<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerekli Şeyler... &#187; güven</title>
	<atom:link href="http://www.gerekli.org/etiket/guven/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gerekli.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 09:56:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Biri Güven mi Demişti?!</title>
		<link>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 14:57:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görmek Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[Biri Güven mi Demişti]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir olmak]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[-    Anneciğim bu Cuma arkadaşımın doğum günüymüş. Beni de çağırdı gidebilir miyim? -    Kim bu arkadaşın? -    Aslı tiyatro klubünden bir arkadaşım, evi de okula çok yakın. Gidebilir miyim? -    Arkadaşını tanımıyorum ve ailesini de hem o gün senin kursun yok mu? Ve biz doğum günü kutlamıyoruz biliyorsun gitmemen daha doğru olmaz mı? -    Evet. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/biri-guven-mi-demisti.jpg"><img class="size-medium wp-image-873 aligncenter" title="biri-guven-mi-demisti" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/11/biri-guven-mi-demisti-257x300.jpg" alt="biri-guven-mi-demisti" width="257" height="300" /></a></p>
<p>-    Anneciğim bu Cuma arkadaşımın doğum günüymüş. Beni de çağırdı gidebilir miyim?</p>
<p>-    Kim bu arkadaşın?</p>
<p>-    Aslı tiyatro klubünden bir arkadaşım, evi de okula çok yakın. Gidebilir miyim?</p>
<p>-    Arkadaşını tanımıyorum ve ailesini de hem o gün senin kursun yok mu? Ve biz doğum günü<br />
kutlamıyoruz biliyorsun gitmemen daha doğru olmaz mı?</p>
<p>-    Evet. Tamam anneciğim haklısın.</p>
<h2>***</h2>
<p>-    Geçen gün bizim birader anlatıyordu. Bu pastaların içine Antep fıstığı diye bezelye öğütüp koyuyorlarmış&#8230;</p>
<p>-    Valla ha mı yaw</p>
<p>-    Ben de biraderin yalancısıyım valla ama bu devirde herkes kendisini düşünüyor. Milletin sağlığını düşünen yok</p>
<p>-    Haklısın valla be&#8230;<span id="more-872"></span></p>
<h2>***</h2>
<p>-    Duydun mu kız?</p>
<p>-    Neyi?!</p>
<p>-    Cevriye anlattıydı geçen. Okulda ailesinin az ilgilendiği, ya da çocuğuna güvenen çocukları tespit ediyorlarmış. Çocuklarına onlarla arkadaşlık yapmalarını söyleyip, evlerine davet ettiriyorlarmış.</p>
<p>-    Eee!</p>
<p>-    Sonrada evlerinde putların olduğu odalarda ağırlayıp, hrıstiyanlıktan bahsediyorlarmış.</p>
<p>-    Hadi canım. Yok daha neler&#8230;   – Kız yaparlar mı dersin.</p>
<p>-    Valla anacım bu devirde kimseye güven olmaz. Camdan baktırmayacaksın çocuğu camdan.</p>
<p>-    Haklısın kız (dehşete kapılmış bi şekilde)</p>
<p>-    Ah anacım ah eskiden biz sokaktan eve girmezdik, böylemiydi zaman.  Hiç kimseye güven olmuyor, arkadaşı diyorsun neler yapıyor. Görüyormusun.</p>
<p>-    &#8230;</p>
<h2>***</h2>
<p>(Okulda andımız öncesi müdür beyin konuşması&#8230;)</p>
<p>-    Sevgili öğrencilerimiz, sayın velilerimiz, okul içinde ve etrafında bilmediğimiz kişilerden yiyecek ve içecek mamuller almayınız. Size verilen ikramları kabul etmeyiniz. Okula geliş gidişlerde çocuklarınıza eşlik ediniz.</p>
<p>(Arka tarafta sırada ki çocuklar&#8230;)</p>
<p>-    Hacım be bundan sonra bana kraker felan verme bak ne diyo müdür bey.</p>
<p>-    He ha ho&#8230; he valla lan! Sende senden su istersem verme sakın.</p>
<p>-    Tamam lan.</p>
<p>-    Söyleyelim yarında annemiz elimizden tutup getirsin okula hacım.</p>
<p>-    Ha ha&#8230;</p>
<p>(Diğer bir grup&#8230;)</p>
<p>-    Yaa şu yaya geçitinde yaya ışıklarının görevini yapan polisler ne işe yapıyor</p>
<p>-    Nasıl yani?!</p>
<p>-    Madem böyle bir korkuları var önce bunun önlemini alsınlar bu ne kardeşim yaa!</p>
<p>-    Evet yaa nerden de geliyor aklına kızım böyle şeyler.</p>
