<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerekli Şeyler... &#187; kişisel gelişim</title>
	<atom:link href="http://www.gerekli.org/etiket/kisisel-gelisim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gerekli.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 09:56:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizliğe Türk Usulü Çözümler</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 12:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlanma değil merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[gariban]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizliğe Türk Usulü Çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk usulü çözümler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Bu yazımda, Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar” kitabının tahliline her şeye bir çözüm bulan Türklerin usulüyle çözümlerini yazarın yorumlarıyla sizlerle paylaşacağım&#8230; Bazı insanlar her şeyin ‘milli’sini sever. Müessesemizde ‘okur memnuniyeti’ esas olduğu için öğrenilmiş çaresizliğe Türk usulü çözümleri de araştırdım. Yalnız bu çözümler öğrenilmiş çaresizlikten çıkmayı sağlamıyor, onunla birlikte nasıl mutlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-89" title="1116-her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/1116-her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="1116-her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Bu yazımda, Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitabının tahliline her şeye bir çözüm bulan Türklerin usulüyle çözümlerini yazarın yorumlarıyla sizlerle paylaşacağım&#8230;</p>
<blockquote><p>Bazı insanlar her şeyin ‘milli’sini sever. Müessesemizde ‘okur memnuniyeti’ esas olduğu için öğrenilmiş çaresizliğe Türk usulü çözümleri de araştırdım. Yalnız bu çözümler öğrenilmiş çaresizlikten çıkmayı sağlamıyor, onunla birlikte nasıl mutlu mesut yaşanacağını gösteriyor!<span id="more-598"></span></p>
<p>İnsanlar öğrenilmiş çaresizlik içinde uzun süre yaşayınca onu normalleştirmenin kendince yollarını üretirler. Hayallerine göre yaşayamayan insanlar, gerçeklerini kendilerine öyle teorilerle açıklarlar ki, kaybetmenin acısını kendi içlerinde daha hafif yaşarlar.</p>
<p>Tespit edebildiğim kadarıyla yurdum insanının öğrenilmiş çaresizlik içinde huzurlu yaşamak için bulduğu 6 eşsiz yol bulunmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong> Suç ortaklığı sistemi;</strong>  Prof. Dr. Mehmet Altan’a göre Doğu toplumlarında bireyler Batılılardan farklı olarak karar alırken çevresine danışır, böylece başarısızlık durumunda suçluluk duygusu yaşamaz. Ortak başarısızlık olur! Birey iç ve dış saygınlığını korur. ‘istişare’ edin, çevreni de suç ortağınız olsun!</li>
<li> <strong>Mazeret Dayanışması;</strong> Malum ülkemizde, “ Sen benim mazeretimi hoş gör, bende senin mazeretini,” anlayışı yaygındır. Açıklamalara, mazeretlere, özürlere gösterilen hoşgörü Batı toplumuna göre daha fazladır. Başarısız ama mazereti sahibi insanlara gösterdiğiniz hoşgörü, ileride sizin başarısızlıklarınızın görmezden gelinmesini başkalarının başarısızlıklarını görmezden geçer.</li>
<li> <strong>Dert yarıştırma;</strong> Yurdum insanının beni en çok şaşıran tarafı, problemleri çözmekten daha çok, problemlerini çözmekten daha çok, problemleri üzerine konuşmayı (dertleşmek) sevmesidir. Bu garip dert yarıştırma hali yaygın bir terapi geleneğidir. Arabesk müzikte, “Senin derdin dert midir/benim derdim yanında/böyle dert gördün mü/söyle sen hayatında,” şeklinde ifadesini bulur. Dertleşme davranışı, “Demek ki, herkes dertli, o zaman ben de normalim!” duygusu, insanı çaresiz ama huzurlu yapar!</li>
<li><strong>Gariban yücelticilik;</strong> Türk kültürü kaybedenleri kazanlardan daha fazla yücelten nadir toplumlardandır. Garibanlar bu ülkenin kutsal çocuklarıdır. Türk filmlerinde gariban kötü adam yoktur, çünkü gariban kötülük yapsa da onun garibanlığı yanlışını aklar. Garibanlık öyle güçlü bir doğrudur ki, kırk yanlışı götürür! Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük ideolojik hareketi ‘garibanizm’dir batı toplumu az sayıdaki başarılı insan kaybeden çoğunluktan korur ve yüceltir. Bizde garibanlar ‘güçlü ama kötü’ kazananlardan korunur ve yüceltilir. Kişi başarısız bir gariban olduğu için kendini kötü hissetmez, aksine ‘özel’ hisseder. Garibanlıktan çıkmak için çaba harcamaz. Garibanı sev ve koru bir gün sen de kaybeder, gariban olursan itibarın kazananlardan daha fazla olur!</li>
<li><strong>Dış güçler teorisi;</strong> Başarısızlık ve problemlerinden dolayı başkalarını suçlamak, insanı yerinde saydırsa da, insan, ruhunu ‘serinleten’ bir davranıştır. Geri kalmışlığımızdan, onlarca siyasi sorunumuzdan kendimizi sorumlu tutup bunalıma gireceğimize, dış güçleri suçlayıp kendimize saygımızı koruruz. Politik başarısızlıklarının sonucunda çıkan problemleri ‘dış güçlerin oyunu’ diye açıklamak iç güçlerin çok iyi bir oyunudur! İleride öğreneceksiniz, her başarısızlıktan kendini suçlayanlar, başkalarını suçlayanlardan daha fazla bunalıma giriyor!</li>
<li><strong> Arabesk müzik;</strong> arabesk müzik Türk insanının öğrenilmiş çaresizliğini huşu içinde yaşaması için icat edilmiştir. Daha çok dertli müzik dinleyerek derdinden kurtulmak bize özgü orijinal bir çözümdür. Arabesk müzik neden ‘bütün duyguları ağır yaralı’ insanlarımıza ‘ilaç gibi’ geliyor? Çünkü yurdum garibanı ‘<a href="http://www.netkitap.com/kitap/50546/aydinlanma_degil_merhamet_.htm">aydınlanma değil merhamet</a>’ ister! [1] İnsanlar neden sorunları hakkında aydınlanmak değil acınmak ister? Bilmem!</li>
</ol>
</blockquote>
<p>Bu konu ile kitabın yarısına gelmiş bulunuyoruz. Buraya kadar başarısızlığı nasıl öğrendiğimiz anlatıldı. Bundan sonrada başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceğini inceleyeceğiz.<br />
Pozitif başarı eğitimi başlıyor.</p>
<blockquote><p>Bundan sonraki ilk adım neyi nasıl başarmak istediğinizi kesinleştirmek. Bir sonraki adım ataleti tanımak ve yenmek! Sonra amaçlarımıza giderken karşılaştığımız engelleri aşmak ve sonuç almak üzerine düşüneceğiz. Özgüveni kazanmak bir sonraki adım. Daha sonra zorluk içerisinden yaşasalar da öğrenilmiş çaresizlik ve atalet tuzağına düşmeden sonuç almış başarı örneklerini konuşacağız. Son adım kişisel kurtuluş savaşını başlatmak&#8230;</p></blockquote>
<p> </p>
<p>Takipte kalın <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Vesselam</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>[1]Alev Alatlı&#8217;nın bir romanının adıdır.</p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<p> </p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar…</a>  </li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/">Garantili Bir Şekilde Bunalıma Girip Başarısız Olmanın Yolları…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/">Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-turk-usulu-cozumler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 09:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hedefe Giden Yol Gökteki Yıldızların Sayısı Kadardır]]></category>
		<category><![CDATA[çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Mümin Sekman’ın “Her şey seninle başlar” kitabını tahlil etmeye devam ediyoruz. Bir önceki yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine nasıl kapılacağımızı öğrenilmiş çaresizliğe nasıl kapılabilirizi yani olaya düğüm atarak değil çözerek bakmıştık. Bu yazımda da yine öğrenilmiş çaresizlikle baş etmenin diğer yollarını inceleyerek devam edeceğim inşallah&#8230; Bu yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olup olmadığımızı nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Mümin Sekman’ın “<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitabını tahlil etmeye devam ediyoruz. Bir önceki yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine nasıl kapılacağımızı öğrenilmiş çaresizliğe nasıl kapılabilirizi yani olaya düğüm atarak değil çözerek bakmıştık. Bu yazımda da yine öğrenilmiş çaresizlikle baş etmenin diğer yollarını inceleyerek devam edeceğim inşallah&#8230;</p>
<p>Bu yazıda öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olup olmadığımızı nasıl anlayacağımızı da göreceğiz.<span id="more-590"></span></p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmanın önündeki en büyük engel onun farkında olmamaktır. Balık nasıl içinde yüzükleri suyu göremiyorsa, pireler nasıl kafalarını çarptıkları camı göremiyorlarsa, insanlar da kafalarının içindeki öğrenilmiş çaresizlik paradigmasını kendi başlarına göremiyorlar.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet halinin içimizde oluşma şeklini anlamak, onunla başa çıkmanın da ilk adımıdır.<br />
