dogru-dusunmekTeknoloji dünyası… Gidişat öyle ki dünyamız teknoloji dünyası olacak. Belkide oldu. Hayat teknolojik, insanda teknolojik olacak belkide. Memnunum aslında böyle olmasından bir bakıma ama memnunda değilim ayrıca. Karmaşık… Dönüp bakıyorum, neler gidiyor hayatımızdan, neler geliyor hayatımıza ? Hangisi daha fazla, hangisi daha baskın ? Bişeyler katıyormu bu “Yeni Dünya” hayatımıza, yoksa hayatımızımı alıyor aslında ?

Gerçek dünyada teknolojinin yeri yadsınamaz elbette, hayatımızdan çıkarmamızda mümkün değil. Beni asıl korkutan kendi dünyamıza bunun yansıması nedir ? Çokmu fazla, bizi almış götürmüşmü belirsiz yerlere ? Yoksa biz kontrol edebiliyormuyuz kendimizi ?

Düşünüyorum, ben teknolojinin bilgisayar ve internet kısmıyla ilgilendiğim için bu yerden gireceğim konuya. Bazen öyle dalıp gidiyorum ki, geri dönmem çok zor oluyor. İnanın uzun süre çok dikkatlice uğraştıktan sonra bırakınca boşlukta gibi hissediyorum, beden sağlam ama kafam yorgun, bir bıkmışlık, bir bezginlik hali sarıyor beni. Bu durum bendemi böyle sadece yoksa herkes yaşıyormu bilmiyorum ama pekte hoş bir duygu değil. Sanırım konuyu dağıtacam bu gidişle, az kaldı giriyorum.

Net alemi dedik, nedir bu net alemi ? Sıkı durun, tanımlıyorum. İnsanların her gördüğüne inandığı, netten dolma (kulaktan dolma gibi bişey) her fikri hayat felsefesi haline getirdiği, arkasında durduğu ama aslında neye hizmet ettiğini bilmediği fikirleri barındıran, fikri olmayana her türlü fikirler sunan, fikri olanın patavatsızca fikrini savunduğu, bazen beni dehşete düşüren çıkılması zor bir girdap… Bu tanım öylesine uzatılabilir ki. Herhalde bilinçsiz kullanıcılara hitap eden bir tanım olduğunu söylememe gerek yok. İnsan okudukça, gördükçe hayrete düşüyor. Yapılanlar, yazılanlar o kadar dehşet verici ki. Yazılanlar yazandan bağımsız, yazanlar hayattan. Herhangi bir değer içermeyen öylesine yazılar var ki ben bile burada yazma cesareti buluyorum.

Böyle bir konuya nerden geldim. Geçende feysbukta şu sıralar gündemde olan bir derneğin başında olan bir hanımın “fan kılab”ı (link verecektim ancak ne anlama geldiği benim gugılımda yazmıyor) açılmış. Üye sayısını hatırlamıyorum, belkide hatırlamak istemiyorum. Arkadaşım anlattı, “bir baktım ki listemden bir sürü kişi üye olmuş o “fan kılab”a. Aklımda geçenleri hemen arkadaşıma söyledim, sizede söyleyeceğim. “Eminin onların %99 u bu derneğin ne olduğunu, neye hizmet ettiğini, şu anda hangi dedikodulara alet olduğunu, bu derneğe başkanlık yapanın kim olduğunu, şu ana kadar ne yaptığını bilmiyordur. “Marjinal” olabilmek adına “fan”ı olmuşlar. Üzüldüm, sevindimde. Üzüldüm bunca düşünmekten ve görmekten aciz insan (çoğu genç) olduğuna. Sevindim onların arasından olmayan milyonlarca insan olduğuna. Düşünebilenlerden biri olan arkadaşım onlara, o kadın ile alakalı ufak bir yazı göndermiş. O yazıyı gönderdikten sonra listesinde o fan kılaba üye olan herkes üyeliğini silmiş. Bu durum neyi gösteriyor ? Zerre bilgisi olmadan, yemek yerken açık olan tv den kulağına dolmuş olan bir bilgiyle oraya üye olunmuş. Bu sadece düşünemediğimize bir örnek, bu ve bu gibi örnekler gugılı sallasan ellisi :) (Bu tarz iğrenç esprileri seviyorum, beni affedin :) ) Birbirine tamamen zıt iki fikrin aynı insanda barındığını görmek ne ilginç. İnsan deli oluyor. Ancak doğru olan deli olmak değil, anlatmak, öğretmek. “Senin neyine öğretmek” diyorsanız, en azından karınca misali olmak iyidir sanırım.

Yine gece vakti yazdım, demek ilham gece geliyor bana. Az önce nette gezinirken gördüğüm bir yorum sonrası aklıma gelen bazı üzücü durumları toparlayıp anlatmaya çalıştım. Söyleyin haksızmıyım ?

Okuduğunuz için teşekkürler, gözlerinize sağlık.

Veysel KALENDER – 03.05.2009

Yorum Yap