böyle kardeş</strong>”  gibi görüşlerde var ve bunlar daha baskın gitmekte gibi. Toplum arasında ama. Çünkü “böyle gelmiş böyle gider” halen  topluma toplu olarak uygulanan bir baskı.</p>
<p>“<strong>Artık devir böyle</strong>”  zihniyeti ise toplumun ahlaksızlıklarına boyun eğmiş ya ahlaksızlaştırmaya çalışan ya da ahlaksızlaşmalarına rıza gösteren grup. Çocuğunun haya ettiği şeylere göz yuman, kafelere gitmeyip evde oturmayı yeğleyen çocuğunu kafelere gitmeye yönlendiren bir zihniyet olduğu gibi kendi aleminde dinini yaşayıp artık devir böyle kardeşim sen kendini kurtar diyen bir zihniyette var.</p>
<p>Yani toplumumuz her koşulda bencilleşiyor. Ya dinini kendine saklıyor ya da yediği önünde yemediği arkasında, hep bana hep bana yaşıyor. Ben kurtulayım da gerisi boğulsa da olur diye son surat kıyıya kürek çekiyor. Sandalına birkaç kişi alıp yükünü ağırlaştırmaktansa son hızla kendini kurtarmaya bakıyor kimide.</p>
<p>“<strong>artık devir böyle</strong>” zihniyetinde olanlar acınası insanlar diye düşünüyorum. Kendi örf ve adetlerini hiçe sayan, ahlak kurallarını, nefsinin istek ve arzularına göre kırpa kırpa bitirenler. Anlatıla anlatıla bitmeyecek ama anlatılacak kelimelerin bulunamadığı, hatta anlatmaya değmeyen değersiz bir toplumda var ve gün geçtikçe sayıları çoğalıyor.</p>
<p>Geçenlerde bir dersimde “<strong>ama ben hep iyi davranıyorum, bana yapılan kötülükleri görmezden geliyorum bu seferde küçümsüyorlar dışlıyorlar sınıfta arkadaşsız kalıyorum bu yüzden onlara ayak uydurmak zorunda kalıyorum istemesem de. o zaman ben ne yapacağım</strong>” denmişti.<br />
Bunu duyunca boğazım düğümlendi, gözyaşlarıma zor hakim oldum “artık devir böylemiydi” dini değerlerini bilen, ahlakına, hayasına dikkat edenler otuz kişilik bir sınıfta tek bir kişi mesabesine düşmüş müydü <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' />  yazık!</p>
<p>Sorusuna dersimizi dağıtmadan dersimizle bağlantılı bir cevap vermeye çalıştım ve bu tür sorulara kendi başımdan geçen olaylarla örnek vermeye çalışırım o zaman daha etkili olduğunu düşünüyorum sadece öğüt veren değil bu tür bir olay karşısında ne yaptığımı ve karşısında neler kazanıp neler kaybettiğimi anlattığımda daha çok etkili olduğunu gördüm. Verdiğim cevaptan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum kendi konumuzu dağıtmadan konumuzla alakalandırarak.<br />
“koskocaman boş bir arazi düşünün, buraya getirip getirip çöp yığdıklarını, ve ilahi bir lutufla o çöplükten bir gül filizi çıktığını  “bu gül sizsiniz” tek başınıza o çöplüğü gül bahçesine çevirebilir misiniz? Yada kokunuzu o pis kokudan üstün hale getirebilir misiniz? o gülün sonu da orada çürüyüp çöp olmak gibi görünüyor değil mi? Ne yapabilir ki kaderi öyleymiş? Çöplükte açıp, çöplükte çürüyüp çöp olmak! uçuk bir örnek  olarak görmeyin çöpün aklı yoktur çöptür çöp gelmiştir çöp olarak gidecek belki  ama kimi çöpler geri dönüşümle tekrar kullanılabilir hale getiriliyorsa, insanlardan hayasız, ahlaksız yani örnekteki tabiriyle çöplüklerin akılları var, doğruyu yanlışı idrak edebilme ve seçebilme iradeleri var öyleyse yanımıza bir gül daha alıp etrafımızı gül bahçesine çevirebiliriz. Önce halimizle(kokumuzla) onları kazanıp sonra güzellikleri, doğru olanı onlara da göstere biliriz(filizimizden bir parça vererek) yok ben istemem halimden memnunum diyenler sizin verdiğiniz filizleri çürütmeye çalışanlarda vardır tabi ki. Sizi dışlayanlar, küçümseyenler yani. Onları görmeyin, sizin gibi bir gülü, arkadaşı kaybettiği için onlar üzülsün siz onlar gibi bir arkadaşa sahip olmadığınız için isminiz onlar gibi insanlarla anılmadığı için sevinin ve kendiniz gibi gül arkadaşlar edinin.. Hani Peygamber Efendimize “Muhammed-ül Emin” diyen  cahil insanlar gibi,  ebu cehiller gibileri hep vardı ve var olacakta. Peygamber efendimizde o cahil halk içinde açan bir “Gül” kokusu taa asırlar sonrasına kadar geldi. Bizimde O kokudan kokumuza koku katıp asırlar sonrasına gül kokuları,  gül filizleri bırakmamız lazım.&#8221; Şeklinde devam eden yaşamış olduğum olaylarla örnekler vererek soruyu soranı ve o soruyu aklında geçirip dile getiremeyenleri rahatlattığımı düşünüyorum.</p>