Artık çaresizlik yaşadığınızda bunun ‘farkında’ olacaksınız. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisini tanıyorsunuz. Beyninize yerleşirken onu yakalayabilir, yılanın başını küçükken ezebilirsiniz!<br />
Daha önce bilmediklerini öğrenen bir beyin, yeni bir düzeye gelmiştir ve ilk baştaki kör noktasına geri gitmez.</p>
<p>Eğer yazı dizisini başından beri takip ediyorsanız. Artık öğrenilmiş çaresizliği tanıdınız ve neler yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Şimdi önünüzde iki şık var çözmeyi tercih etmek ya da etmemek.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar başarısızlığa uğradıkları alanlarda kendilerini geliştirmeye de kapalıdırlar. “Dün yapamadıysam bugün kendimi geliştirerek yapabilir hale gelebilirim.” Diye düşünemezler. Bir işi yapmanız gerekiyorsa ancak yapamayacağınızı düşünüyorsanız, “Onun nasıl yapılacağını öğrensem, bende yapabilirim,” diye düşünün.</p>
<p>Buraya kadar anlatılan öğrenilmiş çaresizlik öykülerinin, ‘yapamam’ inancının aslında çoğu kez, geçersiz olduğunu ve insanı ne kadar gülünç duruma düşürdüğünü görmüş olmalısınız. Fark etmiş olduğunuz gibi, öğrenilmiş çaresizlik psikolojik ofsayt pozisyonuna düşmektir.</p>
<p>İnsanlar aptal durumuna düşmemek için başarısız oldukları şeyleri daha sonra denemezler. Oysa ki sonraki denemede şartlar değişmiştir ve bu yüzden deneylerdeki hayvanların yaptığı gibi, denedikleri için değil denemedikleri için aptal durumuna düşerler.</p>
<p>The Health Center’in öğrenilmiş çaresizlikle ilgili bir raporunda içimizdeki ‘ezik’ çocuğa dikkat çekiliyor: “Öğrenilmiş çaresizliğin temelinde incinmiş bir çocukluk vardır. Ancak içinizdeki bu incinmiş çocuk bugün duygusal problemlerinizi çözebilecek donanımda değildir. Hatta sizin daha fazla incinmenize neden olabilmektedir. Bu konuda atılabilecek ilk adım, olaylara verdiğiniz reaksiyonların mantığınız tarafından kontrol edilmesini sağlamaktır.”</p>
<p>Aynı raporda sınırlayıcı kişisel tabuların gücü vurgulanıyor. “Kendinizle ilgili olumsuz yargılayıcı ifadelerden uzak durun.</p>
<p>“Ben çok popüler biri değilimdir.”, “Ben biraz utangacımdır.”, “Kompozisyon yeteneğim iyi değildir” gibi kişisel tabuların çoğu uzun vadede değiştirilebilir şeylerdir.  Kendinizin bilinç sahibi biri olarak denek hayvanlarından farklı olduğunu unutmayın. Onlar öğrenilmiş çaresizliğin ne olduğunu öğrenemezler bile!</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlikte iç yorumlar kadar çevreden alınan dış tepkilerde önemlidir. Çevrenin bir başarısızlık durumunda gösterdiği hatalı tepkiler insanda çaresizlik psikolojisi oluşturabilir. Başarısız olunca çok aşağılanan insanlar, bir daha başarıyı denemeye korkacaktır. Anne, baba ve öğretmenlerin çocukların hata ve başarısızlıkları karşısında gösterdiği tavırlar bu nedenle çok önemlidir.</p></blockquote>
<p>Çocukların ve gençlerin başarısızlığına gösterilen hatalı tepkiler, onlarda yetersizlik duygusu oluşturur ve öğrenilmiş çaresizliğe iter. Bu tür çocuklar başarısız olduklarına inanır ve ders çalışmayı ve ya yaptıkları işi yapmaktan vazgeçerler ve bu psikolojideki çocuklar ve gençler dikkat çekmek için koyulan kuralları çiğner, şımarır, aksi ve inatçı olurlar. Bu durum kendini yetişkinlerde şuça yönelme şeklinde gösterir.</p>
<blockquote><p>Çocuğunuz başarısız olunca daha pozitif olun. Çocuğunuzun yanlışlarını değil doğrularını görmeye çalışın. Andre Maurois’e göre “Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata güvenlerini koruyabilen iyimse insanla, daha çok iyi anne tarafından büyütülmüş olanlardır.”</p></blockquote>
<p>Gördüğümüz bir hata veya başarısızlık karışında aklımıza o anda o kimsenin daha önce yaptığı hata ve başarısızlıklarda gelir ve tüm öfkemizle o kişinin üzerine gideriz hatta başkalarına olan öfkemizi bile o kimseden çıkarabilir bu tür olaylara maruz kalanlarda genellikle en yakınlarımız olur, çocuklarımız olur bunda çocuğumuza çaresizliği ve yeteneksizliği öğreten en iyi yoldur! “Öfkeyle kalkan zarar oturur” atasözünü ve Peygamber efendimizin “Gerçek pehlivan öfkesini yenedir” hadisini kendimize düstur edinip böyle durumlarda olaylara ve kişilere daha sakin ve pozitif yaklaşarak ileride daha psikolojik büyük zararların oluşmamasını ve yaşanmamasını sağlamış oluruz.</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmakta kendi potansiyeline inanmak, “daha iyisini yapabilirim” diye düşünebilmek de çok önemlidir. Gelebileceğiniz en iyi yer bulunduğunuz yer değildir.</p>
<p>Başarısızlıktan çok korkuyorsanız iki katı daha fazla hazırlık yapın. Başarısızlık kaygısı yetersi hazırlıktan doğar. Başarısızlık korkusunu yenmek için başarısızlığa ihtimal vermeyecek kadar başarıya hazır olmak gerekir. Tersinden düşünürsek başarıya yeterince hazırlanmadıysanız, başarısız olmaya hazırsınız demektir!</p>
<p>Zihinsel arşiv kayıtlarınızı yeniden düzenleyin. Geçmişte başarısız olduğunuz bir durum ile şu anda karşınızda olan bir durum birbirine benziyor diye hemen başarısız olacağınızı düşünmek, Temel’in 5 metre ileride muzu gördüğünde, “Yine ayağım kayacak, düşeceğim,” demesine benzer. Geçmişteki başarısızlıklarınıza odaklanarak değil, gelecekteki muhtemel başarılarınıza odaklanarak yaşayın. Dikiz aynasına bakarak ilerlemeye çalışmayın. Gözlerimiz geçmişe takılıp kalmayalım diye ensemizde değil yüzümüzdedir.. Ofisimdeki panomdan bir söz: “Geçmişten ders al, bugün için çalış, geleceği için hayal kur!”</p>
<p>“Amaçlar her zaman bir beden büyük olmalıdır ki ona göre gelişelim,” der Josie Bisset. Hayallerinizi bir beden büyütmekle işe başlayın. Hayallerimiz çocukluk elbiselerimize benzer. Gerçek bedenimizden bir boy büyük olmalıdır ki, onun içini dolduracak şekilde büyüyelim. Ayrıca büyük boy hayaller insanı daha zengin gösterir!</p>
<p>Büyük hayallerin bir yararı daha vardır, hayalleriniz suya düşüp çektiğinde, ruhunuzu sıkmaz!</p></blockquote>
<p> </p>
<p>Kimi zamanda öyle hayaller kurarız ki.. Yolun başına gelmeden çevremizdekilerin “yapamasın ki” deyip birde hayalinizle dalga geçerek gülmeleri hayallerinizi söndürür. Şişmiş bir balona iğne batırmak gibi..</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #ff0000;">“Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uzanırsanız hidayet bulursunuz.”</span> {Beyhaki}<br />
Her konuda kendimize örnek alarak kalbimizi mutmain edebileceğimiz tek kişi var oda Peygamber efendimiz (sav).<br />
Daha önceki yazılarımda yazmıştım. İnsanların mizaçları ve karakterleri değişmez. Hatta bir söz vardır ya” yedisinde neyse yetmişinde de odur” diye tasavvufta bu yedisinde de yetmişinde de değişmez olan mizaç ve karakteri sıratı müstakime yani doğru yola sokmak içindir. Başımıza gelen kötü veya iyi olaylar karşısında Rasulullah efendimizi örnek alırsak sıratı müstakimden de şaşmamış oluruz bi-iznillah. İnsanlar mizacına yakın mizaçlı, kendisiyle aynı şeylerden hoşlanan ve aynı şeyleri düşünen insanlarla daha rahat anlar ve kendisine benzettiği insanları kendisine örnek alması da daha kolaydır. “o yapabildiyse bende yapabilirim” mi daha kolay söyler.<br />
Stres, sıkıntı, depresyon gibi ruhsal hastalıklar imanın zayıflığından kaynaklanır. O halde imanımızı kuvvetlendirmek. Açılan gedikleri kapamak, kalbimize düşen kara lekeleri temizleyerek ruhumuzun sağlığını da yerine getirmiş oluruz. Peygamber efendimizin (sav) buyurduğu gibi ashaptan birisine uzanırsak hidayete ermiş oluruz. İmanımızı tamamlamış ve ruhumuzu sıhhatine kavuşturmuş oluruz Allah’ın izniyle.</p>
<p>Yazıma, yazarın kitapta “Bir hedefe giden yol, gökteki yıldızların sayısı kadardır” başlığında alıntılar yaparak son vereceğim inşallah&#8230;</p>
<blockquote><p>Bu kitaptan alınacak tek ders, “sonuç almak için, ne kadar sürerse sürsün aynı yolu ısrarla deneyin,” değildir. Bir kapıyı kırk kez çaldığınızda açılmadıysa, diğer kırk kapıyı birer kez çalın. Kararlılık çok şeydir ama her şey değildir. Esneklik gösterin. Aynı yöndeki yeni yolları arayın.<br />
Hedefinize ulaşamıyorsanız önünüzde dört yol vardır:</p>
<ol>
<li>Aynı kişiye aynı şekilde yaklaşarak bir daha denersiniz.</li>
<li>Aynı kişiye farklı şekillerde yaklaşarak bir daha denersiniz.</li>
<li>Farklı kişilere aynı şekilde yaklaşabilirsiniz.</li>
<li>Farklı kişilere farklı şekillerde yaklaşabilirsiniz.</li>
</ol>
