<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerekli Şeyler... &#187; yırtık</title>
	<atom:link href="http://www.gerekli.org/etiket/yirtik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gerekli.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 09:56:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Yırtık Pantolon&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/yirtik-pantolon/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/yirtik-pantolon/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 17:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zeynep'den...]]></category>
		<category><![CDATA[yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[yırtık pantolon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=760</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğum sana kaç kere diyeceğim pantolonunda ki yırtıklarla oynayıp daha da büyütme gel bana söyle dikelim diye… Oyun oynarken sivri bir şeye takılmış pantolonu fark etmemiş bile ta ki eli o yırtığa denk gelene kadar. Bir bakmış ki bir yırtık, önce parmağıyla oynar orda olduğunu biliyor ya artık. Sonra oda yetmez ikinci bir parmak derken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/yirtik-pantolon.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-762" title="yirtik-pantolon" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/yirtik-pantolon-150x150.jpg" alt="yirtik-pantolon" width="150" height="150" /></a>Çocuğum sana kaç kere diyeceğim pantolonunda ki yırtıklarla oynayıp daha da büyütme gel bana söyle dikelim diye…</p>
<p>Oyun oynarken sivri bir şeye takılmış pantolonu fark etmemiş bile ta ki eli o yırtığa denk gelene kadar. Bir bakmış ki bir yırtık, önce parmağıyla oynar orda olduğunu biliyor ya artık. <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Sonra oda yetmez ikinci bir parmak derken bir bakmış ki bileği bile girer olmuş yırtığa artık başı alınamaz bir hal almış.. Orda dikilmesi gereken müdahale edilmesi gereken bir yırtık olduğunu bile bile onu kendi elleriyle büyütür de büyütür.. Sonra nasılsa büyüdü artık dikilse daha kötü olacak diye ya çöpe atar yada öyle giyer…<span id="more-760"></span><br />
Aynı bizim kalbimizle, ruhumuzla, Kur’an’ın emirleriyle, Rasulullah efendimizin sünnetleriyle oynadığımız işimize geldiği gibi kullandığımız gibi… Halbuki o çocuk, biz ise o evreleri geçireli kaç yıl olmuş neler neler atlatmış neler yaşamış dünyayı, hayatı her gün biraz daha öğrenmişiz..<br />
Öyle mi acaba…<br />
Ruhumuzda insanlığımızda açtığımız yırtıkların haddi hesabını tutabilir miyiz. Ya kalbimize çaldığımız karaları, kirden pastan görünmez hale gelen benliğimiz kalbimiz peki ya bunun hesabını tutabilirmiyiz. Kainat son sesiyle bağırıyor bize senin yaratanın var diye. Her bir varlık tefekküre davet ediyor. Saymakla bitmez bir karıncada ki o intizam..<br />
Ne kadar basit değil mi bizden küçük olana zayıf olana bağırıp çağırmak bir kusurunu bulup uyarmak bak kardeşim böyle böyle yapma ileride pişman olursun demek..<br />
Sadece konuşmak ne kadar kolay..<br />
Uyarmak..<br />
Kusur bulmak<br />
Kusur aramak<br />
Çözüm yolları önermek<br />
Hatta kendimizi sınamak<br />
Kendi hatalarımızı görmek<br />
Ama sadece görmek<br />
Sadece konuşmak<br />
Ne kadar basit<br />
Gördüğümüzü bildiğimizi yapmak bize zor gelen. Karşımızda gördüğümüz kusuru kendimizde aramak bize zor gelen. Kendimize olduğu halde yakıştıramadığımız ama karşımızdaki insanların bir çoğunda olan kusurlar..<br />