<p>Kitabın dışına çıktık ama umarım verimli olmuştur ve beğenmişsinizdir. Verdiğim alıntıya verilecek bir çok örnek vardır ama bu yaşanmış örnekleri vermektense herkesin yaşadığı ve şahit olduğu bu tarz olaylara, tepkilere nasıl karşılık vereceğini, duruşunun ne olacağını bilmesi gerek diye düşünüyorum. Bu örneği verip başıma gelen şeyleri anlatmam, sizde buna benzer başınızdan geçmiş olayları anlatın demem dertleşmek, karşımızdakinin derdiyle kendi derdimizi unutmak olurdu. Bu yüzden örnekleri anlatarak zaman kaybedeceğimize, içinde bulunulan haksızlıklara nasıl direniriz, nasıl toplumumuzu, halkımızı, akraba ve ailelerimizi uyandırırız bunu düşünmeli ve faaliyete geçmeliyiz.</p>
<p>Başımıza gelenleri hiç bir şey yapmadan sadece anlatmak en kolay yolu seçmektir. Haline razı olmaktır. Aa senin başına birde öylesi mi geldi diye dertleri yarıştırmaktır. Alıntıda da olduğu gibi gelen dayak yiyor, gelen dayak yiyor. Dayak yemeğe razı olup ne pahası olursa olsun toplumumuzu bilinçlendiren kişilerden olmalıyız. Kızsalar da, küçük görseler de, dışlasalar da sonunda öldürseler de mutlaka bir gün doğrular ortaya çıkacaktır. Ve bunu yapan bu uğurda hayatını kaybeden bir çok alim ve bilim adamının hayatlarını örnek verebiliriz.</p>
<p>Kitaptan aldığım örnek üzerine tarihi ve siyasi konuda tartışacak ve anlatacak kadar çok geniş bir bilgiye sahip değilim bununla ilgili örnekler vermek ve kendine özgü yazılarını paylaşmak isteyen arkadaşlarımız olursa sitemizin kurallarına, yapısına uygun ise sitemizde bizlerle paylaşabilirler. <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> <br />
Sabırla okuduğunuz için teşekkürler, gözlerinize sağlık..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Konuyla ilgili diğer başlıklar:</span></p>
<p><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a><br />
<a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a><br />
<a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapılan İşkence Kime?</title>
		<link>http://www.gerekli.org/yapilan-iskence-kime/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/yapilan-iskence-kime/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 09:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[neslimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılan İşkence Kime?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[Bağlantılarmız da olan www.jelibon.org oyun sitesindeki &#8220;Bez bebek işkence&#8221; oyununa yapılan yorumlar üzerine Öncelikle oyununa yapılan yorumları paylaşmak isterim..     Vahap Bu ne yaff  nisa O böcekler çok iğrenççç yahaff  nisa hepsini birden yapmak çok zevkli  dicle iğnelemek çok güzel  vampir_kız_:)  vampir_kız_:) bance hiçte komik değil arkadaşalar!!!  _angel_ bu ne ya biz bebek miyiz  xxesraxx [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-345" title="bez-bebek-iskence" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/05/bez-bebek-iskence-150x150.jpg" alt="bez-bebek-iskence" width="150" height="150" />Bağlantılarmız da olan <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.jelibon.org">www.jelibon.org</a></span></span> oyun sitesindeki <a href="http://www.jelibon.org/oyun/view/100047/Bez-Bebek-iskence.htm">&#8220;Bez bebek işkence&#8221; </a>oyununa yapılan yorumlar üzerine <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Öncelikle oyununa yapılan yorumları paylaşmak isterim..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Vahap<br />
Bu ne yaff <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p> nisa<br />
O böcekler çok iğrenççç yahaff</p>
<p> nisa<br />
hepsini birden yapmak çok zevkli</p>
<p> dicle<br />
iğnelemek çok güzel</p>