<p>-    Sizin aklınıza nasıl gelmiyor bende buna şaşırıyorum.</p>
<p>-    Hönk &#8230;</p>
<p>(Bahçe dışında bekleşen tedirgin veli topluluğu&#8230;)</p>
<p>-    Evet  evet haklı müdür bey</p>
<p>-    Kesinlikle haklı!</p>
<p>-    Ya eve gitmeyip çocukları burada bekleyip göz kulak mı olsak. Benim kız bilmez öyle şeyler güvenir alır.</p>
<p>-    Aaa Nihan hanım sizde nasıl terbiye veriyorsunuz. Bu devirde ana babaya bile güven olmaz. Hiç kimseye güvenmeyeceksin hiç kimseye..</p>
<p>-    Hönk &#8230;</p>
<h2>***</h2>
<p><em>Güvenilir insan ol ama güvenme!<br />
Herkes seni güvenilir bilsin, emin bilsin ama sen kimseye güvenme!<br />
Bu çağda, bu zamanda kimseye güven olmuyor be kardeşim!<br />
Güven duygusu aşılanmayan bir toplumdan güvenilir olunmak nasıl beklenir ki<br />
Güvenmeyen güvenilirse olmaz. Güvenmiyorsa kendisine de güvenilmesini nasıl bekler ki&#8230;</em></p>
<p><strong>Sonrada&#8230;</strong></p>
<p>-    Nasılsa güvenmiyorlar kardeşim, neden güvenilir olmaya çalışayım ki. Battı balık yan gider.</p>
<p>-    Hem demiyorlar mı bu devir böyle diye. O halde çağa ayak uydurmak lazım. Sonra taş devrinden mi kaldın demesinler&#8230;</p>
<p>-    Haklısın hacım yaa..</p>
<p>-    Olum lan bu devirde hele hacı hocaya hiç güven olmaz. Hacıyım ayağına yatıp yemedikleri halt kalmıyor.</p>
<p>-    Haha! Valla lan bizde mi gitsek hacca</p>
<p>-    Nasıl yani olum</p>
<p>-    O zaman güvenilenler kategorisine girer saman altından su yürütürüz bizde. İş bitince çıksa da yüzümüz ortaya. Biz işimizi görmüş ortadan tüymüş oluruz çoktan.</p>
<p>-    Valla lan. Olum sende bu zeka olduktan sonra daha neler yaparız biz seninle</p>
<p>-    Hehe&#8230;</p>
<p><strong>***</strong><br />
-    Kız Ayten bu gece için izin aldın dimi?</p>
<p>-    Tabi kızım ne sandın sen arkadaşını? Almaz mıyım! Bir hafta önceden düşündüm ne yalan söylesem de süphelenmesinler diye.</p>
<p>-    Hihi. Ne dedin kız. Yediler mi?</p>
<p>-    Yediler kızım. Bana güvenleri sonsuz ne dersem inanıyor bizimkiler. Bi bilseler onları işlettiğimi &#8230; &#8230;</p>
<p>-    Aman kız şeytan kulağına kurşun. Tahtaya vur tahtaya..</p>
<h2>***</h2>
<p><em>Biri güven mi demişti?<br />
Güvenmek mi? güvenilir olmak mı?<br />
İyi evlat yetiştirmek mi? güvenilen, sadık&#8230;</em></p>
<p><em>Her gün aynaya kaç kere bakıyorsunuz?<br />
Bu sefer kendinize gerçekten bakın aynada.<br />
Ama kaşınıza, gözünüze değil, kalbinize, gönlünüze..</em></p>
<p><em>Ne kadar güvenilirseniz o kadar güvenirsiniz<br />
Ne kadar güvenirseniz o kadar güvenilirsiniz</em></p>
<p><em>Ahir zaman hastalıkları bir değil bin çeşit<br />
Yaralar bir çeşit değil bin çeşit<br />
Ve aslında hepsinin şifası, reçetesi bir<br />
<strong>Kuran ve Sünnetullah&#8230;</strong></em></p>
<p> <br />
10.11.09 / Zeynep&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/biri-guven-mi-demisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları</title>
		<link>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/</link>
		<comments>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 08:48:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okumak Gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[geliş]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey seninle başlar]]></category>
		<category><![CDATA[öğren]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik Psikolojisi İçerisinde Uzun Süre Yaşayan İnsanların Ortak Davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[T.H.Y]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin başarısı da senine başlar]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gerekli.org/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar,   “Her şey seninle başlar” kitap tahlilinin bu başlığında öğrenilmiş çaresizlik ve atalet kültüründe uzun süre yaşayan insanların davranışlarında göze çarpan bazı karakteristik özellikleri inceleyeceğiz.  Yazar bu tespiti yaparken “Türk Usulü Başarı” kitabında yaptığı araştırmaların verilerini de kullanmış.   Türk insanının başarıya ulaşmasına engel olan bazı olumsuz özellikleri ile öğrenmiş çaresizlerin özellikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="her-sey-seninle-baslar" src="http://www.gerekli.org/wp-content/uploads/2009/04/her-sey-seninle-baslar-150x150.jpg" alt="her-sey-seninle-baslar" width="150" height="150" />Selamun aleyküm arkadaşlar,</p>