Ahh! bir dönüp aynaya baksak biz onlardan daha karayız belkide… o denli kararmış pas tutmuş ki kalbimiz kendini görmüyor artık.. vakfetmiş resmen kendini dünyaya, dünya işlerine.. Yarını bildiği halde ahreti, cenneti cehennemi bildiği halde kendini bu denli dünyaya kaptırmak neden?<br />
Ruhumuzda açtığımız yırtıkların tamirini daha ne kadar erteleyeceğiz kaç sene garantimiz var bu dünyada..<br />
O pırıl pırıl ruhunda bir tane bile iz olmayan çocuklara kızmak ne kadar kolay pantolonunu yırttığı için!<br />
Ya bize kim kızsın!?<br />
Yada kızılacak uyarılacak yüzümüz var mı acaba.. ölesiye dünyada vakfetmişiz ki kendimizi asli vazifelerini hiçe sayıp dünya meşgalesine gönül vermişiz bize kim kızacak nasıl kızacak.. cezamız ne olacak mükafatımız ne…<br />
Yırtığını büyüten çocuğun eline vuran sen!<br />
Ruhunu yırttığın için, sana verilen emaneti yanlış yerde kullandığın için sana o emaneti veren ne yapsın sana, bir sor kalbine bir sor kendine senin cezan ne olmalı, mükafatın ne…<br />
Yoksa daha zamanın var mı bu yırtıkları hiç olmamış gibi onarmaya, O’nun karşısına hiç yırtıksız hiç kusursuz günahsız çıkmaya kendini onarıp asli vazifelerini yapmaya vaktin var mı? Kaç yıllıksın daha ne kadar bu dünyada yaşayacaksın garantin var mı?<br />
Sanki hiç göçmeyecekmiş gibi öyle bi yerleşmişsin ki dünyaya serilip yayılmışsın sanki hiç göçmeyecekmişsin gibi. Yoksa senin durağın elest miydi? şimdi mi gerçek vatanındasın, öyle olmalı ki bu kadar rahat bu kadar kaptırmış gününü gün ediyor yaşıyorsun bu dünyada…<br />
İlla biri gelip vurmalımı eline yapma diye,, büyütme o kusurları daha da yırtma, kirletme emanetini diye. İlahi bir uyarımı bekliyorsun anlamadım ki. Cahil değilsin bilmiyor değilsin. Gün geliyor ahlıyor vahlıyorsun haline, ben ne hatalar içindeyim ben ne yaptım diye. Bu ahlar kurtarmaz seni biliyorsun. Ah demek vah demek koymaz cennete seni. Hem dünyada hem de ahrette cennet hayatı olmaz..<br />
Bir gece ağlayıp tövbe ediyorsun bir gece oturup sabahlara kadar televizyon seyrediyorsun. Ertesi gün Kuran okuyor bir iki saat geçmeden insan öldürmekten bir farkı olmayan gıybet yapıyorsun. Anlamıyorum ki bildiğin halde bu ne cesaret. Nasıl halen dünyayla meşgul olabiliyorsun…<br />
Rengin ne bukalemun gibi renk değiştirip duruyorsun. Duruşun ne hangi tarafsın bir karar ver.. hem öyle hem böyle olmaz. Sürekli tavizler vererek imanını da yırtıp paramparça ediyorsun. Sonrada oturup neden dualarım kabul olmuyor diyorsun. İstemeden sana verilen nimetlere en son ne zaman şükrettin ki yenilerini istemeye yüz buluyorsun.. Ne kadar merhametli Rabbin var ki,<br />
Sen pantolonunu yırtan çocuğa kızarken, her daim zikir halinde olan nebatatı, maddeyi, eşyayı kendin yaratanını zikirden bi’haberken zikir halinde olanları har vurup harman savururken, beğenmeyip hor görürken, Rabbin senin eline vurdu mu bir kere? Yoksa merhametle uyarıp sevgisini kazanman emanetini doğru bir şekilde kullanman için uyarıcılar mı gönderdi?</p>
<p>Rabbin sana senden daha yakın, Ölümse ensen de dünya vaktinin dolmasını bekliyor…<br />
Sen halen ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışmaya devam et!</p>
<p> </p>
<p>05.03.09<br />
22:47<br />
Zeynep…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/yirtik-pantolon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