<p> vampir_kız_:)<br />
 <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> <span id="more-344"></span></p>
<p> vampir_kız_:)<br />
bance hiçte komik değil arkadaşalar!!!</p>
<p> _angel_<br />
bu ne ya biz bebek miyiz</p>
<p> xxesraxx<br />
Hepsi çoçuk oyunu 8 yaş ve altı nerden düştüm bu oyun sitesine yaffss.</p>
<p> Muzaffer<br />
Hem küçükler için, hem de büyükler için oyunlar mevcut. Diğer oyunları da incelerseniz beğenebileceğiniz oyunlar bulacağınıza eminim.</p>
<p> simay_vampir<br />
süper bir oyun hele bezbebeğin etrafını böcek saran yerleri çok güzel</p>
<p> oguzhan293<br />
bu jelıbon hep guzel arklara tavsıye edıcem buraya takılsınlar 24 saatt:) Bente Tabıkı</p></blockquote>
<p> </p>
<p>Yediden yetmişe herkese hazırlanmış hazırlanmış seviyeli,  kaliteli ve güzel bir site. Hazırlayanlardan ve emeği geçenlerden Rabbim razı olsun..</p>
<p>Değinmek istediğim konu ise kaba kuvvet merakı, işkence etmekten, vurmaktan, kırmaktan, dövmekten haz alan eğlence haline getiren/getirtilen çocuklarımız..<br />
Can acıtmaktan, can acıtarak dikkat çekmeye çalışan çocuklarımız&#8230;<br />
Okul, park, televizyon, bilgisayar herşeyde bir vahşet, bir gerilim var&#8230;<br />
İşine geldiğinde sen çocuksun anlamazsın, sen çocuksun dur bakalım daha denilen çocuklarımıza sen daha çocuksun bunu izleme diyene çok çok az rastladım, &#8220;sen çocuksun&#8221; daki kastım çocuklarımızı küçümsemek değil aksine yeri geldiğinde bir büyükten daha olgun davranan tertemiz dimağlardan bahsediyorum. bomboş ve verimli bir tarla ne ekersen onu biçeceğin ufkunun senin belirlediğin bir nimet..<br />
Nimetlerin kıymetini bilemediğimiz gibi bu nimetin de kıymetini bilemiyor bir çoğu, hatta bilmiyor bile öyle bir nimetin olduğunu. &#8220;sen anlamassın&#8221; zihniyeti de buna örnektir.<br />
Etrafımda çok fazla şahit olduğum bir konu aslında..<br />
Evde babasından şiddet görüp okulda arkadaşlarına şiddet uygulayan,<br />
Sihirli, büyülü şeyleri görüp kendince birşey yapmaya çalışan ve bunlara inanan,<br />
Ahlak dışı hal ve haraketlere özenip,  merak edip akşam izlediğini yarın uygulamaya kalkışan,<br />
Çizgi filmde uçan pikaçuyu görüp camdan atlayan,<br />
+18, şiddet ve korku gibi uyarıları gereksiz görüp, hatta &#8220;görmeyen&#8221; ebeveyn veya yetişkinlerin o tarz filmleri çocukarın seyretmelerine müsade eden, müsade den öte oturup hep beraber mısır ve kola eşliğinde izlemekten (hem beden hemde ruh sağlığına işkence etmekten)  zevk duyan ve hiç bir sahnesinden çekinip utanmayan bir toplum da var. E haliyle büyükler doğal ve olağan karşılayınca böyle şeyleri çocukların yapıp uygulamasına kızmayada hakları kalmıyor aslında çünkü yapılmasına hiç bir tepki verilmiyor. ne ayıplanıyor, nede kanal değişiyor.. ama kendi çocuğu yapsa kıyametler kopuyor..<br />
Çocuklar vurmaktan hoşlanıyor, can acıtmaktan zevk alıyor, ağlatmak, savaşmak, inatlaşmak eğlenceleri oluyor. çünkü etraflarında başka birşey görmüyorlar.. inatlaşan büyükler, şiddet uygulayan büyükler, şavaşan, bombalar yapıp masumların üzerine atan büyükler.<strong> &#8220;demeki döven üstün, bombalayan üstün, şiddet uygulayanın sözü geçiyor burada&#8221;</strong> diyor çocuk içinden ve sözünü geçirmek tüm yollara başvuruyor..<br />
Çok üzücü ve acınası bir haldeyiz, Daha filiz vermeden tohumlar, tarlayı yeniden ekmeli sevgi, barış ve iman tohumlarıyla..<br />
Çocuk yetiştirmek büyük zanaat.. ileri de işte benim oğlum!  işte benim kızım! diyeceğimiz gururla onlarla övüneceğimiz vatanına ve miletine, islama hayırlı bir nesil ve evlatlar nasip etsin Rabbim..</p>
<p>Az önce gördüğüm ve hem güldüğüm hem üzüldüğüm bu yorumlar üzerine aklıma gelen çevrem de malesef ki sık rastladığım yazımı sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum, gözlerinize, neslinize sağlık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/yapilan-iskence-kime/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