<p>Birinci yol, ısrar yani kararlılık yoludur. Bazen işe yarar bezen yaramaz. İkinci yol, yenilikçi olmaktır. Hedef aynıdır, yaklaşım farklıdır. Üçüncü yolda, yaklaşım aynı hedef farklıdır. Dördüncüde, hedefte yaklaşımda farklıdır. En yüksek enselik bu yoldadır.<br />
Esneklik, sonuç almak için diğer seçenekleri yoklamaktır. Esnek olabilmek yaratıcı düşünceye başlıdır. Her zaman aklınıza gelmeyen ama sizi amacınıza götürebilecek bir yol vardır. Yaratıcılık bu yolu bulmaktır.<br />
İşe yaramayan her deneme sizin bir noktadaki eksikliğinizi gösterir. Yaşadığınız her başarısızlık, eğer onu doğru okursanız, size kendinizi hangi noktada geliştirmeniz gerektiğini gösterir. Sadece kararlı olmak her şeyi halletmeye çalışmak yerine, sonuca etki eden her unsurla tek tek ilgilenin. Ürün bilgisi zayıf, kişisel imajı kötü, sattığı mal bozuk bir satıcı istediği kadar ısrar etsin, kararlı olsun, başarısız denemelerden yılmasın sonuç fazla değişmeyecektir.</p>
<p>Bir kere denediniz ama sonuç olumsuz, kişisel imajınızı değiştirip tekrar deneyin. Tekrar denediniz, gene olmadı, ürün bilginizi geliştirip tekrar deneyin. Tekrar denediniz gene olmadı, bu defa ürün sunuş şeklinizi değiştirip tekrar deneyin. Gene mi olmadı? Sattığınız ürünü ve şirketi değiştirip tekrar deneyin. Kendinizi, ürününüzü, şirketinizi, satış tarzınızı değiştirdiniz gene mi olmadı? Sizin ruhunuz satıcılığa uygun değil, karakteriniz ile kariyeriniz uyuşmuyor, başka bir iş bakın. İlla ki satış alanında kariyer yapacağım diyorsanız, en iyisi gidip üniversitede pazarlama profesörü olun!</p></blockquote>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-basariziligi-yorumlama-biciminden-dogar/">Öğrenilmiş Çaresizlik, Başarızılığı Yorumlama Biçiminden Doğar…</a>  </li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/garantili-bir-sekilde-bunalima-girip-basarisiz-olmanin-yollari/">Garantili Bir Şekilde Bunalıma Girip Başarısız Olmanın Yolları… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/bir-hedefe-giden-yol-gokteki-yildizlarin-sayisi-kadardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak: Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 21:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak Başa Çıkmak İçin Neler Yapmalı?]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230; Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım. Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap tahlilimizde yeni bir konuya geçiyoruz. Şimdiye kadar öğrenilmiş çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir, öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanları inceledik, bu konumuzdan itibaren de öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmak için neler yapılabilir bunu inceleyeceğiz inşallah&#8230;<span id="more-499"></span></p>
<p>Kitaptan alıntı alarak yazımıza başlayalım.</p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi mümkün müdür? Prof. Dr. Martin Seligman “Learned Optimism” adlı kitabında bunun cevabını veriyor: “Steve Maier’le birlikte öğrenilmişi çaresizliği yapabileceğimiz/oluşturabileceğimizi(kitapta yaratmak olarak geçiyor) bulmuştuk. Peki, bunu tedavi edebilecek miydik? Çaresiz olmayı öğrenmiş bir grup köpeği aldık ve bu zavallı, isteksiz hayvanları kutunun içinde ileri geri götürdük. Bölmeyi(çıtayı) tekrar tekrar aşırttık. Sonunda kendi kendilerine hareket etmeye başladılar ve tam anlamıyla tedavi oldular.”</p></blockquote>
<p>Peki bizler öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için neler yapabilir, yada öğrenilmiş çaresizlik psikoloji içerisinde olan yakınlarımızı bu çaresizlikten kurtarmak için neler yapardık?</p>
<p>Kişilerin karakteristik özelliklerine göre tedavi şeklide değişir. Kimisi şefkatle tedavi olur, kimileri ceza ile, kimileri de acı çekerek. Genel olarak ise insanlar şefkatten hoşlanır. Hele ki çaresizlik psikolojisinde olan, ruhen yorulmuş, atalete kapılmış kimseler kendileri şefkatli kollara atıvermek isterler.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik psikolojik bir hastalık çeşididir. Biyolojik hastalıklar gibi kişiden kişiye tedavi şekilleri de değişir. Her bünyeye her ilaç iyi gelmediği gibi, her karakteri de aynı şekilde öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak mümkün değildir. Birisini öğrenilmiş çaresizlik kurtaran tedavi yolu bir başkasını öğrenilmiş çaresizliğin uçurum kenarından aşağı atlamasına sebep olabilir.</p>
<p>Tasavvufta da manevi eğitim kişilerin karakteristik özelliklerine göre belirlenir. Çünkü insanın huyu, karakteri, mizacı asla değişmez, amaç insanda bulunan mizacı doğru yöne yönlendirmektir. Yani nefsi eğitip Hak yola sokup, dünya maratonunda bariyerlere çarptırmadan ömrün sonuna kadar sıratı müstakim üzerek yaşatmaktır.</p>
<p>Bariyerlere çarpın at sersemler ve çaresizliğe kapılır, o halde öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine kapılmış kimseler açık havada başına güneç geçip dengesini bir anlık kaybeden kimseler gibidir. Tedavisi de yok değildir. Yeter ki tedavi olup yola sağlıklı bir şekilde devam etmek istesin. Daha önceki konularda da bahsettiğim gibi bu psikoloji içerisinde olan birçok kimse bu psikolojiden çıkmaktan korkar ve hallerine razı stres ve sıkıntı içinde yaşarlar. Tansiyon hastası olup da tedavisi olmasına rağmen o hastalıkla yaşamayı kabul edip tedavi olmayı reddeden kimse gibidir. Gözü kararmış, topallayarak devam eder dünya maratonuna.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik bir insanda zuhur ettiğinde eğer insan bu psikolojiden kurtulmak istemezse beraberinde birçok hastalıkta getirir. Manevi ve maddi&#8230; Bunun bilincinde olarak etrafımızda veya kendimizde hasıl olan bu dertten kurtulmanın yollarına bakılmalıdır&#8230;</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğin tedavisi kişiden kişiye değiştiği gibi zaman içerisinde aynı kişide de tedavi şekilleri değişebilir.</p>
<p>Kimisi bir işe bir yoldan ulaşamayınca farklı yolar dener ve inatla yapmaya çalışır bazen başaramaz bazen de başarır. Eğer başaramayan gruptansa öğrenilmiş çaresizliğe tutulur eğer psikolojikman da zayıf bir kişiliğe sahipse rüzgar da kalan kimse gibi tutulur kalır.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliğe bu şekilde yakalanan ve çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahipse de bu tür kimse ancak dış etkenler tarafından kurtulabilir. Düştüğü kuyuya bir ip atılmasını, seslenilmesini bekler, ne seslenir nede tırmanmayı dener.<br />
Eğer çabuk yenik düşen bir psikolojiye sahip değilse defalarca demesine rağmen yapamadıysa içinde halen ufakta olan bir kıvılcım vardır ve etrafına bakarak gözlemleriyle o kıvılcıma yön verip tekrar alevlendirip,  bulunduğu psikoloji içerisinden kendiside kurtulabilir. Düştüğü kuyudan ya dışarı seslenir ya da tırmanmayı dener&#8230;</p>
<p>Kimileride yapacağı işin önceden yapılabilirlik durum analizini çıkarır, gözlem ve deneyimli insanlardan gördükleriyle. Böyle kimselerde bazen daha işe başlamadan yaptığı gözlemler karşısında olmayan rüzgardan nem kapar başlamadan yapılamayacağı kanısına varır. Kimileride etrafının  “sen yaparsın”,”biz yapamadık ama sen becerirsin”  destekleriyle analize gerek duymadan yapabileceğine inanır ve istediği, inandığı şeyi yapmak için gerekli olan yer yola başvurur.</p>
<p>Kısaca öğrenilmiş çaresizlik psikolojisiyle başa çıkmak için kuvvetli bir motivasyona ihtiyaç vardır, kendi kendisine verdiği motivasyon veya çevresinden aldığı veya çevresine verdiği motivasyon. Ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine tutulmuş insanlardan uzak durmak veya onları da bu halden kurtarıp hayata kazandırmak lazımdır. Böylece hem gelecekte insanları öğrenilmiş çaresizliğe itecek insanların sayısı azalır hem de insanların gerçekten neleri başarabildiklerini görmelerine vesile olur.</p>
<p>Bir kere yapamadığı işte hemen pes etmemek diğer çıkış yolarını denemek ya da aynı kapıyı çalmakta ısrar etmek gereklidir.</p>
<p> <br />
Son olarak da kitaptan alıntı yaptığım bir konuya değinerek bu yazıma son vermek istiyorum. İnsan psikolojisi üzerine araştırmalar yapmış doktorların dediği o söz çok dikkatimi çekti “çaresizliği öğretebilir miyiz ve öğrettiğimiz çaresizliği tedavi edebilir miyiz.” Öğrenilmiş çaresizliğe bir hastalık olarak ya da bir bakteri, bir mikrop olarak bakarsak önce zehri oluşturuyor sonrada panzehirini buluyorlar ve çaresizliği öğretmek istediklerine bu mikrobu aşılayıp etkisiz bırakıyorlar. İnsanları bitkisel yaşama itmek bir nevi.  Yaşayan ama hiçbir eylem hiçbir başarı sergilemeyen toplumların oluşmasını sağlıyorlar. İnsanları içeriden, ruhlarından fethedip isteklerine ulaşmaya çalışıyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde olan insanı uyutulmuş bir insan olarak düşünürsek istedikleri bilgileri yükleyip çaresizliğin panzehirini aşılayıp insanlara uyurken yükledikleri yani kendi isteklerine göre programlandırdıkları ölçüde özgür bırakıyorlar. Evet insanlar öğrenilmiş çaresizlikten kurtuluyor ama kendi özgür iradeleriyle oynanılmış bir özgürlüğe kavuşuyorlar&#8230;<br />