<p> <br />
“<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=98287&amp;sa=39468049">Her şey seninle başlar</a>” kitap tahlilinin bu başlığında öğrenilmiş çaresizlik ve atalet kültüründe uzun süre yaşayan insanların davranışlarında göze çarpan bazı karakteristik özellikleri inceleyeceğiz.  Yazar bu tespiti yaparken “<a href="http://www.kidap.com.tr/turk-usulu-basari-mumin-sekman-k21051.html">Türk Usulü Başarı</a>” kitabında yaptığı araştırmaların verilerini de kullanmış.</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Türk insanının başarıya ulaşmasına engel olan bazı olumsuz özellikleri ile öğrenmiş çaresizlerin özellikleri arasındaki benzerlik bakalım dikkatinizi çekecek mi?</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe –<a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Beş maymun öyküsü</a>nde ki gibi- ‘kendi yapamadığını başkalarına da yaptırmama’ davranışı çok yaygındır. Aynı şekilde düşündüğünü yapmama (fiziksel atalet) ve yaptığı üzerine düşmeme (zihinsel atalet) hali sık görülür.</p>
<p><span id="more-475"></span></p>
<p>Hayatındaki eksik ve yetersizliklerden dolayı başkalarını suçlama eğilimi bir diğer özelliktir. Pozitif yerine negatif düşünme eğilimi baskındır. Kişiler bir mum yakmak yerine karanlığa küfretmeyi, çözüme dönük düşünmek yerine sorunu köpürtmeyi tercih ederler.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe kurtarıcı bekleme eğilimi yaygındır. Genç kızlar beyaz atlı prens, dindarları kurtarıcı(mehdi), erkekleri kendisine ‘babalık’ yapacak politikacı ya da patron bekler.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe komplo teorilerine dayanan düşünme biçimi yaygındır. Sonuçlara değil, gizli niyetlere bakılarak yorumlar yapılır. Sosyal olaylar akılla analiz edilmez, ‘provokasyon’ ve ‘dış güçlerin oyunu’ gibi laflarla açıklamaya çalışır.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe bilimsel düşünmek, neden-sonuç ilişkilerine inanmak yerine şansa ve tesadüfe inanma eğilimi fazladır. Bu kültürde insanlar geleceklerini bu gün yaptıklarıyla şekillendirdiklerine inanmadıkları içi, falcılar gelecek bilimcilerden daha makbuldür.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe geçmiş merkezli yaşama anlayışı yaygındır. Dikiz aynasına bakarak ileri doğru gidilmeye çalışılır! Geçmiş merkezli yaşamak yüzünden düşmanların süresi daha uzun olur. Ülkeyi canlılar değil, ölüler yönetir! Geleceğe hazırlanmak yerine geçmişin problemlerini tartışmak tercih edilir.50 yıl önce Afrikalıklar da Avrupalılar da savaşıyorlardı. Afrikalılar hala ‘dedenin kanını yerde koma oğul’ anlayışıyla savaşmaya devam ediyor. Avrupalılar ise geçmişi unutmuş, birlikte (AB) geleceği inşa ediyorlar. Geçmişi ne unut, ne büyüt.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe başarının kişinin kendi ellerinde olduğuna inanılmaz. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, kişiler yetenek yerine ilişkilerine dayanarak yükselmeye çalışır. Bu da bağımlı başarılara neden olur. İkincisi, başarılı kişiler takdir edilmek yerine kıskançlıkla karşılanır. Başarını şans ve bazı ilişkilerle geldiğine inanıldığı için kişinin onu hak etmediği düşünülür.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik toplumlarında insanlar enerjilerini gerçekleşmesi kendi ellerinde olan hedeflere harcamazlar. Kendi işlerini iyi yapmak yerine, başkalarının neyi iyi yapamadığını görür, eleştirirler. İnşaat işçileri iyi evler yapmak yerine memleketi kurtarmaya çalışır, politikacılar ülkeyi en iyi şekilde yönetmek yerine inşaat işleri yapmaya çalışırlar!</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe günlük konuşmalarda sık sık, “Böyle gelmiş, böyle gider”, “Bunu yapsan ne değişecek ki” gibi sınırlayıcı genellemeler kullanılır. Kendini küçük görme, özgüven düşüklüğü ve buna bağlı olarak elinden gelenin en iyisini yapmama eğilimi yüksektir.</p>
