Merhaba arkadaşlar. Gecenin bu saatinde sizinle bir sevincimi paylaşmak istiyorum. Daha önce buradan sizinle apandist ameliyatımla ilgili birşeyler paylaşmıştım. Ameliyattan bu yana normal olarak yeşil sahalardan uzaktım. Sahalar beni, ben sahaları özlemiştim. İşte bu fani hasret bugün sona erdi. Dün saat 23:00 da yeşil sahalara adımımı attım. Hamdolsun bir sorun çıkmaksızın maçı tamamladım. Herhangi bir ağrı olmadı, bir sıkıntı çekmedim. Ancak 2 aydır ilk defa koştuğum için şu anda bu yazıyı bacaklarımda müthiş bir ağrıyla yazıyorum. Değerinizi bilin
Sevincim sahalara dönmek değil aslında, Allah’ın izniyle sağlıklı hayatıma geri dönebilmek elbette. Çok şükür, teşhis, tedavi ve iyileşme dönemi sorunsuz geçti. Artık maç oynayabildiğime göre iyileşmişim tamamen sanırım. Rabbim yardım etti ve iyileştim.
Şükretmemiz gereken o kadar çok şey var ki. Bunlar saymakla bitmeyeceği gibi, şükretmeklede kafi gelmez. İnsan onca nimet arasında olmasına rağmen akıl almaz bir şükürsüzlük içerisindeyken, kafası bir yere çarptığında şükür dilinden eksik etmiyor. Rabbim sabırlı çok şükür, şefkat tokatlarıyla kendine gelmesini istiyor. İnşallah bende hakkıyla şükredenlerden olurum. Kaybetmeden değer bilenlerden olurum inşallah.
Perşemde günü bir yakınımın teyzesi vefat etti. O zamandan beri derin düşüncelere dalıyorum. Ciddi manada üzüldüm. Ruhumu, aklımı ve mantığımı daha uyumlu ve maneviyat açısından daha güçlü hale getirmek isteğindeyim. Rabbim kapılarını açar inşallah ki her zaman isteyene açık olduğunu bilmekteyiz. Şu ana kadar okuduğunuz üzere daldan dala atlamaktayım. Herhangi bir konu belirlemeden yazıyorum.
Teyzemizin vefatından bahsettik. Onun ölümü beni derinden etkiledi. Anlatmak ne kadar doğru bilmiyorum ancak anlatacağım. Teyzemiz öleceği gün şöyle demiş: “Ben bugün öleceğim, çocukları çağırın”. Bir uyuyup bir uyanıyormuş. Birşeyler söyleyip yatıyormuş tekrar. Ölümü yaklaştığı zamanlarda uyanmış ve üzerini silmeye başlamış. Üzerini silerken şöyle diyormuş “Bu pembe ve kırmızı gülleri kim atıyor üzerime ? Hiçbirinede tutamıyorum” . Ardından yine uyumuş ve tekrar uyandığında elini göstererek “Bakın, ne güzel bu kırmızı gül, ne kadar güzel değil mi ?” şeklinde konuşmuş. Dinlediğimde tüylerim diken diken oldu. İnşallah çektiği onca sıkıntıdan sonra böyle güzel bir ölümle cennet bahçeleri nasip olur ona. Ölüm çok yakın, ceset ölmeden Hak yolunda kullanmak gerek. Ruhu ise O’nun yoluna adamak gerek.
Daldan dala atladık ama içimizden geleni yazdık. Okuyanların gözlerine sağlık. Tekrar yerine gelen sağlığımın sevincini ve etkilendiğim bir ölümü sizinle paylaşmak istedim. Allah razı olsun.
Vesselam.
Veysel KALENDER – 02.05.2009

Tekrar başınız sağolsun hocam..
Ölüm ne kadar soğuk ve uzak duruyor
Bazen verilen selaları bile duymuyor kulaklarımız
Kiminin ciğeri yanarken sevdiğinin vuslatına kimi o anda başka dünyalık işlerle meşgul oluyor. Dediğiniz gibi Rabbimin sonsuz ninetlerine karşın bi o kadar sonsuz şükürsüzlük var ve başımıza geldiğinde minik bir şükürler olsun!
Teyzemiz ne kadar mübarek bir insanmış ki güllerle karşılanmış vuslat yolunda.. çektiği tüm sıkıntılar var ise günahlarına keffaret olsun inşallah..
Rabbim Güllerin Sultanı Rasulullah efendimize komşu eylesin..
Okuduğumda tüylerim diken diken oldu Rabbim ibret alıp, hakkı yaşayanlardan eylesin cümlemizi.. Paylaştığınız için Allah razı olsun..
***
Size de tekrar geçmiş olsun Rabbim bir daha göstermesin..
Rabim hakkıyla şükredip, kendisine layık kul habibine layık ümmet olarak yaşamayı, yaşatmayı nasib etsin..
vesselam…