Toplumların, insan nüfusunun azalmasını, ya da kendi ırklarının çoğalıp diğer ırkların yok olmasını istiyorlar&#8230;<br />
Domuz gribi, tavuk gribi, gibi öğrenilmiş çaresizlik mikrobunun da önüne geçilemiyor&#8230;<br />
Bu biyolojik mikroplardan daha kuvvetli olan bir mikrop ve seneler hatta asırlar öncesinden aşılanmış bir mikrop&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Konuya İlgili Diğer Başlıklar</p>
<blockquote>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/">Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-kurtulmak-basa-cikmak-icin-neler-yapmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 10:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlikten Korunma Biçimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=494</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, Bu yazımda daha önceki yazılarımda paylaştığım deneylere örnekler vererek öğrenilmiş çaresizlikten korunma biçimlerini paylaşacağım inşallah. Şimdiye kadar çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir veya öğretilir ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanların psikolojilerini inceledik. Bu yazımdan sonra öğrenilmiş çaresizlikle nasıl başa çıkılır, neler yapılmalıdır konularını inceleyeceğiz inşallah&#8230; &#8220;Çaresizlik Nasıl Öğrenilir&#8221; başlığında verdiğimiz köpekler üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" /></a>Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>Bu yazımda daha önceki yazılarımda paylaştığım deneylere örnekler vererek öğrenilmiş çaresizlikten korunma biçimlerini paylaşacağım inşallah.<br />
Şimdiye kadar çaresizlik nedir, nasıl öğrenilir veya öğretilir ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde olan insanların psikolojilerini inceledik. Bu yazımdan sonra öğrenilmiş çaresizlikle nasıl başa çıkılır, neler yapılmalıdır konularını inceleyeceğiz inşallah&#8230;</p>
<blockquote><p>&#8220;<a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir</a>&#8221; başlığında verdiğimiz köpekler üzerinde yapılmış deneyin ikinci aşamasında çaresizler grubundaki köpeklerin yanına yeni bir köpek gönderilseydi ‘eskiler’ ona ne derlerdi? “Boşuna kaçmaya çalışma, bu elektrik şokundan kurtuluş yok!” Öğrenilmiş çaresizliklerini hararetle yeni köpeğe öğretirlerdi. Yeni köpek eskileri değiştirebilir miydi? Zor ama imkânsız değil! Bir Amerikan atasözüdür: “Yaşlı köpeğe yeni numara öğretilmez.” <span id="more-494"></span></p>
<p>Başarı(sızlık) hakkından yaygın ve yanlış o kadar çok ‘batıl inanç’ var ki, seminerlerde bile başarı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmekten yanlış bilinen doğruları anlatmaya zaman kalmıyor.</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizliği unutmak zor olduğundan, çaresizliği hiç öğrenmemek en iyisidir. Eğer ileri düzey öğrenilmiş çaresizlik yaşıyorsanız, çaresizlik ve başarısızlık hakkında bildiklerinizi unutun! Hatta hayatın anlamı hakkında bildiklerinizi de unutursanız iyi olur! Beyninizi boşaltın, <em>boş bir arsa, içinde harabe bulunan bir arsadan daha değerlidir!</em></p>
<p>Farkında olmak, her zaman çözüme giden ilk adımdır. Kendi hayatınızı gözlemleyin. Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan insanlar içinde mi yaşıyorsunuz? Bu insanları bu duygudan çıkarmak için bu kitabı nasıl kullanabilirsiniz? Onları değiştiremeyecekseniz, kendinize bir yaşam çevresi nasıl kurabilirsiniz?</p>
<p>Önde kendi içinizdeki öğrenilmiş çaresizlik virüsünü temizleyin. Sonrada çevrenizdekilerin size ‘<em>hayat dersleri’</em> diye kendi öğrenilmiş çaresizliklerini yüklemelerine izin vermeyin. Tanıdıklarınızı ikiye ayırın; <em>Çaresizlik savarlar ve çaresizlik yayarlar!</em> Zamanınızı neyin niçin yapılamayacağını değil, neyin nasıl yapılabileceğini anlatan insanlarla geçirin.</p>
<p>İçinde yaşadığınız çevrenin size öğrenilmiş çaresizlik yüklemesine karşı uğraşmaktan bıktıysanız, <em>“Savunmanın en iyi biçimi saldırıdır,”</em> diyerek siz onların ‘beynini yıkamayı’ deneyin. Bu kitabı onların kafasındaki virüsleri temizleme programı olarak kullanabilirsiniz!</p>
<p>İçinde yaşadığınız toplumu değiştiremeyebilirsiniz ama birlikte yaşadığınız toplumu değiştirebilirsiniz. Dünyayı değiştiremeyebilirsiniz ama dünyanızı değiştirebilirsiniz. Kendinize yeni bir yaşam çevresi seçebilirsiniz. Her ruh kendine benzer ruhlarla dünyaya gönderilir. Onu bulması zaman alır ama kişinin çabası ölçüsünde bu süre kısalır. Sizin gibi düşünen, yaşayan, hisseden insanlar var. Onları bulmak için yollar da var. İnsanı istediğine götüren yolların sayısı, gökteki yıldızlar kadardır. <span style="color: #ff0000;"><strong>Yeter ki sen iste! Her şey seninle başlar!</strong> </span></p></blockquote>
<p>Öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için sadece bir kıvılcım kadar cesaret gereklidir. Onu çaktık mı Allah’ın izniyle o büyür büyür koskocaman bir yangına dönüşür. Elbette bunun içinde öncelikle istemek gereklidir. Hiçbir insan istemediği bir şeyi yapmaz, gerçekten istemedikçe hiçbir şeyi yapmaz! İstemenin de ölçüsü vardır bu konumda istiyormuş gibi görünmek değil, yada bir kere çakmağı çakınca yanmıyorsa ikinciyi denemeden pes etmek değildir istemek. Bu ve bu tür şeyler istiyormuş gibi görünmektir ya da denedim ama olmadı diyerek işin içinden kendini güya çıkarmaya çalışmaktır. Öğrenilmiş çaresizliğin diğer bir tanımı da ataletti yani tembellik.</p>
<p>İleri derecede öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olan insanlar tembelliklerinde ve yenilme korkusunda o hallerine razı olarak yaşarlar. Bunun örnekleri hem çevremizde çok mevcuttur hem de daha önce verdiğimiz deneylerle de ispatlanmıştır.</p>
<p>O halde öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak istiyorsak veya çevremizde bu psikoloji içinde olan insanları bu durumdan kurtarmak istiyorsak sadece istemek ve minicik bir kıvılcım yeterlidir başlamak için. Bir yola baş koyduktan sonrada gelir evvelAllah <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> </p>
<p>Rabbim yar ve yardımcımız olsun&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuya İlgili Dğer Başlıklar</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/">Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlikten-korunma-bicimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 09:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[antoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi Selamun aleyküm arkadaşlar, &#8220;Her şey seninle başlar&#8221; kitap tahlilimiz de Kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olduğunu inceledikten sonra toplumumuzda kendi iç alemimizin derinliklerinde olan öğrenilmiş çaresizlikler arşivine inelim birazda, denediğimiz ve başarısız olduğumuz, bir kez daha deneyip tekrar başarısız olduğumuz, son biz kez daha şans verip yine denediğimiz ve yine yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler <a href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Antoloji">Antolojisi</a></strong></p>
<p>Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>&#8220;<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>&#8221; kitap tahlilimiz de Kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olduğunu inceledikten sonra toplumumuzda kendi iç alemimizin derinliklerinde olan öğrenilmiş çaresizlikler arşivine inelim birazda, denediğimiz ve başarısız olduğumuz, bir kez daha deneyip tekrar başarısız olduğumuz, son biz kez daha şans verip yine denediğimiz ve yine yine yine başarısız olduğumuz ve sonunda vazgeçtiğimiz şeylerden bahsediyorum, yani öğrendiğimiz çaresizliklerimizden..</p>
<p>Şimdide farklı kesimlerden, farklı kesitlerle hayatımızdaki bazı öğrenilmiş çaresizlik hallerine göz atalım&#8230;<span id="more-466"></span> </p>
<blockquote>
<ul>
<li><em>Yabancı dil kursuna yeni başlamışızdır.</em> Yeni kelimeleri ve kuralları öğrenir, unuturuz. Bir daha ezberleriz, bir daha unuturuz. Sonunda “Kafama Girmiyor,” deyip, çaresizlik marşını okumaya başlarız! Bu aşamayı geçenlerin bazıları da ilk bir ayda öğrendiği 100 kelime ile New York Times okumaya kalkar. Hiçbir şey anlamayınca, “Yok bu iş olmuyor!” diyerek vazgeçer.</li>