<p> <br />
Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe deneyime dersten daha fazla değer verilir. “Biz babadan böyle gördük” anlayışı egemendir. Yenilik ve öğrenme yerine, mevcut alışkanlıkları tekrarlama eğilimi yaygındır. Babadan öğrenilmiş sınırlayıcı genellemelere sadakatle bağlanılır, akademik çalışmalar ‘en iyi yaşayan bilir’ denilere önemsenmez, okulda öğrenilenler küçümsenir.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe paranoya psikolojisi egemen olduğundan dünya dost-düşman ekseninde algılanır. Tarihten alınan dersler dahi düşmanlık ve intikam doludur. Korku kültürü egemendir. İnsanları pozitif idealler değil, negatif korkular ‘birlik ve beraberlik’ içinde tutar.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe imalı iletişim ve ‘karından konuşma’ çok yaygındır. Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde yaşayanlar arasında alınganlık çok yaygındır. Kişiler demek istediklerini açıkça söylemek yerine, ‘O kendini biliyor,’ imalarına yönelir, kızına bir şeyler söyleyerek gelinine bir şeyler anlatmaya çalışır. Ahmet Haşim “Türk söylemez, söylenir,” deyişiyle bunu anlatmaya çalışır.</p>
<p> </p>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinde proaktif motivasyon yerine reaktif motivasyon tarzı egemendir. Birçok iş pozitif düşünce gücüyle değil, nefret edilen birinin ‘inadına’ başarılır. Kişiler, birileri tarafından aşağıladığı için yükselir. Komşuya kızılıp ev sahibi olunur. Öfkenin enerjisiyle ‘hır yaparak’ başarıya ulaşır. İçten değil, dıştan motive etmeli insanlar çoğunluktadır. Aynı şekilde iç disiplin değil, dış disiplinle iş görme anlayışı egemendir. Başta çavuş olmadan iş yapılmaz.</p>
<p> </p>
<p>Eğer bu ülkede yaşıyorsanız, kariyerinizi bu topraklar üzerinde kuruyorsanız, bu ‘acı’ gerçekleri bilmeli ama teslim olmamalısınız. Bu ülkeden hayat ‘Türk Usulü’ çalışıyor. ‘Türk usulü iş yapma’ ile ilgili yaptığım esprili tespitlere ve bazı ‘acı gerçeklerimizi’ anlatmama bakıp benim bu ülkeye inanmadığımı düşünürseniz yanılırsınız.</p>
<p> </p></blockquote>
<p> <br />
Yazarın kendi araştırmalarıyla atalet ve çaresizliği öğrenenlerin, bir iş yaptığında başaramayan kişilerle aralarında ki benzerlikleri inceledik. Yalnız benim tam olarak katılamadığım bir yer var belki de çok fazla bir siyasi bilgimin olmayışından katılmamış olabilirim sizlerinde bu konuda ki fikirlerini merak ediyorum? Takıldığım yer ise;</p>
<blockquote><p> <br />
Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe geçmiş merkezli yaşama anlayışı yaygındır. Dikiz aynasına bakarak ileri doğru gidilmeye çalışılır! Geçmiş merkezli yaşamak yüzünden düşmanların süresi daha uzun olur. Ülkeyi canlılar değil, ölüler yönetir! Geleceğe hazırlanmak yerine geçmişin problemlerini tartışmak tercih edilir.50 yıl önce Afrikalıklar da Avrupalılar da savaşıyorlardı. Afrikalılar hala ‘dedenin kanını yerde koma oğul’ anlayışıyla savaşmaya devam ediyor. <span style="color: #ff0000;">Avrupalılar ise geçmişi unutmuş, birlikte (AB) geleceği inşa ediyorlar.</span> Geçmişi ne unut, ne büyüt.</p>
<p> </p></blockquote>
<p>Bu satırlardaki kırmızı renkle işaretlenmiş yerler. Avrupalılar ya da Dünyaya hakim olmak isteyenler diyelim, gerçekten de geçmişlerini unutmuş ve geleceği yani dünyanın geleceğini “Dünya insanları” için daha güzel ve yaşanabilir bir yer yapmak için mi, çalışıp birlikte geleceği inşa ediyorlar. Yoksa kendi rahatları ve kendi gelecekleri için mi???</p>
