Birçok kimsenin türlü çabalarla elde edemediği; birçoğunun karanlık içinde olmasına karşın kendisini içinde sandığı ve birçoğunun her daim içinde bulunduğu en güzel duygulardan biri…
Nice insanın tek dileğidir her türlü şartta o eşsiz duyguyu tatmak.Bazen kendi yalnızlığında aramak, bazen türlü dertlerin içinden çıkarmak, bazen başkalarıyla paylaşmak onu, bazende bulamamanın acısını gözyaşlarıyla somutlaştırmak…
Nedir bu hissi bu derece değerli kılan?? Nedir onca insanın uğruna herşeylerini verecek kadar önemli kılan??
Bir düşünün, tüm ailenizle birlikte Yaradan’ın nimetleriyle aynı sofrayı paylaşırken yüzlerde ve gözlerde mutluluk ışıltılarını gördüğünüzü. Bir düşünün,yaşlı annenizin dizinin dibinde pamuk elleriyle saçlarınızı okşarken çizilen tabloyu. Bir düşünün, bir ömür uğruna türlü fedakarlıklar yaptığınız çocuklarınızın sizi mutluluk gözyaşlarına boğduğunu. Bir düşünün, Yaradan’ın huzuruna eğildikten sonra gönül ferahlığıyla O’na el açtığınızı…Bir düşünün, tüm zerrelerinizle sırtınızı Rabbinize yasladığınızda hissettiklerinizi…
Şimdi düşünün, bu duyguları hiçbir şeye değişir misiniz?? Ya da bir benzeri var mıdır bu duygunun?? Yoktur elbet…Yatağınıza girdiğinizde madden ve manen huzura bürünmek ne hoş bir duygudur…
Huzuru iki kademede tanımlayabiliriz.Maddi huzur ve manevi huzur. İnsanoğlu “maddi duygular” diye tanımlayabileceğimiz şeylerin peşinde. Maddi huzur bedenen insanı tatmin etsede manevi açıdan huzura ermemişseniz pekte mutlu olamazsınız. Yaptığınız bir iş neticesinde dünyevi unsurları göz önünde bulundurursanız elbet huzura kavuşmak kolaydır. Bir bakıma nefsi doyurmak kolaydır da diyebiliriz.
Eğer sadece dünyevi merciilerin takdirini amaç edinmekteyse bir kişi, iyi yaptığını söylemek çok zordur. Ortaya koyduğunuz bir iş sonucunda İslami çerçeve dahilinde kalamamışsanız bu sadece dünya misafirhanesinde kalacak bir çaba olacaktır.
Şöyle bir düşünün, dünya üzerinde İslamı tam anlamıyla benimsemiş toplumlar,bu çerçevede yaptıkları işler dahilinde her zaman huzura erişmişlerdir. Allah (c.c) ‘ın takdirini göz ardı ederek yapılacak işten hayır ummak elbette ahmaklık olacaktır.
Huzur…Bebeğini uyuttuktan sonra o masumiyeti “anne yüreği” penceresinden izleyen annenin yüreğinde gizli…
Huzur… Sağlam bir ihlasla kılınan namazın ardından Yaradan’a açılan ellerde gizli…
Huzur… Tüm ömrünü hayırlarla süsleyen mübareklerin son nefesindeki şehadette gizli…
Rabbim huzura hasret bırakmasın, yüreğimizdeki huzuru daim kılsın inşallah. Şu sıralarda huzura hasret olduğumu düşünmekteyim, bu açıdan bu konuda elimden geldiğince bişeyler karalamaya çalıştım, hatam varsa affola…
Acemi kelimelerimle yorulan gözleriniz huzurdan gayri birşey görmesin…
Saygılarımla
Veysel Kalender – 23.01.2008