<li><em>Genç çiftlerimiz yeni evlenmiştir.</em> Kadın hemen kocasını kafasındaki ideal erkek modeline göre yeniden biçimlendirmek için harekete geçer! Ona çoraplarını yere atmamasını, ve işlerine yardım etmesini ,mutfakta salatadan daha fazlasını yapmasını ve özel günlerinde hediyeler almasını öğretecektir. Defalarca uğraşır, karşısındaki `taşfırın erkeği`nin direnişiyle sonuç alamaz. Sonunda kadın kaderine küsüp onu olduğu gibi kabul eder!</li>
<li><em>Bazen fazla kilolardan kurtulmuş halimizi hayal eder, sıkı bir rejim kararı alırız.</em> Çoğumuz kararı aldığıyla kalır, hiç başlamaz. Bazılarımız birkaç gün diyet yaparız. Sonuç alamayız. Başka bir diyet deneriz. Yine sonuç alamayız. Sonunda niyetsizliğimizi değil diyetçileri suçlar, “İşe yaramıyorlar, para tuzağı bunlar,” deyip eski alışkanlıklarımıza aynen devam ederiz.</li>
<li><em>İşsiz kalınca iş aramaya karar veririz.</em> Yedinci görüşmeden de istediğimiz sonuç çıkmayınca, hemen olayı değiştirilmesi kendi elinizde olmayan makro ekonomik değerlere bağlarız, “Ülkede %3 işsizlik var! Ekonomi durgun,” deriz. Ülkede 2milyon işsizin olduğu doğrudur ama o gün iki bin kişinin yeni bir iş bulduğu da doğrudur!</li>
<li><em>Üniversite öğrencisi iken harçlığımızı çıkarmak için pazarlamacılık yaparız.</em> Elimize bir ürün verirler, üçüncü, beşinci, on yedinci, “Hayır, almıyorum!” cevabından sonra satıcılık kariyerimiz biter. “Millet bu malı almıyor kardeşim!” Oysa başka bir satıcı, aynı günde aynı üründen çok sayıda satış yapmıştır. Biz yapamadıysak ‘yapılamaz’dır, öyle kendi eksiğimizi görebileceğimiz `performans değerlendirme`gibi ince hesaplara gelemeyiz!</li>
<li><em>Sosyal demokratızdır.</em> ‘Solda birlik’ kurmak için, 567. Denemeyi yaparız. Bu da yeni bir bölünmeye neden olur! Eksisi artısını götürür, CHP’nin imajı <strong>Ç</strong>aresiziz <strong>H</strong>epimiz <strong>P</strong>artisi olup çıkar!</li>
<li><em>Üniversite öğrencisiyken sık sık ‘memleketi kurtaracak’ bir fikir gelir aklımıza. İdealist bir tavırla fikrimizi yaymaya başlarız.</em> 117. Kişinin de, “Boş ve abi ya, memleketi sen mi kurtaracaksın?” demesiyle, başka bir fikir bulur, onu bırakırız! Oysa Samsun’a çıktığında Mustafa Kemal’e de beraber ve solo söylenmeler korosu, “Boş ve abi ya, kaç bin kişi denedi olmadı, bu memleketi sen mi kurtaracaksın!” demişlerdi.</li>
<li><em>Bazen siyasi ‘eylem’ yaparak ‘tavır koymak’, aktif bir yurttaş olmak isteriz.</em> Bir gösteriye katılırız, biraz ıslanırız, cop yeriz. İkinci, üçüncü gösteriden sonra hiçbir şeyi değiştiremediğimizi görür, pasif hayatımıza geri döneriz. Birisi hakkımızı yer, hakkımızı aramak için mahkemeye gideriz. Mahkeme üç yıl sonrasına gün verir. Hoş geldin öğrenilmiş çaresizlik!</li>
<li><em>En büyük öğrenilmiş çaresizliğimiz kendi milletimizi ‘düzeltme’ girişimlerinde defalarca başarısız olup, “Biz adam olmayız,” diye havlu atmamızdır.</em> Bu konuda en son tartışmamız ‘denize donla girilir mi, girilmez mi?’ konusuydu. Türk’ün Türk’ü modernleştirme projesi  en büyük öğrenilmiş çaresizlik örneklerimizdendir.</li>
<li><em>Çoğu kişinin kendi hayatını düzenleme çabası da öğrenilmiş çaresizlikle biter.</em> Her yılbaşında irade gücümüzü daha fazla kullanmaya, hayatı planlı yaşamaya, önce düşünüp sonra harekete geçmeye, öfkelendiğimizde tepki vermeden önce içimizden yirmi üçe kadar saymaya karar veririz. Yalan yok birkaç kez de aldığımız kararlara uyarız ama bir süre sonra iç disiplinimiz çözülür, kararlarımız unutulur,  eski halimize döneriz.</li>
</ul>
</blockquote>
<p>Dikkat ederseniz birçoğu tembellikten ve özgüvensizlikten kaynaklanıyor. İşimize gelmediğimiz çaresizim ayaklarına yatıveriyoruz. Ne yapayım olmuyor diyoruz. Dün akşam eski bir arkadaşımın söylediği söz çok hoşuma gitti <strong>“zor diye bir şey yoktur, imkânsız da zaman alır.”</strong></p>
<p>Alıntının üçüncü şıkkında <strong>“Sonunda niyetsizliğimizi değil diyetçileri suçlarız”</strong> cümlesi de birçoğumuzun yaptığı şey. Hiçbir zaman kendimize bir hata biçmeyiz her zaman haksız olan, yanlış iş yapan karşı taraftır. Bu bencilliğin diğer bir görüntüsüdür aslında ve kimilerine çaresizliği öğretir.</p>
<p>Beşinci örnekte ki “<strong>Biz yapamadıysak ‘yapılamaz’dır, öyle kendi eksiğimizi görebileceğimiz `performans değerlendirme`gibi ince hesaplara gelemeyiz!”</strong> kısmı da yine hemen hemen hepimizin yaptığı bir şeydir. Hem çaresizliği öğreniriz hem de öğretiriz. Ben yapamadım sende yapamasın der kendi önümüze koyduğumuz taşı yakınlarımızın da önüne koyarız&#8230; ve yine insanın fıtratında kaynaklanan bu “ben” duygusu kendimizde ki hataları örten en büyük taştır.</p>
<p>Kendi kendimize koyduğumuz taşlar yüzünden, engeller, tepeler ve yolumuza serdiğimiz dikenler yüzünden kendimizi çaresizliğe itiyoruz çoğu zaman fark etmeden ve kendi kuyumuzu kendimizin kazdığını görmediğimizden hep başkalarını suçluyoruz. Sadece bir kez kendi elimize baksak kendi kuyumuzu kazdığımız baltayı elimizde göreceğiz aslında&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları&#8230;</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 09:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamyon arkası yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar, “Her şey seninle başlar” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;   Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “Düşenin Dostu Olmaz!” Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p>“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kişisel gelişim kitabı tahlilime devam ediyorum. `<a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">gizli öğrenme`yoluyla edinilmiş çaresizlik </a>başlığında sonra kitapta “Kamyoncusun dediler, öğrenilmiş çaresizlik teorisinde yer vermediler” başlığındaki öğrenilmiş çaresizliğin anıtları olan kamyon arkası yazılarını ve yazarın yorumlarını paylaşacağım inşallah&#8230;</p>
<p> </p>
<blockquote>
<ul>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik genelleştirilmiş önyargılardır: “<strong>Düşenin Dostu Olmaz!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik insanları yaşam enerjisini tüketir: “<strong>Bu Alemin İnsanları Bana Müsaade!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar başlarına gelene anlam vermekte zorlanır, yaşam şaşkınıdır: “<strong>Hayat Sen Ne Çabuk Harcadın Beni!</strong>”<span id="more-460"></span></li>
<li>Öğrenilmiş çaresizler, sık sık hak etmedikleri bir hayat yaşamaktan söylenirler: “<strong>Zalim Dünya Aslanı Kediye Boğdurdun!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar kısa vadede çözüm beklentisinde değillerdir: “<strong>Garibin Çilesi Ölünce Biter!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatları üzerinde denetimleri olmadığına inandıklarından, kendilerini, `havada savrulan yaprak`gibi metaforlarla ifade ederler: “<strong>Yaprak Dalından Kopmuş Bir Kere, Rüzgâra Gerek Yok!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlarda kolay vazgeçme eğilimi yüksektir: “<strong>Yaşamak Buysa Eğer, Bırak Üstü Kalsın!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanların zihni iklimine egemen olan duygu `hüzünlü bir veda`halidir: “<strong>İşte Geldik Gidiyoruz, Şen Olasın Halep Şehri!</strong>”</li>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik yaşayanlar hayatı arabesk yorumladıkları için, `sevdi mi tam seven, sildi mi bir kalemde silen`, sevgileri de nefretleri de oldukça yoğun insanlardır: “<strong>Vur Hançeri Sineme, Bırak Yaram Kanası, Fazla İnme Derine, Çünkü Orada Sen Varsın!”</strong></li>
<li>Kamyon arkası yazılarında reddedilmelere ve acılara rağmen , yaşama sevincini kaybetmeyenler de yok değildir: “<strong>Gönlünde Yer Yoksa Fark Etmez Güzelim, Ben Ayakta Giderim!</strong>”, “<strong>Hasretinden Ne Lastikler Eskittim!</strong>”</li>
</ul>
</blockquote>
<p> </p>
<p>Okuduğumda genellikle güldüğüm kamyon arkası yazılarının öğrenilmiş çaresizlikten dolayı yazıldığını kitabı okuyunca daha iyi anlamış oldum : ) Hayat insanlara neleri söyletiyor, neleri yapmaya mecbur kılıyor, istemeden veya isteyerek, bilerek veya bilmeyerek neleri ne için yapıyoruz kendimizi bir sınamamız gerekli bu konuda&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Gülsek mi, ağlasak mı, halimize?</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu&#8230;</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik… </a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böyle Gelmiş, Böyle Gider!</title>