<p> <br />
Yazarın konunun sonunda;</p>
<p> </p>
<blockquote><p>Eğer bu ülkede yaşıyorsanız, kariyerinizi bu topraklar üzerinde kuruyorsanız, bu ‘acı’ gerçekleri bilmeli ama teslim olmamalısınız. Bu ülkeden hayat ‘Türk Usulü’ çalışıyor. ‘Türk usulü iş yapma’ ile ilgili yaptığım esprili tespitlere ve bazı ‘acı gerçeklerimizi’ anlatmama bakıp benim bu ülkeye inanmadığımı düşünürseniz yanılırsınız.</p></blockquote>
<p> <br />
Cümlelerine karşılık yazmış olduğu başlığı da sizlerle paylaşıp yazıma son vereceğim inşallah. Kendi ülkesine güvenmeyen bir insan toplumunun psikolojik sorunlarını araştırıp çözüm yolları sunmazdı elbette&#8230;</p>
<blockquote><p> <br />
<strong>Türk, öğren, geliş, güven!</strong></p>
<p>Ben bu ülkeye inananlardanım. Yanlışlarımızı söylemem, doğrularımızı görmemi engellemiyor. Ben de bir Türk olduğum için, yaptığım espri yada eleştiride kendimi gösteriyorum! Kendi hatalarımıza gülebilmemiz kendimize güvenmemizi gösteriyor. Dünyayı gezdim, kararımı verdim,Türk olmak güzel şey!</p>
<p>Ben de sizin gibi inanıyorum ki, Türkiye şuanda dünya liginde gelebileceği en iyi yerde değil. Ataletimizi ve öğrenilmiş çaresizliğimizi yendiğimiz de sıralamadaki yerimizin değişeceğine eminim. Biz bu alt sıralara ait değiliz, daha üst liglerde asırlarca yaşadık. Onlarca farklı milleti yüzyıllarca yönettik. Bir kez yapabilen, bir kez daha yapabilir. Tarihin tahterevallisinden yükselme sırası bir gün tekara bize gelecek!</p>
<p>Galatasaray’ın UEFA kupasını kazandığı maçlarını evimde değil gidip varoş kıraathanelerinde izledim. Yabancılar karşısında elde edilen başarıların psikolojisini ‘doğal ortamında’ gözlemek istedim. Gördüm ki, Türk insanının içindeki başarılı olma isteğinin şiddeti en büyük sermayemiz.</p>
<p>Yükselmek için T.H.Y (Tutku, Hedef, Yetenek) şarttır. Tutkumuz yeterli, şimdi bu tutkuya bir hedef göstermek gerek. Bir de işlerini dünya standardında iyi yapan yetenekte insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Bu rüyaya inanıyorsanız, kendinizi başarılı yapmakla işe başlayın. <span style="text-decoration: underline;">Türkiye’nin başarısı da senine başlar!</span></p>
<p>Son dönemde Türkiye’den sık sık ‘Dünya çapında’ işler başaran insanlar çıkmaya başladı. Başarılı insanlar üzerindeki ‘Dünya çapında başarılı değilsen, başarılı değilsin’ baskısı bile gelecekteki ilerlemenin işaretidir.</p></blockquote>
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote><p> <br />
Konuyla İlgili Dğer Başlıklar;</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gerekli.org/kisisel-gelisim-ne-zamandan-beri-vardi/">Kişisel Gelişim Ne Zamandan Beri Var?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-sendromu/">Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu….<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/caresizlik-nasil-ogrenilir/">Çaresizlik Nasıl Öğrenilir?<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/boyle-gelmis-boyle-gider/">Böyle Gelmiş, Böyle Gider!<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlige-karsi-ogretilmis-caresizlik/">´Öğrenilmiş´ Çaresizliğe Karşı, ´Öğretilmiş´Çaresizlik…<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/gizli-ogrenme-yoluyla-edinilmis-caresizlik/">`Gizli Öğrenme´Yoluyla Edinilmiş Çaresizlik<br />
</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-ve-kamyon-arkasi-yazilari/">`Öğrenilmiş Çaresizlik´ve Kamyon Arkası Yazıları…</a></li>
<li><a href="http://www.gerekli.org/hayatimiz-ogrenilmis-caresizlikler-antolojisi/">Hayatımız Öğrenilmiş Çaresizlikler Antolojisi… </a></li>
</ul>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gerekli.org/ogrenilmis-caresizlik-psikolojisi-icerisinde-uzun-sure-yasayan-insanlarin-ortak-davranislari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