		<link>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 14:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[bencillik]]></category>
		<category><![CDATA[Beş Maymunun Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle Gelmiş Böyle Gider!]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar “Her şey seninle başlar” isimli kitap tahlilimin dördüncü bölümüne başlıyoruz. Kitabın 3. Bölümün de “Ahh bir elimden tutan olsa?” başlığında verilmiş çok güzel bir örnekle tahlilime devam etmek istiyorum. İnsanların hayat tarzı olmuş hemen hemen her aile de, her tolumda yaşanan bir örnek: Beş Maymunun Öyküsü Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar<br />
“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” isimli kitap tahlilimin dördüncü bölümüne başlıyoruz.<br />
Kitabın 3. Bölümün de “Ahh bir elimden tutan olsa?” başlığında verilmiş çok güzel bir örnekle tahlilime devam etmek istiyorum. İnsanların hayat tarzı olmuş hemen hemen her aile de, her tolumda yaşanan bir örnek:</p>
<blockquote><p><strong>Beş Maymunun Öyküsü</strong><br />
Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bi merdiven kurarlar. Kafesin tepesine de iple muzlar asarlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Sadece merdivenleri çıkmaya çalışan maymunlar değil, diğerleri de bu soğuk sudan nasibini alır.<br />
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara doğru hareketlenen maymun diğerleri tarafında engellenmeye başlanır.<br />
Sonra maymunlardan biri dışarı alınıp ,yerine yeni bir maymun(adı `A´olsun) konulur. A´nın ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler!<span id="more-385"></span><br />
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla (adı`B´olsun) değiştirilir. B’ de merdivene yaptığı ilk atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu (B) en şiddetli ve istekli döven sonradan kafese giren ilk yeni maymun A’ dır!!!<br />
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun (adı  `C´olsun) da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan ikisinin (sonradan gelen A ve B) en yeni gelen maymunu ( C ) niye dövdüklerini konusunda bir fikirleri yoktur! Yine de şiddetle onu döverler!<br />
Son olarak en başta ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle ( D ve E ) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.  Neden mi ? çünkü burada işler böyle gelmiştir ve böyle gitmelidir.<br />
Bu olay size çok iyi tanıdığınız bir ülkeyi, şirketi ya da aileyi hatırlattı mı?<br />
Tipik bir ´öğrenilmiş çaresizlik´ durumu ile karşı karşıyayız. Maymunlar çaresizliği öğrendi ve kendisinden sonra gelenlere de zorla ´öğrettiler´.<br />
Maymunlar ´birlik ve beraberlik içinde başarısız olmanın´iki kutsal şartını yerine getirdiler: düşündüklerini birbirlerine yaptırdılar ve yaptıkları üzerine düşünmediler!</p></blockquote>
<p>Bu deneyi okuduğumda sizinde aklınıza belirdiği gibi benimde aklımda bir çok örnek belirdi. Ve benim ilk aklıma gelenler en çok yakından şahit olduklarım çocuklar ve çocuklara karşı gösterilen tavırlar oldu. Zaten insanlar çaresizliği çocukluktan öğrenmiyor mu?  Büyüdüğünde de öğrendiğini öğretmiyor mu? Kendisine uygulananı “<strong>böyle gelmiş böyle gider</strong>” psikolojisiyle uyguluyor”</p>
<p>Tabiî ki herkesi bu örnekle bir tutmamalıyız. Kimileride neden? Diyerek dövülseler de. “böyle gelmiş böyle gider” psikolojisine inat doğru bildiğini ispatlama yolunda ısrarla ilerliyor ve sonunda haklı olduğunu gösterip bir devrim gerçekleştiriyor. Sadece büyükler değil çocuklar bile inatlarıyla ebeveynlerine, ebeveynlerinden öğrendikleri “böyle gelmiş böyle gider” psikolojisinin hatalı olduğunu gösterebiliyor.</p>
<p>“<strong>Böyle gelmiş böyle gider</strong>” psikolojine rakip “<strong>yeni nesil</strong>” “<strong>yeni çağ</strong>” “<strong>artık devir böyle kardeş</strong>”  gibi görüşlerde var ve bunlar daha baskın gitmekte gibi. Toplum arasında ama. Çünkü “böyle gelmiş böyle gider” halen  topluma toplu olarak uygulanan bir baskı.</p>
<p>“<strong>Artık devir böyle</strong>”  zihniyeti ise toplumun ahlaksızlıklarına boyun eğmiş ya ahlaksızlaştırmaya çalışan ya da ahlaksızlaşmalarına rıza gösteren grup. Çocuğunun haya ettiği şeylere göz yuman, kafelere gitmeyip evde oturmayı yeğleyen çocuğunu kafelere gitmeye yönlendiren bir zihniyet olduğu gibi kendi aleminde dinini yaşayıp artık devir böyle kardeşim sen kendini kurtar diyen bir zihniyette var.</p>
<p>Yani toplumumuz her koşulda bencilleşiyor. Ya dinini kendine saklıyor ya da yediği önünde yemediği arkasında, hep bana hep bana yaşıyor. Ben kurtulayım da gerisi boğulsa da olur diye son surat kıyıya kürek çekiyor. Sandalına birkaç kişi alıp yükünü ağırlaştırmaktansa son hızla kendini kurtarmaya bakıyor kimide.</p>
<p>“<strong>artık devir böyle</strong>” zihniyetinde olanlar acınası insanlar diye düşünüyorum. Kendi örf ve adetlerini hiçe sayan, ahlak kurallarını, nefsinin istek ve arzularına göre kırpa kırpa bitirenler. Anlatıla anlatıla bitmeyecek ama anlatılacak kelimelerin bulunamadığı, hatta anlatmaya değmeyen değersiz bir toplumda var ve gün geçtikçe sayıları çoğalıyor.</p>
<p>Geçenlerde bir dersimde “<strong>ama ben hep iyi davranıyorum, bana yapılan kötülükleri görmezden geliyorum bu seferde küçümsüyorlar dışlıyorlar sınıfta arkadaşsız kalıyorum bu yüzden onlara ayak uydurmak zorunda kalıyorum istemesem de. o zaman ben ne yapacağım</strong>” denmişti.<br />
Bunu duyunca boğazım düğümlendi, gözyaşlarıma zor hakim oldum “artık devir böylemiydi” dini değerlerini bilen, ahlakına, hayasına dikkat edenler otuz kişilik bir sınıfta tek bir kişi mesabesine düşmüş müydü <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' />  yazık!</p>
<p>Sorusuna dersimizi dağıtmadan dersimizle bağlantılı bir cevap vermeye çalıştım ve bu tür sorulara kendi başımdan geçen olaylarla örnek vermeye çalışırım o zaman daha etkili olduğunu düşünüyorum sadece öğüt veren değil bu tür bir olay karşısında ne yaptığımı ve karşısında neler kazanıp neler kaybettiğimi anlattığımda daha çok etkili olduğunu gördüm. Verdiğim cevaptan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum kendi konumuzu dağıtmadan konumuzla alakalandırarak.<br />
“koskocaman boş bir arazi düşünün, buraya getirip getirip çöp yığdıklarını, ve ilahi bir lutufla o çöplükten bir gül filizi çıktığını  “bu gül sizsiniz” tek başınıza o çöplüğü gül bahçesine çevirebilir misiniz? Yada kokunuzu o pis kokudan üstün hale getirebilir misiniz? o gülün sonu da orada çürüyüp çöp olmak gibi görünüyor değil mi? Ne yapabilir ki kaderi öyleymiş? Çöplükte açıp, çöplükte çürüyüp çöp olmak! uçuk bir örnek  olarak görmeyin çöpün aklı yoktur çöptür çöp gelmiştir çöp olarak gidecek belki  ama kimi çöpler geri dönüşümle tekrar kullanılabilir hale getiriliyorsa, insanlardan hayasız, ahlaksız yani örnekteki tabiriyle çöplüklerin akılları var, doğruyu yanlışı idrak edebilme ve seçebilme iradeleri var öyleyse yanımıza bir gül daha alıp etrafımızı gül bahçesine çevirebiliriz. Önce halimizle(kokumuzla) onları kazanıp sonra güzellikleri, doğru olanı onlara da göstere biliriz(filizimizden bir parça vererek) yok ben istemem halimden memnunum diyenler sizin verdiğiniz filizleri çürütmeye çalışanlarda vardır tabi ki. Sizi dışlayanlar, küçümseyenler yani. Onları görmeyin, sizin gibi bir gülü, arkadaşı kaybettiği için onlar üzülsün siz onlar gibi bir arkadaşa sahip olmadığınız için isminiz onlar gibi insanlarla anılmadığı için sevinin ve kendiniz gibi gül arkadaşlar edinin.. Hani Peygamber Efendimize “Muhammed-ül Emin” diyen  cahil insanlar gibi,  ebu cehiller gibileri hep vardı ve var olacakta. Peygamber efendimizde o cahil halk içinde açan bir “Gül” kokusu taa asırlar sonrasına kadar geldi. Bizimde O kokudan kokumuza koku katıp asırlar sonrasına gül kokuları,  gül filizleri bırakmamız lazım.&#8221; Şeklinde devam eden yaşamış olduğum olaylarla örnekler vererek soruyu soranı ve o soruyu aklında geçirip dile getiremeyenleri rahatlattığımı düşünüyorum.</p>
<p>Kitabın dışına çıktık ama umarım verimli olmuştur ve beğenmişsinizdir. Verdiğim alıntıya verilecek bir çok örnek vardır ama bu yaşanmış örnekleri vermektense herkesin yaşadığı ve şahit olduğu bu tarz olaylara, tepkilere nasıl karşılık vereceğini, duruşunun ne olacağını bilmesi gerek diye düşünüyorum. Bu örneği verip başıma gelen şeyleri anlatmam, sizde buna benzer başınızdan geçmiş olayları anlatın demem dertleşmek, karşımızdakinin derdiyle kendi derdimizi unutmak olurdu. Bu yüzden örnekleri anlatarak zaman kaybedeceğimize, içinde bulunulan haksızlıklara nasıl direniriz, nasıl toplumumuzu, halkımızı, akraba ve ailelerimizi uyandırırız bunu düşünmeli ve faaliyete geçmeliyiz.</p>
<p>Başımıza gelenleri hiç bir şey yapmadan sadece anlatmak en kolay yolu seçmektir. Haline razı olmaktır. Aa senin başına birde öylesi mi geldi diye dertleri yarıştırmaktır. Alıntıda da olduğu gibi gelen dayak yiyor, gelen dayak yiyor. Dayak yemeğe razı olup ne pahası olursa olsun toplumumuzu bilinçlendiren kişilerden olmalıyız. Kızsalar da, küçük görseler de, dışlasalar da sonunda öldürseler de mutlaka bir gün doğrular ortaya çıkacaktır. Ve bunu yapan bu uğurda hayatını kaybeden bir çok alim ve bilim adamının hayatlarını örnek verebiliriz.</p>
<p>Kitaptan aldığım örnek üzerine tarihi ve siyasi konuda tartışacak ve anlatacak kadar çok geniş bir bilgiye sahip değilim bununla ilgili örnekler vermek ve kendine özgü yazılarını paylaşmak isteyen arkadaşlarımız olursa sitemizin kurallarına, yapısına uygun ise sitemizde bizlerle paylaşabilirler. <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> <br />
Sabırla okuduğunuz için teşekkürler, gözlerinize sağlık..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Konuyla ilgili diğer başlıklar:</span></p>
<p><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var? </a><br />
<a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu…</a><br />
<a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu&#8230;.</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 11:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Her şey seninle başlar kitap tahliline kısa olan uzun bir aradan sonra devam edelim inşallah.. Konuyla ilgili bir önceki yazıma ulaşmak için buraya tıklayınız. Öğrenilmiş Çaresizlik öğrenilmiş çaresizlik hakında hayvanlar üzerinde bir çok deney yapılmış öncelikle kitaptaki bu örneklere yer vermek istiyorum. Öğrenilmiş çaresizlik; Kaybetmeyi Nasıl Öğreniriz? Bir köpek balığı aç halde bir akvaryuma konulur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Her şey seninle başlar kitap tahliline kısa olan uzun bir aradan sonra devam edelim inşallah..</p>
<p><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Konuyla ilgili bir önceki yazıma ulaşmak için buraya tıklayınız.</a></p>
<p><strong>Öğrenilmiş Çaresizlik</strong></p>
<p>öğrenilmiş çaresizlik hakında hayvanlar üzerinde bir çok deney yapılmış öncelikle kitaptaki bu örneklere yer vermek istiyorum.<span id="more-220"></span></p>
<blockquote><p>Öğrenilmiş çaresizlik; Kaybetmeyi Nasıl Öğreniriz?</p>
<p>Bir köpek balığı aç halde bir akvaryuma konulur. Balık akvaryumun her yerinde yüzebilmektedir. Avlayacağı bir şeyler aramaktadır.<br />
Sonra akvaryuma küçük bir balık konur. Köpekbalığı küçük balığı yemek için hemen harekete geçer. Çünkü açtır(motivasyon), küçük balığı yiye bileceğine inanamaktadır(özgüven) ve küçük balığı yemenin kendi ellerinde (kontrol) olduğunu düşünmektedir.<br />
Küçük balığı yemek için ilk saldırısında kafasını ne olduğunu algılayamadığı sert bir şeye çarparak şok geçirir. Çünkü bilim adamları küçük balık ile köpekbalığının arasına cam bir bölme yerleştirerek onları ayırmışlardır! Köpebalığı &#8216;balık aklıyla&#8217; düşündüğünden camı görememekte ama kafasını çarptığında camı algılamaktadır.<br />
Sonra bir daha dener, yine kafasını cama çarpar. Bir daha dener tekara aynı şeyi yaşar. Tanımlayamadığı bir şey hedefine ulaşmasına ´engel´ olmaktadır.<br />
Yaklaşık 48 saat sonra köpekbalığı küçük balığı yemek için uğraşmayı bırakır. Evrensel,´Büyük balık küçük balığı yer,´kuralı işlememektedir. Büyük balık depresyona girmiş gibidir. Çaba harcamayı bırakmıştır. Çünkü ne yaparsa yapsın o küçük balığı yiyemeceğine inanmıştır.<br />
Deneyin ikinci aşamasına geçildiğinde araştırmacılar aradaki cam bölmeyi kaldırır. Artık köpekbalığı isterse küçük balığı yiyebilecektir. Önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Çok da açtır!<br />
Araştırma ekibi neler olacağını beklemeye başlar. Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpek balığı küçük balığı yemek için hiç birşey yapmaz! Küçük balığı kovalayıp büyük balığın alanına geçirirler ama yine de yemek için hiçbir hamle yapmaz.<br />
Sonuç çok dramatiktir, büyük balık açlıktan ölmek üzere olmasına rağmen yine de küçük balığı yememiştir.<br />
Köpek balığı küçük balığı neden yemedi? &#8216;Aç ama gururlu&#8217; olduğu için mi?<br />
Bilim adamları köpekbalığının içine düştüğü ruh durumuna ´öğrenilmiş çaresizlik´demektedir. Öğrenilmiş çaresizlik, bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemedinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybetip hiç bir şey yapmaması halidir.<br />
Bu hale öğrenilmiş başarısızlık da diyebiliriz. Köpekbalığı geçmişteki denemelerinde başarısız olunca, gelecekteki denemlerinde de başarısız olacağını öğrenmiştir. Bu durum bize milyarlarca insanın neden başarısızlık halinde yaşadığı halde başarılı olmak için hiçbir şey yapmadığını açıklıyor.<br />
Öğrenilmiş çaresizlik bir daha deneme cesaretini kaybetmektir. Sürekli başarısızlık korkusuyla hareket etmektir. Kendine olan güveninin ´başarabilirim´inancını kaybetmektir. Öğrenilmiş çaresizlik zihne takılı bir piskolojik kelepçedir.</p></blockquote>
<p>kişisel gelişim kitapları olaylara sadece iş, okul, eğitim kariyer ve kişiler arası dialoglar gibi konularda başarılı olabilmek üzerine yazılmış ve yazarlar tarafından da öyle yorumanmış kitaplardır. Kişisel gelişim kitabı okuyan arkadaşlardan aldığım yorumlardan kaynaklı ikinci okuduğum kişisel gelişim kitabı olmasına rağmen bu ispatımın arkasındayım <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bense bu yorumlara ek bir yorum olarak farklı bir çerçeveden yaklaşmak istiyorum konuya.<br />
Yukarıdaki örneği hayatımıza uyarladığımız da bir çok örnek canlanmıştır eminim gözünüzün önünde yaşadığınız veya şahit olduğunuz.<br />
Bu yazıyı okuduğum da aklıma gelen ilk örnek çocuk ve ebeveyn dialogları oldu <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Sınırsız bir hayal gücüne sahip olan saf ve tertemiz çocuklar/çocukluğumuz ve o evrelerden, dönemlerden geçmiş ebeveynlerimiz. Yapacağımız bir şeyde herkesten ve herşeyden önce önümüze bir engel koyan, dokunma cısss! uyarılayırla geçer gençlik. Baba veya anne yaşamış geçirmiş ve öğrenmiştir sobaya değildiğinde elin yanacağını ve merhametinden elletmez çocuğuna çocuk onun ne olduğunu bilmeden ama içinde hep ona dokunma isteğiyle yaşar taki eli yanar ve öğrenir soba sıcaktır!<br />
ebeveyn çocuğunu tanır ve günlük ödevlerini gününde yapmasını yoksa oyuna dalarak aksatacağını bilir ve çocuk ödevlerini yapıp bitiresiye kadar oyun oynamasına izin vermez. Çocuk ise içinde bir ukde önce oyun sonra ödev hayalini kurar ve bunu elbette gerçekleştirir. O gün bırakır nasılsa yarına değildir. hafta sonu geçer ve ödevin teslim edileceği gün gelir çatar ve bin bir telaşla o ödev yetiştirilmeye çalışılır. o zaman öğrenir ki çocuk anne ve babası haklıdır. ama çocukta olsa oda bir insan ve kendi özgür istek ve arzuları var. Bu verdiğim örnekler çok basit ve alıntıda ki gibi depresif bir hale girilmesine sebebiyet verecek şeyler değildir. Ancak ben bu tür şeylerin minikte olsa daha çocuklukta çocuğun önünün kesilmeden yaşayarak öğrenmesi kanatindeyim.<br />
işimiz gereği bir çok kültürde ve eğitim seviyesinde çocuk ve ebeveyle tanışıyor dertlerini dinliyoruz. Velilerin sürekli yakındığı şey. &#8220;Yap diyorum yapmıyor. yapma diyorum yapıyor.&#8221; <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Merak ediyorum acaba kendiler nasıl bir çocukluk geçirdi anne babası ne derse boyun eyip yaptımı, hiç kendilerine ait istekleri, arzu ve hayalleri olmadı mı? Kuşak farkı ve teknolojinin gelişmesiyle elbetteki hayaller bir değildir ama o  anne ve babanında çok uslu bir çocukluk geçirdiklerini düşünmüyorum. Çünkü inat insanın fıtratında vardır. Heleki büyüme çağında olan bir kimse kendi göstermek ve &#8220;Bende Varım!&#8221; demek için inat eder isteğinin yerine getirilmesi hususunda. Bende varım ve benimde istek ve görüşlerim var. Eğer daha bebeklik çağından itibaren agulayan bebeği dinyemeyip aksine anlamsız olan sesini kısmak için elimizi ağzına götürürsek, çocukluk çağına geldiğinde yaşadığı dünyayı ve nimetleri keşfe koyulup günde yüzlerce soru soran çocuğu susturup büyüyünce anlarsın, büyüyünce görürsün diyerek geçiştirir, dinlemezsek, ergenlik çağına gelmiş gençlerin kendilerini ifade etmek için sergiledikleri tabırları ve kendi başlarına yapmak isredikleri şeylere karşı çıkıp sen daha küçüksün, kaybolursun, yapamazsın, beceremez elie yüzüne bulaştırırsan o zaman soracağım ben sana gibi tehtit vari konuşmalarda bulunursak o çocuktan gelişim ve atılım adına özgüven adına, başarı adına ne bekleyebiliriz ki? Sonra büyüyüp yetişkin olduklarında pısırık oldu çıktı denilen bir neil gelişir.<br />
Çocuğa daha anne karnındayken dini eğitimini verip uzaktan kontolle aşırıya kaçmayacak şekilde özgür bir şelikde kendilerini ifade etmelerini sağlamayılız ki başarılı kendine güvenen, davasına sıkıca sahip olan bir nesil yetişsin.<br />
Davasına sıkıca yapışan bir nesil deyince..<br />
Belkide şimdiki toplumumuzun ´öğrenilmiş çaresizlik´devasından dolayı dinlerine, islamı yaşama ve yaşatma konusunda korkup geriden yavaş adımlarla sessizce yürümeye çalışmaların sebebidir diye düşünüyorum.<br />
Biriler biz denedik olmadı boş ver uğraşmamı dedi ki sımsıkı sarılmadan tavizler vererek kırık dökük ilerliyoruz, ürkekçe davamızı savunuyoruz, yüksek bir ses olduğunda sessiz kalıyoruz !!!<br />
tabi istisnalar hiç bir zaman kaideyi bozmaz ama bu konuda hep istinalar azınlıkta kalıyor.. yada bir meşgaleye dalmış esas davasını ikinci, üçüncü plana atmış sonraya bırakmış oluyor&#8230;<br />
Sıkıcı olmaması açısından daha fazla uzatmadan sizin kendi örnekleriniz ve yorumlarınıza bırakıyorum devamını&#8230;</p>
<p>Kitabımızda geçen ikinci alıntı:</p>
<blockquote><p>Cam tavan sendromu</p>
<p>Kişisel gelişim kitaplarından sıklıkla anlatılan bir ´pire deneyi´vardır. Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiğini görür. Birkaçını toplayıp 30cm yüksekliğinde bir cam fanısa koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcakran rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama kafalarını tavanda ki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekara başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o seminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirşer.<br />
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavan cam kaldırılır. Zemin tekara ısıtırlı. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30cm zıplar! üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayızı ´hayat dersi´ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçmazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel(cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel(burada ´30cm&#8217;den fazla zıplanamaz´inancı) varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yaşadıklarına ´cam tavan sendromu´denir. İş dünyasında, özellikle kariyer planlama konuşmalarında yaygın olarak kullanılan bir deyimdir bu. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.<br />
Kendi hayatımızla o pirelerin hayatı arasında ne gibi benzerlikler var dersiniz? Sizin cam tavanınız ne kadar yüksek? Bu limiti kafanızı neye vura vura kendi kendinize koydunuz?<br />
Hepimizin bir cam tavanı var. Cam tavanımız, yükseklere tırmanmaya çalışırken karşılatığımız engeller, ´acı tecrübeler´ve başarısızlıklardan öğrendiğimiz, bize neyi yapamayacağımızı gösteren tavan limitlerimizdir. Bu tavan limtlerimizi öğrenirken ne kadar acı çekmişsek, o limitlere o kadar sadık yaşarız.<br />
hayatta gelebileceğinizi sandığınız en yüksek yer sizin cam tavanınızdır. Sizin için iç üst limitinizdir. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır.</p></blockquote>
<p>Bu alıntıya da birinci alıntıda yaptığım örnekleri verebiliriz lakin bu deneyle ilgilide söylemek istediğimi bir kaç şey var elbette <img src='http://www.gerekli.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Çocukken önüne konulan engellere takılan çocuk büyüdüğün de kendi kendine engel koyar ve bu örnekte anlatıldığı gibi kendine bir cam tavan yapar buda yaşadığı veya yaşatıldığı hayattaki aldığı darbelere göre kısa veya uzundur. Artık işe başlamadan yapamama ben der ve çekilir. ben beceremem, ben bilemem, elime gözüme bulaştırırım gibi içten sınırlarla dışına yansıtmadan pasif bir insan olarak yaşar. içinde derya haline gelmiş hayallerini sadece hayallerinde yaşayarak zıplamadan, koşmadan yaşar. Çünkü küçükken zıplamıştır ve büyükleri tarafıdan konulan engellere başını vura vura nasır bağlatmış artık o engeller kendi koyduğu enleller haline gelmiştir.</p>
<blockquote><p>Bu konuya ilgili yazarın bir sözünü alıntılamak istiyorum:</p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet, insanın potansiyelini kendinden çalıyor. Düşlerimizi çürütüyor. Özgüvenimizi eritiyor, cesaretimizi kırıyor. Aslanı kediye çeviriyor. Kazanımayı değil kaybetmeye katlanmayı öğretiyor.<br />
Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet yüzünden başarısızlık bölgesini vatanımız, zirveleri gurbetlerimizi gibi götmeye başlıyoruz. İçimizdekini söylemeyi değil, kendi kendimize söylemeyi öğreniyoruz. Sorumluluk almak yerine suçlamaya (ç)alışıyoruz. Başarısızlıklarımızın sorumluluğunu dışımızda arıyoruz. Kendi ayalarımızın üzerinde durmayı ve kendi kendimize yetebilmeyi beceremiyoruz.</p></blockquote>
<p>Kişilik ve yetiştirme/ yetiştirilme örneklerinden sonra birazda kendi iç alemimize dönelim ve sözü fazla uzatmadan bu yazımıza da son verelim inşallah..<br />
Öğrenilmiş çaresizlik dedik peki bizim ibaetlerimizde ki öğrenilmiş çaresizliklerimiz neler olabilir? En büyük öğrenilmiş çaresizlik olarak gördüğüm başörtüsü sorunu dışında..<br />
iman ve ibadet olarak ele aldığımızda, takva ile bu yolu zengilenştiriyoruz ve ilk taviz verdiğimiz de takvamız oluyor. peki takva nedemektir?</p>
<p>Allah&#8217;tan hakkıyla korkmaya &#8220;takva&#8221;, takvayı hayat felsefesi olarak benimsemiş, duygu, düşünce ve amellerini buna göre ayarlayan insana da &#8220;müttaki&#8221; denilir. İstikamet ise, hayatı Allah Rasulü&#8217;nün verdiği ölçülerde yaşayıp, ifrat ve tefritler içine düşmemeye denir. Müslüman, her davranışında olduğu gibi takvada da istikamet üzere olmalıdır. Takva adına Efendimiz (sas)&#8217;in belirlediği çerçevenin ötesinde bir kısım zorlayıcı unsurlar ortaya koymak ve pratikte de onları uygulamaya çalışmak şer&#8217;î sınırların dışına taşmak demektir.</p>
<p>Takva mü&#8217;mini süsüdür. Takva ile tasavvuf islamiyeti en güzel şekilde yaşamanın klavuzudur.<br />
Elbette ki bir mü&#8217;mini kendini övmesi doğru bir davranış değildir ama olmadığı halde de kendini yerin dibine sokacak kadar küçüktmmeside olmaması gereke birşeydir. Ben yapamam be kimi ki diyerek olduğu yerde sayar durur yoksa. Bir alimle, Allah dostuyla, ashab-ı kiramla kendimizi karşılaştıramayız ama onlar gibide olamam diyemeyiz. Onlarda insan, onlarında nefsi ve şeytanı var. Onlar nasıl o derecelere yükseldi ise bizlerde yükselebiliriz bi-iznillah. Yeterki isteyelim ve nefsimize şeytanın koymuş oldğunu tavanı aşalım, çünkü o tavan hissedilir bir tavan değil olmayan ama aklımızda bize varmışçasına gösterilen bir yanıltma..<br />
İmrendiğimiz bir sahabe veya alim, allah dostu, bir islam büyüğü de neden biz olamayalım? Olmaz böyle birşey diyebilecek var mı? Yoksa neden olamadığımızı düşünelim ve aklımza gelen işte bu yüzden olmuyor, olamıyor, olmaz dediğimiz herşeyi şeytanın bize koymuş olduğu engel olarak görelim ve düşmanımızın önümüze koyduğu engelin önünde yerimizde saymayı bırakalım inşallah&#8230;</p>
<p>Yazıma kitapta altını çizdiğim bir kaç cümle ile son vermek istiyorum:</p>
<blockquote><p>Çaresiz değilsin, çare sensin!</p></blockquote>
<blockquote><p>İç engelleri aşmak dış engelleri aşmaktan daha zordur çünkü iç engellerimizi göremeyiz.</p></blockquote>
<blockquote><p>Hayatta ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsun. Seçim senin!</p></blockquote>
<blockquote><p>Amacımız, imkanımızı mümkün, mümknü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır (Dr. Feldenkrais)</p></blockquote>
<blockquote><p>Hayatta bazı şeyleri bilmemek bazen çok büyük bir avantajdır!</p></blockquote>
<blockquote><p>İç bariyerlerini aşamayanlar, dış engelleri aşmayı denemez bile, denese de aşamaz. Çünkü kişi kendinde tutuklu kalmıştır.</p></blockquote>
<p>İnsanların dış engellerin üzerinden aşmasını engelleyen iç engelleridir ama iç engellerini göremedikleri için dış engellerini suçlarlar.<br />
Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım sıkmamışımdır ve öğrenişmiş çaresizliklerinizi gün yüzüne çıkarmaya vesile olabilmişimdir. Gözlerinize sağlık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
